Zorlu Viraj – 5 (Mart Fikstürü)

Beşiktaş’ımız Mart ayı içerisinde üçü lig, ikisi Avrupa ligi olmak üzere beş önemli karşılaşmaya çıkacak. 15 günlük dar sürede gerçekleşecek bu karşılaşmalar sonunda ise iki haftalık milli araya gideceğiz.

Zorlu Viraj – 4’de ne yaptık?

Şubat ayı fistürünü değerlendirirken, söz konusu zorlu periyotta hedeflerimizi daha da netleştireceğimizi söylemiş, özellikle ligin önceliğimiz olması gerektiğini ve buna bağlı olarak hem kupa hem Avrupa maçlarının ligi etkilememesinin önemli olduğunu belirtmiştik. Söz konusu periyodu şu şekilde tamamladık;

Kötü başlayıp, iyi bitirdik!

Aslında Zorlu Viraj-4’e hiç de istediğimiz gibi başlayamadık. İlk olarak Türkiye Kupası’nda Fb, daha sonra ise ligde Karabükspor’a kaybederken, akıllarda Türk futbolunun çirkin yüzü kalmıştı; rakibin çirkeflikleri ve buna göz yuman Tff ile hakemi, basının yüreksizliği, oluşturulmaya çalışılan algılar ve sonuç olarak lige de yansıyan hakem hataları ile kaybedilen üç paun. Yukarıda bahsettim, kupadan elenmek sorun değildi hiç birimiz için ancak hem şekli hem de sonrasında hakem hatalarıyla ligde kaybedilen 3 puan, canları sıkmaya yetmişti.

Bu kötümser havayı dağıtacak olan ise, bizim Karabük’e yenildiğimizin ertesi tüm rakiplerimizin de puan kaybetmesi ve elbette Şenol Güneş ve takımının kendisi olacaktı. Hapoel deplasmanında alınan tur, sonrasında Akhisar karşısında ortaya konulan iyi futbol ve alınan üç puan ile beraber rakiplerin yine puan kaybetmesi her şeyi tekrar yoluna koymaya yetmiş ve bu üç maçta elde edilen moral ile son maçta Gs’ı da devirip, Fb’den sonra onlar için de sezonu bitirmeyi bilmiştik.

Tüm bu sonuçlarla beraber, önümüzde iki net hedef kaldı; çok istediğimiz, yaklaştığımız Lig Şampiyonluğu ve ligin de verdiği rahatlıkla “neden olmasın” dediğimiz Avrupa Ligi Kupası.

Zorlu Viraj-5: Üç günde bir maç!

Şimdi önümüzdeki bu hedefleri gerçekleştirmek adına geçmemiz gereken beş önemli maç ve dört rakip var. Ligde sırasıyla Rizespor, Kayserispor ve Antalyaspor ile karşılacak olan Beşiktaş’ımız, Avrupa liginde ise Son 16 turunda Olympiakos ile iki önemli maça çıkacak. Program şu şekilde;

Süper Lig

Ligde en yakın takipçimiz Başakşehir’in dört puan önünde liderliğimizi sürdürürken, fikstür olarak da büyük bir avantajımızın olduğunu söylemem gerek. Zira kalan 12 maçımızın yedisini kendi evimizde oynayacağız. Bu sezon Vodafone Arena’da oynadığımız on lig maçında sadece iki beraberlik aldığımızı ve ayrıca yine ligde son 20 maçtır iç sahada kaybetmeme serimizin olması, bu fikrin oluşmasında önemli bir etken elbette.

Bu dar periyotta ise ilk iki maçı kendi evimizde önce Rizespor, sonra ise Kayserispor karşı oynayacakken, son maçta Antalya deplasmanına gideceğiz. İlk iki rakibimizin düşme hattı sınırında olması işleri zorlaştırabilecek tek faktör gibi dursa da, iç saha avantajıyla beraber bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum.

Bu süreçte kağıt üzerinde en zorlu maç lig açısından Antalya deplasmanı olacak. Rıza Hoca’nın takımı ligde 5. sırada yer alıyor ve hedefleri Fb ya da Gs’ı geride bırakıp Avrupa kupalarına katılmak. Ancak bu maça sadece hedefler açısından bakılamayacağı gerçeği de var. Devre arasında Antalyaspor camiasının yaptığı hadsizlik ve Eto’nun da bu oyuna dahil olması maçın gergin bir ortamda geçmesine neden olabilir. Önceliğimiz bu durumu lehimize çevirip, o maçtan da üç puan ile ayrılmak olmalıdır. Daha sonra ise mümkünse (isterseniz intikam diyebilirsiniz) farklı bir galibiyet…

Avrupa Ligi

Avrupa ligi son 16 turunda rakibimiz Olympiakos. Öncelikle iyi bir kura çektiğimizi söylemem gerekiyor. Özellikle yoğun fikstürde 50 dakikalık Atina yolculuğu çok yorucu olmayacak. Bunun dışında ise rakibimizi tanıyoruz. Hem sezon öncesi hazırlık maçında Vodafone Arena’da karşılaşmış (1-0) hem de son turda Osmanlıspor’un rakibi olarak izleme şansı elde etmiştik.

