Zorlu Viraj – 2

Beşiktaş’ımız 13.10.2017 Cuma günü Ankara deplasmanı ile yeni bir zorlu periyotun içerisine girecek.  İkisi Monaco ile Şampiyonlar Ligi grup maçı olmak üzere toplam altı karşılaşmaya çıkacak takımımızın fikstür düzenlemesi ise bir nebze olsun daha iyi; oyuncularımız iki maç arasında en az üç gün dinlenme şansı bulacak.

Nerede Kaldık?

Zorlu Viraj – 1’de yine ikisi Şampiyonlar Ligi olmak üzere toplam altı karşılaşmaya çıktık ve maçlar şu şekilde sonuçlandı;

Aslında söz konusu zorlu periyota çok iyi başlamıştık. Kolayı kendi kendimize zorlaştırdığımız Karabük deplasmanından üç puanı tek gol ile almayı başarırken, sezon başından itibaren -hazır olmak bakımından- hedef maç olarak gördüğümüz Porto deplasmanından da üst düzey bir oyunla üç puanı çıkartmayı bildik. Hemen ardından kendi taraftarımız önünde elde ettiğimiz Konyaspor galibiyetiyle Kadıköy deplasmanına moralli ve favori şekilde çıktık ve fakat futbolun yan unsurları söz konusu maçta rakibin ligden erken kopmasına müsade etmedi ve yine futbolun güzelliklerini konuşmak bir sonraki maça, dünyanın en önemli futbol organizasyonu olan Şampiyonlar Ligi sahnesine kaldı. Leipzig karşısında elde ettiğimiz galibiyet ve taraftarımızın yarattığı ambiyans sadece yerelde değil Avrupa’da da yankı bulurken, son maçta Trabzon karşısında alınan beraberlik ise kimsenin beklemediği bir sonuçtu.

Kimilerine göre özellikle ligde yeterli görülmeyen oyun ve kaybedilen beş puan ile bu periyot iyi sonuçlanmadı. Elbette bu düşünceye sahip olmanın diğer bir nedeni ise, aynı süreçte lig lideri rakibimiz ile puan farkının açılması.

Ancak ben böyle düşünmüyorum.

Tabii ki sıkıntılar var. Bunlara yeri geldiğinde değinmeye çalışacağım. Fakat Şampiyonlar Ligi ilk iki maçımızda oynadığımız futbolun, bu takımın gerçek potansiyelini ortaya koyduğu ve yine aynı maçlarda elde edilen altı puanın çok çok değerli olduğu düşüncesinden ben; bu süreci iyi sonuçlandırdığımız ve özellikle rakibimizin fikstürünü de göz önüne aldığımızda, ligde kaybedilen puanların  telafi edilebilir olduğu kanısındayım.

Zorlu Viraj – 2: Avrupa Hedefine Erken Ulaşılabilir mi?

Şimdi önümüzde hem yukarıda bahsettiğimiz puan kayıplarının telafisini gerçekleştirebilme hem de daha önemlisi tarihimizde ilk kez Şampiyonlar Ligi grubundan çıkmayı erkenden garantileme şansını sunan bir fikstür var. Ligde bir önceki periyota göre -kağıt üzerinde- daha kolay rakiplerle karşılaşacak takımımız, Şampiyonlar Ligi’nde ise önce dışarıda sonra içeride Fransız ekibi Monaco ile iki zorlu mücadele gerçekleştirecek. Program şu şekilde;

Süper Lig

Bugüne kadar oynanan yedi karşılaşmada elde ettiğimiz dört galibiyet, iki beraberlik ve bir mağlubiyet sonucunda topladığımız 14 puan ile liderin beş puan gerisinde, ikinci sırada yer alıyoruz. Puan durumunu detaylı incelediğimizde, bizim adımıza puan dışında göze çarpan ilk olumsuz husus attığımız gol sayısının sadece 12‘de kalmış olması. Şenol Hoca yönetiminde geçen son iki yılda (İlk 7 hafta sonunda 2015/16 sezonu 18 gol2016/17 sezonu 15 gol) pek de alışık olmadığımız bu durumun düzeleceği aşikar. Zira, Şampiyonlar Ligi’nde bu kadar etkin bir hücum hattının (2 maçta 5 gol) ligde bu performansı sergilemesi, problemin teknik bir husus olmadığını bize anlatıyor.

