Zorlu Viraj – 6

Sezon başından itibaren Beşiktaş’ımızın içerisinde Lig ve Avrupa maçlarının dahil olduğu zorlu periyotlarını bu başlık altında değerlendirmeye çalışıyorum. Tam beş yazı geride kaldı. Şu an ise hem asıl hedefimiz olan “Lig Şampiyonluğu” hem de ikincil hedefimiz durumdaki “Avrupa Kupası” açısından belirleyici olacak sondan bir önceki zorlu virajdayız. “Sondan bir önceki viraj” diyorum çünkü bu yazıyı Avrupa kupası yarı final maçları ilk ayağının oynanacağı 4 Mayıs tarihine kadar ele alacağım. İşlerin bizim istediğimiz gibi gitmesi durumunda ise (inşallah) “Zorlu Viraj-7” yazısını final yazısı olarak düşünüyorum ve o yazıda hem matematiksel olarak şampiyonluğumuzu belirleyeceğimiz hem de Stockholm’da oynanacak final maçının da dahil olduğu periyodu değerlendirmeyi umuyorum.

Önümüzdeki bu zorlu fikstürde ikisi Lyon maçları olmak üzere toplam beş karşılaşma yer alıyor. Ligde bu hafta Trabzonspor maçı ile başlayıp, son maçta rakibimiz Başakşehir ile karşılaşacağımız fikstürümüz şu şekilde; Türkiye Ligi

Hafta sonu Gençlerbirliği karşısında elde ettiğimiz 3-0’lık galibiyetle en yakın takipçimiz Başakşehir ile puan farkını beşe çıkartıp, şampiyonluk yolunda büyük bir avantaj yakaladık. Bu periyotta öncelikli hedefimiz rakibimizle oynayacağımız son maç öncesinde en azından bu puan farkını koruyup, o maçta elde edeceğimiz bir galibiyet ile fişi çekmek olacaktır. Bu süreçte oynanacak Başakşehir-Gs ve Gs-Fb maçları ise, şayet her şey bizim beklediğimiz gibi giderse daha fazlasını bile hayal ettirebilir. Ama her halükarda ligde ipler bizim elimizde olacak.

İlk olarak Cumartesi günü ligde kalan son sekiz haftalık fikstürümüzde kağıt üzerindeki en zorlu rakibimiz durumunda olan Trabzonspor ile karşılaşacağız ve söz konusu zorlu periyoda başlayacağız.

Trabzonspor ikinci yarıda yakaladığı ivmeyle Avrupa Kupalarına katılmayı zorlar hale geldi. Ersun Yanal’ın takımı ligin 16. haftasında verilen aradan sonra oynadığı on maçta mağlubiyet yüzü görmezken, sekiz galibiyet ve iki beraberlik elde etti. Berabere kaldığı Alanyaspor karşılaşması ise bu sezon oynadıkları en iyi futbol olarak gösteriliyor. Son hafta iyi bir performans gösteren kaleci Onur ise yine bu on maçlık süreçte kalesinde sadece üç gol gördü. Son dört maçından galibiyetle ayrılan Trabzonspor (Karabük/Akhisar/Gs/Rize) son maçta iyi bir görüntü çizmedi ancak yine de Rize deplasmanından üç puan çıkartmayı bildiler.

Bu maç açısından değinilmesi gereken diğer bir husus ise Hocamızın, kendi adının verildiği Trabzonspor’un yeni stadına ilk defa resmi bir maçta ayak basacak olması. Ayrıca Beşiktaş’ımızın yıllarca formasını giymiş Olcay da yine ilk kez bu maçta rakip oyuncu olarak bize karşı forma giyecek.

Son olarak, eğer söz konusu bu zorlu deplasmandan üç puan almayı başarabilirsek, bu bizi stressiz bir şekilde Lyon maçlarına hazırlanmamıza ve bir süreliğine de olsa ligi tamamen aklımızdan çıkartmamıza yardımcı olacaktır ki bunun, Avrupa’da yolumuza devam edebilmemiz açısından önemli bir husus olduğunu düşünüyorum. Ayrıca elde edilecek bir galibiyet bizi Lyon maçları öncesi moral olarak da üst noktaya ulaştıracaktır.

Üst üste oynayacağımız Lyon maçlarının ardından ise belki de isteyebileceğimiz en kolay rakip olan Adanaspor ile Vodafone Arena’da karşılaşacağız. Ligde son sırada yer alan Adanaspor oynadığı son yedi maçta sadece bir kez galibiyet (Akhisar) alabilirken altı maçtan mağlubiyetle ayrıldı ve aynı süreçte kalesinde on sekiz gol gördü.

Periyodun son maçında ise rakibimiz Başakşehir ile deplasmanda karşılaşacağız. Ligde son iki maçta beş puan bırakan Abdullah Avcı’nın takımı ilk yarıya göre futbol anlamında da düşüşte. Bunun en önemli etkenlerinden biri elbette sezonu erken açmaları. Cem Fante’nin de dediği gibi Başakşehir şu anda, bizim Bilic dönemlerinde yaşadığımız sezonu erken açıp, sonlara doğru yorgunluğa dayalı düşüşü yaşamaktalar. Sezonun ilk yarısında yenilgi yüzü görmeyip, son on maçta üç mağlubiyet, iki beraberlik almaları biraz da bundan. Ayrıca rakibimiz bu hafta Gs ve bir sonraki hafta Rize ile karşılaşacak. Bu maçların istediğimiz gibi sonuçlanması durumunda, söz konusu maçın havasının bizim lehimize değişmesi mümkün olabilir.

