Yenilenen Mabedimizde İlk Derbi

Yeni stattaki ilk derbiydi ama bence maçın öne çıkan olayı rakip taraftarın tribünlere alınması oldu. Ne yazık ki yönetimin deplasman yasağının kaldırılmasında misyon üstlendiğini düşünerek attığı adım, elimizdeki avantajlardan birinin rakibe teslim edilmesi sonucunu doğurdu. Daha önce de dediğim gibi, yeni uygulamaların ilk kerizi yine biz olduk.

Bir şehir efsanesi var “eskiden ne güzel taraftarlar beraberce maç seyrederlerdi” diye. Ben 70’lerin ortalarından bu yana iki tarafın birbirine taş, şişe yağdırmadığı bir derbi hatırlamıyorum, öncesine de yaşım yetmiyor. Bu, deplasman yasağının yanında olduğum anlamına gelmesin. Karşı olduğum, böyle kritik bir maçta rakip seyirciye izin verilmesi ve karşılığını alacağımıza emin olamamam. Seyrantepe’deki deplasmandan önce birden bire yasak yeniden başlayabilir, böyle kaos ortamlarını yaratmayı becermede usta (!) bir rakibimiz var.

Bizim tribünümüz 2012’den beri eski gücünde değil, passolig belasıyla birlikte de iyice darbe aldı. Deplasman tribünlerinin ev sahibine göre çok daha ateşli olduğu gerçeği de eklenince, dün gördük ki 2 bin kişi neredeyse kalan 38 bin kişiyle aynı etkiyi yarattı. G.saraylı oyuncular da özellikle ilk dakikalarda ayakları titreyen rakiplerin aksine büyük bir özgüvenle oynadı maçı.

Bu özgüvenle beraber, ilk dakikalardan itibaren bir Anadolu takımı gibi vakit geçirmeye çalışan, başarı için herşeyin mübah sayıldığı bir kültürden gelen rakibimiz, hakemin de kendilerine yardım etmesi ve ilk ataklarında kornerden gelen bir şans golüyle inisiyatifi ele geçirdi.

İlk yarıda bizdeki sorunlara bakarsak, ilk gözüme çarpan Atiba-İnler-Oğuzhan üçlüsünün işlememesi oldu. Üçü de kolay kolay vazgeçilebilecek futbolcular değil, ancak ya beraber oynamayı öğrenecekler ya da biri feda edilecek. Quaresma zaten kötü bir maç oynadı ancak daha kötüsü, maçın 20. dakikasında sanki 85. dakikayı oynayan bir futbolcu gibi görünmesiydi. Cenk ve Olcay etkisiz, Gökhan Gönül henüz eski halinden uzaktı.

Devrenin sonunda komple bir takım savunması hatası yaparak ikinci golü de yedik ve soyunma odasına en kötü senaryoyla gittik.

golsevincibjkgs

İkinci devre, rakibimiz “Anadolu takımı” çizgisini bozmadı, “G.saray geri çekildi, skoru korumaya kalkıştı” falan diyenleri duyuyorum, ilk dakikadan itibaren aynıydılar.

Biz Talisca’yla Ebubekir’i sürdük sahaya ve eskisi gibi olmayacağına kesin gözüyle baktığımız kapalı da eski günlerini hatırlatacak şekilde başladı susmamacasına “sevdik, gönül verdik…” diye. Eksiklerimiz vardı yoktu ayrı konu ama açık olan sahada da tribünde de maçı çevirme hırsı vardı.

Tribün durmadı, bize ceza yazdıran bestelerden biriyle devam etti, bu tür tezahüratlar başlayınca “dur, ey” diyenler de bir şey demedi bu sefer, bugün olmayacaktı da ne zaman olacaktı.

Bu arada hakem ne yaptı? Her hakem gibi ne Kadıköy’de ne de Seyrantepe’de yapamayacağı şekilde yönetmeye devam etti maçı. Sanırım tam 13 dakika çalmış G.saraylılar maçtan. Hakemi bunun için başkaları da eleştirmiştir ama ben bir tek Fenerli Oğuz Çetin’den duydum, hepimizin sevdiği Güntekin Onay bile “adil maç yönetti” demiş. Maçtan 13 dakika çalınmasına göz yuman ve aynı zamanda adil olan bir hakem!!!

Umutların azalmaya başladığı dakikalarda Quaresma hayırlı bir korner attı, Marcello’yla Talisca kararttılar ceza sahasını ve çok iyi vurdu Marcelo.

İlk golden 5 dakika sonra yine hayırlı bir korner attı Quaresma, üstelik ilk anda saçma geldi hepimize kalenin çok uzağına doğru. Birkaç kez ileri geri oynanan top, Tosic’in akıllı bir darbesiyle içeri doğru yöneldi ve benim önce ayak-bacak köşesiyle vurduğunu sanarak hakkını yediğim, Iğdır Beşiktaş’ın ısrarları sonucu doğrusunu anladığım, Cenk’in harika sol plasesiyle ağlara gitti. 

İronik olarak, hep tartışılan stoperlerimizin bir gol bir asistiyle cehennemden çıkmış, dünyaya dönmüştük. Maçın başında hiç birimizin kabul etmeyeceği, fakat devre arasında hepimizin kurban keseceği beraberliği yakalamıştık.

Son saniyede az daha cennete de giriyorduk; oyunda bana pek umut vermeyen Fabricio kaleyi çok iyi kapatınca, yiyebileceğimiz bir gol Adriano’nun harika pasıyla atabileceğimiz bir gol pozisyonuna dönüştü. Ancak çok avantajlı olmasına rağmen Quaresma gerekli patlayıcı koşuyu yapıp kalecinin burnunun dibine giremedi. Yine de yapabileceği bir pozisyonu buldu ama yapamadı golü, her zaman olduğu gibi.

q7uzgun

İlk 5 haftaya bakınca, bu sezon G.saray direkt rakibimiz olacak gibi duruyor. O yüzden 0-2’den 2-2’ye gelerek alınan bir puan bence üç puan değerinde aslında. Bunu yanında, yenilenen stadımızda bizi ilk yenen, üstelik ilk derbide yenen takım olma psikolojik üstünlüğünü de G.saray’a vermedik.

İki  gol üstünlüğü yakalayıp maçı alamamalarına rağmen G.saraylılar da çok mutlu. Sebebi açık, akıllı adamlar, iki takımın arasındaki farkın farkındalar.

Ben de belki hayatımda ilk kez onlarla aynı fikirdeyim, ben de açık ara bu ligin en iyi takımı olduğumuzun farkındayım.

 

İlker Pırlant / @ilkerpirlant

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.