Bunun dışında takımımızın sezon başından beri eksiklerinin bulunduğunu da ekleyelim. Özelikle Gökhan’ın sakatlığı ve Beck’in de takımdan ayrılmasından sonra sağ bek pozisyonundan bir türlü istediğimiz verimi alamayışımız, Adriano’dan yine aynı sebepten dolayı gerçek yerinde faydalanamamız gibi nedenler, bizi etkileyen hususlar oldu. Caner’in her ne kadar üstün gayreti olsa da, sezon başından beri belirttiğim gibi pek de bizim sistemimize uyan bir oyun anlayışı yok. Önümüzdeki bu süreçte hem Gökhan’ın hem de Adriano’nun takıma dönmesi, taşların tam anlamıyla yerine oturmasına ve yoğun fikstür içerisinde daha başarılı bir lig performansı sergilememize fayda sağlayacaktır. 

Hal böyleyken bu periyotta ligdeki rakiplerimiz sırasıyla; ligin son sırasında bulunan Ankara temsilcisi Gençlerbirliği, geçen sezon Şampiyonluk yarışındaki rakibimiz Başakşehir, inişli-çıkışlı bir performans sergileyen Alanyaspor ve son olarak ligin yeni ekibi olmasına rağmen iyi bir başlangıç yapan Göztepe olacak.

Gençlerbirliği ligde elde ettiği bir galibiyet ve bir beraberlik sonucunda topladığı 4 puan ile ligin son sırasında yer alıyor. Kağıt üzerinde en kolay rakip gibi görünen kırmızı-siyahlılar oynadığı yedi karşılaşmada bulduğu 7 gol ile bu alanda ligin en kötüsüyken, yediği 16 gol ile de Osmanlıspor’un ardından bu alanda en kötü performansı sergileyen ikinci takım durumundalar.

Abdullah Avcı’nın ekibi bu sezon da Şampiyonluk yarışı içersinde kalır mı bilmem. Ancak Avrupa maçlarının şuan için onları olumsuz etkilediğini söylemek mümkün. Zira Avrupa maçlarının öncesinde ya da sonrasında ligde puan kaybı yaşadıklarını görüyoruz. Şuan için ligde topladığı 13 puan ile beşinci sırada yer alan Başakşehir, Vodafone Park’a gelmeden önce Perşembe akşamı kendi liginde Bayern’in ardından üçüncü sırada yer alan Alman ekibi Hoffenheim ile deplasmanda karşılacak.

Sezona kötü başlayan, ancak sonradan elde ettiği galibiyetler ile kendini üst sıralara atmayı başaran Alanyaspor, topladığı 10 puan ile şuan ligde sekizinci sırada yer alıyor. Safet Susic’in ekibi şuana kadar hem çok gol atıp hem de çok gol yiyen bir takım hüviyetinde (15 AG – 15 YG). Yedi gol ile gol krallığında ilk sırada yer alan Vagner Love ise geçen seneki performansını devam ettiriyor.

Lige bu sezon çıkıp, Tamer Hoca’yı takımın başına getiren Göztepe, şuana kadar ligin sürpriz takımı durumunda. Topladığı 13 puan ile dördüncü sırada yer alan İzmir ekibi, milli aradan önceki son maçta Başakşehir’e mağlup oldu.

Elbette maçlar oynanılmadan kazanılmaz ancak ben, Başakşehir maçı da dahil olmak üzere bu fikstürde ciddi bir puan kaybı yaşayacağımızı düşünmüyorum. Aynı süreçte Gs’ın ise sırasıyla Konya(D), Fb, Trabzon(D) ve Gençlerbirliği ile karşılaşacağını düşünürsek; yukarıda bahsettiğim puan kayıplarının telafisinin gerçekleşeceğini umut ediyorum.