Ligde oynanacak bu üç maçtan ben sadece Trabzonspor maçının kolay geçmesini beklemiyor ve bu maçta alınacak bir puanın da kötü bir sonuç olacağını düşünmüyorum. Kalan diğer iki maç açısından ise hata yapacağımızı sanmıyorum. Yani, üç maçta elde edeceğimiz en az yedi puan bizi hedefimize, yani matematiksel olarak şampiyonluğumuzu elde etmeye çok yaklaştırır.

Avrupa Ligi

Daha önce de belirttim, çeyrek finalde Lyon ile eşleşmek her şeyden önce bizim açımızdan bir kura şansızlığı. Zaten Şenol Hoca da bunu Uefa’ya verdiği röportajda doğruladı ve Manu&Lyon seçeneklerinden Manu’yu tercih edebileceğini söyledi.

Bunun en önemli nedeni elbette Lyon’un oyun anlayışı ve mevcut formu. Bunun dışında Fransız ekibinin ligi kafasında bitirmiş olmasını da eklemek mümkün. Zira şu anda ligde dördüncü sıradalar ve hemen hemen yerlerinin değişmeyeceği kesin. Bu durum onların sadece Avrupa Ligi’ne odaklanmalarına neden oluyor. Roma’yı elemeleri de bu kupanın favorisi olarak gösterilmelerine sebep oldu ve bu elbette onlara kupayı alabilecekleri yönünde bir özgüven de sağladı.

Lyon genç bir takım (yaş ort. 24) ve maçlarını 60.000 kapasiteli (Fransa’nın 3. büyük stadı)  yeni statlarında oynuyorlar. Buna bağlı olarak iç saha performansları deplasmana göre çok daha iyi. Topa hakim olmayı ve hızlı oynamayı seviyorlar. Hücum yönleri çok kuvvetli. Duran toplarda ve uzaktan şutlarda başarılılar.

Bu durum Şenol Hoca’yı ilk maçta önlem almaya itecektir. Özellikle Napoli ile Şampiyonlar Ligi’nde oynadığımız ilk karşılaşma bu maç açısından bize örnek teşkil ediyor. Zira söz konusu maçta Şenol Hoca, Atiba’nın yanında Necip’e yer vermiş ve onlarında önünde Tolgay’ı oynatmıştı. Lyon deplasmanında da buna benzer bir oyun anlayışı ile iki defansif orta saha kurgusuyla başlayacağımızı düşünüyorum. Bu isim performanslarına göre Necip veya İnler olacaktır. Önlerinde ise son maçlarda iyi durumda olan Oğuzhan’ın oynaması büyük ihtimal.

Lyon takımının savunması ise hücum hattı kadar mükemmel değil. Özellikle defans hattını ilerde kurmalarından dolayı stoperlerin arkasına atılacak toplarda sıkıntı yaşıyorlar. Bu da cezalı olmasından dolayı kullanamayacağımız Aboubakar’ı aklımıza getiriyor. Eksikliğini muhakkak hissedeceğiz. Cem Göncü Abi’nin Cenk’den şikayet ettiği sürekli statik kalma hali ise, Lyon stoperleri açısından bulunmaz bir nimet. Bu durumda Şenol Hoca’nın özellikle ilk maçta hücum hattımızı ne şekilde kurgulayacağı soru işareti olarak karşımızda çıkacak ve başka bir opsiyon deneyip, denemeyeceğini maç günü göreceğiz. Bunun dışında Hoca’nın Talisca’yı ne şekilde değerlendireceği ise her iki maç açısından da belirleyici noktalardan biri olacaktır. Ben ilk maçta Talisca’nın ilk 11’de olacağına pek ihtimal vermiyorum ama ikinci maçta muhakkak sahada olacaktır.

Burada belirtilecek diğer bir husus, fikstür açısından bizim Lyon’a göre önemli bir avantajımızın olması. Onlar son olarak hafta içi Mets ile karşılaşırken, ligde iki maç sonra galip gelmeyi başardılar. Bizimle oynayacakları ilk maçın hem öncesi hem de sonrasında da ligde maçları olan Lyon, bu durumda üç güne bir maça çıkmış olacak. Biz ise hem daha az yorgun olacağız hem de iki maç arasında lig maçımız olmadığı için özellikle evimizdeki rövanş maçına daha iyi odaklanabileceğiz.

Ayrıca Lyon’a karşı diğer bir avantajımız ise tecrübe farkı. Lyon’un genç oyuncularına kıyasla bizim takımımız daha tecrübeli oyunculardan kurulu. Atiba, Q7, Adriano, Babel, Marcelo, Gökhan Gönül gibi isimler tecrübelerini sahaya olumlu bir şekilde yansıtabilir ve takım olarak da sakin kalmayı başarabilirsek, genç Lyon oyuncularının kırılgan (özellikle deplasmanda) yapısından faydalanabiliriz. Benzer bir avantajı içeride oynadığımız Benfica karşılaşmasının ikinci yarısında iyi kullanmıştık.

Sonuç olarak zorlu bir rakiple karşılaşacağız ve favori onlar. Ancak her takımın olduğu gibi Lyon’un da zayıf yönleri var ve biz bu zayıf yönleri değerlendirebilecek güçlü bir takımız. Sadece daha önce Napoli deplasmanında yaptığımızı yinelememiz gerekiyor. Zira turun anahtarı büyük ihtimalle ilk maç olacak. Ve ben, Beşiktaş’ımızın turu geçip bana “Zorlu Viraj-7” yazısını yazdıracağından eminim.

4 Mayıs öncesi tekrar görüşmek dileğiyle… Saygılarımla…

 

Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.