Rakibimiz Olympiakos geçen senenin Yunan ligi şampiyonu ve bu sezon da liderliğini sürdürüyor. Ancak küçülen Yunan ekonomisinden etkilendiği ve son yıllarda kadro kalitesinin düşüşte olduğunu belirtmek gerekiyor. Rakibimiz Avrupa Ligi’ne, Şampiyonlar ligi ön elemesinde bir önceki turdaki rakibimiz Hapoel’e elenerek gelmiş, Avrupa Ligi gruplarında ise, Young Boys ve Astana’yı geride bırakıp Apoel’in arkasından 8 puan ile gruptan çıkarak Osmanlıspor’un rakibi olmayı başarmışlardı.

Yukarıda da belirtmeye çalıştım, Avrupa Liginin asıl hedefimiz olan lig şampiyonluğunun yanında pek bir ışıltısı yoktu. Özelikle de Şampiyonlar Ligi sonrası. Ancak şartlar değiştikçe bu kupaya bakışımız da değişiyor. Ligde işlerin yolunda gitmesi bu kupaya önem vermemize ve hedef büyütmemize neden oluyor.

Olympiakos her ne kadar kültürü ve kupa alışkanlığı olan bir takım olsa da, hem kadro kalitesi hem de oyun olarak bizim gerimizde olduğu muhakkak. Şampiyonlar ligi ön elemesinde Hapoel’e elenmeleri ve bizim Hapoel karşında rahat bir şekilde turlamamız da bunun bir göstergesi olabilir. Şu halde, biraz önem verirsek bu turu rahat geçeceğimize inanıyorum.

İki Alman takımının birbiriyle karşılaşması, Roma ve Lyon takımlarından birinin elenecek olması da önümüzün açık olduğunu gösteriyor. Elbette henüz konuşmak için erken ama en azından ben, bir sonraki bir kaç fikstür değerlendirmesinde Avrupa Kupasına yer vereceğime inanıyorum.

Biz ne durumdayız?

Defaatle tekrarladığım bir husus var; hem kadro kalitesi hem de oyun olarak bu ligin çok üstündeyiz. Özellikle hücum gücümüz ve gol opsiyonu çeşitliliğimiz bu farkı ortaya çıkartıyor. Talisca çok önemli bir silah ve sakatlıktan sonra da iyi bir dönüş yaptı. Cenk en iyi sezonunu yaşıyor. Aboubakar Afrika kupasından moralli döndü. Demba Ba bu hafta itibariyle kadroya katıldı. Q7 çok formda. Babel oyunun her iki yönüne de katkı yapıyor.

Ancak ben bu yazıda bir kaç istatistik ile beraber orta saha kurgumuza bakmak istiyorum. Gs maçından önce Atiba üzerinden takımımız hakkında fikir veren bir istatistik* okumuştum. Buna göre; Atiba bu sezon ilk 11’de başladığı 27 resmi maçta ortalama %94.2’lik pas isabetiyle oynamış. Bu ortalamanın üstünde pas isabetiyle oynadığı 13 maçta 12 galibiyet 1 beraberlik elde etmişiz. Altında oynadığı 14 maçta ise 3 galibiyet 7 beraberlik 4 mağlubiyet. Aradaki fark gerçekten enteresan.

Atiba zaten orta sahamızın olmazsa olmazı. Ben ise bu istatistiklerden yola çıkarak Atiba’nın yanında kim varsa pas yüzdesinin daha yüksek olduğuna bakmak istedim. Söz konusu 13 maçın 10’unda Oğuzhan’ı kadroda gördüm. Gözle görülen Atiba ve Oğuzhan uyumu bu şekilde istatistiklerle de doğrulanmış oldu.

Ulaştığım diğer bir ilginç sonuç ise; Atiba-Necip tandemi. Toplam 6 karşılaşmada ilk 11’de çıkan bu ikili ile tüm maçları kazanmışız. Bunlar; Bursaspor, Antalyaspor, Kayserispor, Rizespor, Napoli ve Sheva.

Bu sezon şuana kadar pek bekleneni veremeyen Gökhan İnler ile Atiba yan yana geldiğinde ise sonuç genelde beraberlik olmuş. 5 karşılaşmada, 1 galibiyet (Akhisar) 4 beraberlik (Benfica, Napoli, Gs, Başakşehir).

Not: Necip ve İnler’in özellikle üç günde bir maç yapacağımız bu süreçte süre bulabileceklerini düşündüğüm için bu istatistiklerin önemli olduğunu düşünüyorum.

*goal.com.tr

Saygılarımla…

.

Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.