Şampiyonlar Ligi

Geçen sezon kıl payı kaçırdığımız gruptan çıkma şansına, bu sezon ilk iki maçta elde ettiğimiz iki galibiyetle şimdiden çok yakınız. Cem Göncü’nün bir yazısında “Çocukların maç seçtiğini düşünmek istemiyorum!” şeklinde belirttiği ve aslında oynanan on resmi karşılaşma sonunda hepimizin aklına gelen ama dile getirmekten çekindiği bir gerçek var. Öyle ya da böyle, şuan “takımımız Avrupa sahnesinde başka bir seviyede futbol oynuyor” ve buna en azından şimdilik kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum.

Halihazırda önümüzde çok büyük bir şans var. Kolay olacağını kimse söyleyemez ama matematik ortada; iki maçta alacağımız 4 puan bizi dördüncü maçlar sonunda %90’ın üzerinde bir oranla gruptan çıkarıyor.  Söz konusu %10’luk ihtimalin devam etmesi ise aynı vakitte Porto ve Leipzig’in kendi aralarında oynayacağı maçlarda her iki takımın da 3’er puan almasına bağlı. Yani; o iki maçın birinden beraberlik ya da iki maçı da aynı takımın kazanması halinde 4 puan kesin olarak bizi gruptan çıkaracak.

Neyse, bu ihtimallere ayrıntılı bakmak için bir maç daha bekleyelim ve öncesinde rakibimize odaklanalım.

Fransız ekibi Monaco kesinlikle geçen sezonun en flaş takımı. Oynadığı futbol ile göz doldururken bunu başarıyla da taçlandırmayı başarmış bir ekipten bahsediyoruz. Fransa ligini geçen sezon Şampiyon tamamlayıp ve ayrıca 1 ve 2. torba takımları dışında Şampiyonlar Ligi grublarından çıkmayı başarmış tek takım olup, bu başarısını yarı finale kadar da taşıyabildiler.

Buna rağmen Monaco yeni sezona elbette en önemli isimlerini kaybederek başlayacaktı ve öyle de oldu. Ancak ne olursa olsun Şampiyonlar Ligi’nde ben de dahil birçoğumuzun grubun favori takımı olarak gördüğü Fransız ekibi; ilk maçta Leipzig deplasmanından beraberliği kurtaran taraf olurken, ikinci maçta ise evinde Porto’ya 3:0 gibi net bir skorla yenildi. Yani işlerin pek de Monaco’nun istediği gibi gitmediği ve geçen sezona nazaran kan kaybettiği ortada.

Her şeye rağmen Fransız ekibinin ligde başarılı performansını sürdürdüğünü söylemek mümkün. Şuana dek Ligue 1’de sekiz hafta geride kalırken, Monaco bu maçlarda elde ettiği 19 puan ile  PSG’nin ardından ikinci sırada yer alıyor. Tek yenigisini Nice karşında 4:0 gibi bir skorla alan Monaco, son karşılaşmada ise Montpellier ile evinde berabere kaldı. Fransadaki maç öncesinde ligde Lyon deplasmanına gidecek Monaco’da, takımın gol yükünü sırtlayan isim ise 12 gol ile Radamel Falcao. Kolombiyalı yıldız futbolcunun bu sezon takımın 11 resmi maçta bulduğu toplam 24 golün yarısında imzası var.

Ortaya çıkan bu tablo, Porto ve Leipzig karşısında gösterdiğimiz performansı devam ettirmemiz koşulu ile pek de korkutucu değil. Pepe’nin önderliğindeki defans hattımız pek ala Monaco’nun forvet hattını durdurabilir. Hücum gücümüz ise Şampiyonlar Ligi’nde gösterdiği etkinlikle, çok daha fazlasını umut etmemize olanak tanıyor.

Ama ne olursa olsun Devler Ligi sahnesindeyiz. Daha önce de belirttiğim gibi öncelikle futbol şansı Beşiktaş’ımızın yanında olsun! Sonrasını çocukların bir şekilde halledeceğine dair ümidimiz tam…

Saygılarımla…

Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.