Bu Kadar Tarihisini Beklemiyorduk

Tarihi bir maç oynanacağını bilerek gittik Benfica maçına; ilk kez Şampiyonlar Ligi gruplarından çıkma şansımızı çok yükseltecek bir galibiyet tek başına bu maçı tarihi yapabilirdi zaten, her ne kadar ben beraberliğe razı olsam da. Rakip kim olursa olsun orayı dar edebileceğimizin farkındaydık ve bir de dünyaya mesajımız vardı, sessiz ama çok ses getirecek bir “ırkçılığa hayır” tezahüratı…

Maça tribün her zamanki gibi başladı şişşşşş 1-2-3, sonra gök gürültüsü gelmedi farklı olarak, 1 dakika sonra geldi, bayağı da fena geldi. Oyun aslında beklenen veya benim beklediğim şekilde sürüyordu, karşıda çok becerikli oyunculardan kurulu bir rakip, her iki tarafa da dönebilecek bir oyun. Benzerlerini üç kez oynamıştık bu sezon. Rakibin en ufak hatada cezayı kesebileceğini tahmin ediyorduk ve öyle de oldu, ortadan delindik ve iki becerikli adam golü yaptılar.

Belki de hiç konuşulmayan bir şeyden bahsedeceğim, yediğimiz ilk golde son vuruşu Marcelo’nun çıkarma ihtimali vardı fakat önündeki rakip engel oldu ve engel olan kişi ofsaytta görüntülerden anlayabildiğim kadarıyla. Biraz bizim 2 yıl önce Feyenoord’a attığımız golde M. Pektemek’in durumuna benziyor. O gün bizim lehimize ofsayt verilmemişti, bugün tersi oldu. Hakemi eleştirmek için değil bu, sadece tespit.

İş zorlaşmıştı, takım oyuna dönmeye çalışıyordu ancak bizim oyuncuların tek tek üstün oldukları özelliklere rakip de aynı şekilde karşılık veriyordu. Çabukluğumuzu kullanacakken rakip bizim kadar çabuktu, hızımızı kullanacakken rakip bizim kadar hızlıydı, kuvvetimizi kullanacakken rakip bizim kadar kuvvetliydi.  Bu seviyede oynamanın ön görülebilir sonucu.

Pek iyi değildik kabul ama rakip kaleye gelmeden 2. golü de yedik. İlk golde asisti yapan becerikli adam bu kez çıkmaz bir yere gönderdi topu ceza sahası dışından. Pek iyi olmamanın cezasını bayağı ağır ödüyorduk. İşin kötüsü, ceza öde öde bitmiyordu, yandan bir serbest atış, 3 defa direkten dönüp rakip oyunculara denk gelen top ve yenen bir gol daha.

Maç 3-0’ken bu maçı çeviririz diyen arkadaşlar olmuş, ancak bence genel inanç maçın artık kaybedildiği, hiç değilse kolay teslim olunmaması yönündeydi, ki ben de aynı düşüncedeydim. HİÇ Mİ KAYBETMEMİŞTİK, BARİ ÇARPIŞARAK ÖLSEYDİK.

İlk yarı bittiğinde sık rastlanmayan bir durum yaşandı, tribünler takımı davet etti. Futbolcularımız cevap vermedi bu isteğe önce, psikolojileri uygun değildi o an tribüne gitmeye. Taraftar ısrar etti, kenardan da öyle bir yönlendirme oldu sanırım ve takım döndü, tribünü selamladı, alkış aldı. Sanki ikinci yarıda olacakların ilk işareti buydu, tabii ki maçı bu çevirdi diyecek kadar saf değilim ama olumlu etkisine inanıyorum.

q7penalti

İkinci yarıya iki değişiklik ve iyi bir havayla başladı takım. Tribünün desteği hiç 3-0 mağlup bir takımın taraftarına benzemiyordu, rakip oyuncuları da etkiledi doğal olarak bu durum. Kazanılmış bir maçın ikinci yarısına çıkmışlardı ama galiba daha kazanamamışız diye düşünmeye başladılar gibi geldi bana.

İlk yarıda her bulduğu topu kaleye sokan rakip, ikinci yarıda diğerlerinden kolay bir pozisyon buldu, üstelik de en bitirici adamlarının affetmeyen sol ayağıyla ve bu sefer top direği yalayıp avuta gitti. Kırılma anı kırılma anı denir ya bu bayağı bir kırılma anıydı.

Maçın bitmesine yarım saatten biraz fazla kalmışken bir kırılma anı daha yaşadık. Oyuna ikinci yarı giren ve etkili oynayan Cenk Tosun jeneriklik bir gol attı. Orta yapmasına alışkın olmadığımız Beck, sağ taraftan ters ayağıyla bir orta yaptı, Cenk de büyük santraforlar gibi bir makas vole vurdu ve köşeye gitti top. Gol goldür, iyisi kötüsü olmaz denir ama bu başka bir goldü, hem yapılışı hem de anlamıyla.

Golün ardından tribün iyice yüklendi, rakip de maçın henüz kazanılmadığının iyice farkına vardı, ilk yarı her yaptıklarında tutan hareketler artık tutmuyordu, maçı tamamlama telaşına düşmüşlerdi.

Son 10 dakikaya girilirken, 2 farka rağmen inanç sürüyordu ve rakip bu kez kural kitabının tam da tarif ettiği bir penaltı yaptı. Kritik anda Quaresma sorumluluk aldı, riskli bir vuruştu ama işimizi gördü, fark 1’e düşmüştü.

Tarihi geri dönüşe bir adımımız kalmıştı, dakikalar tükeniyordu, takım da iyice yüklenmeye başlamıştı. Bazen gereksiz yaptığı için kızdığımız Querasma bu sefer tam yerinde yaptı rabonasını, o ana kadar pek sevmediği Aboubakar’ı bu kez sevdi top, sekti önünde kaldı ve Aboubakar da çok güzel bitirdi. Beşiktaş geri dönmüştü, stat da malum, yıkılıyordu. Devre arasında sadece hayalini kurabildiğimiz skoru yakalamıştık, hocamızla, futbolcumuzla, tribünümüzle ve belki de en önemlisi teslim olmayışımızla. 

Her iki tarafında iddiasını sürdürmek için puana ihtiyac duyduğu bu seviyedeki bir maçı, Benfica gibi rakipten, 3-0’dan 3-3’e getirmek her babayiğidin harcı değildir. O yüzden bu maça özel; taktik, sistem, diziliş falan önemsiz benim için. Tarihi olduğunu bildiğimiz bir maça gittik ama bu kadar tarihi olmasını da beklemiyorduk.

Bu tarihi gecenin taçlanması için Kiev deplasmanında gereken sonucu almamız lazım, bir tarihi gece daha bizi bekliyor.

.

İlker Pırlant / @ilkerpirlant

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.