Umut

Kabul edelim ki, Beşiktaş’a gönül vermiş bizler, haydi hepimiz demeyelim ama büyük çoğunluk kafasında soru işaretleri ile sezona başladı. Bunun öncelikli nedenlerini geçen seneki takımdan as kalecini, her ne kadar oyunun içinde çok gözükmese de gol yükü bakımından takımı sırtlayan Talisca’yı ve öyle ya da böyle defans ikilisinden birini kaybetmiş olmak ile eksiklere rağmen tüm transfer dönemi boyunca taraftarı heyecanlandıran tek gelişmenin yardımcı Hoca pozisyonuna gelen iki eski futbolcun olması şeklinde açıklayabiliriz.

Yani kısaca geçen sezon da sıkça dile getirilen sağ bek, iyi bir on numara ve net bir golcü eksiklikleri yeni sezonda da, üstelik Gökhan’ın bir yaş daha alması, Talisca’nın gitmesi, Negredo’nun içimizi karartan haletiruhiyesi ile zarureti artırarak devam ediyor. Ve buna rağmen hem ülkenin hem de kulübün içinde bulunduğu mali zorluklar bu bölgelere yapılacak transferleri şuan için zor kılıyor.

Ancak dün gece ilk düdükle beraber tüm bu karamsar ortamdan çıkarak, yeni sezon için umutlanmamızı sağlayacak bir takım nedenler vardı Vodafone Park’ta;

  • Özellikle ilk 20 dakikadaki baskı, arzu ve sahadaki futbolun herkesi tatmin ettiğinden eminim. Bir ara topla oynama oranı lehimize %78’e kadar çıkarken, ilk yarının genelinde topu kenarlara taşıma ve hızlı, başarılı pas trafiği ile sezona kupa ile başlayan rakip Akhisar’ı kendi sahasına hapsetmeyi başardı takım. Hem oynanan oyun ve de özellikle ikinci gol, sezon sonu ve hedefler açısından umutlanmamızı sağladı.
  • Pepe’yi, Medel’i zaten biliyoruz. Kolay kolay belli standardın altına düşmeyen futbolcular. Dün bu iki isim yine takımın iyileri arasındaydı. Özellikle Medel dün çok başarılı bir futbol ortaya koydu ve rakip sahada baskı kurmamızı sağlayan en önemli oyuncuydu. Ancak dün için asıl övgü Lens ve Oğuzhan’a gitmeli. Her ikisi de geçen sezona nazaran hem fizik hem de mental olarak yeni sezona hazır olduklarını ortaya koydukları performansla ispatladılar.
  • Geleceğe umutla bakmamızı sağlayan dün geceye dair diğer bir etken ise,  özellikle ilk yarıdaki taraftar ve Vodafone Park’ta yarattığı ambiyans idi. Zaten taraftarımızın yeri geldiğinde takım için nasıl bir itici güç olduğunu biliyoruz. Bu sezon da tıpkı geçtiğimiz sezonlarda olduğu gibi iç saha performansımızı en üst düzeyde tutarsak, rakiplerimize göre sezon sonu için bir adım önde olabiliriz.

Santrafor Sıkıntısı

Ne kadar iyi niyetli olursa olsun Larin’den birinci santrafor çıkması zor. Dün sahadaki performansı ile bu durumu hepimize gösterdiğini sanıyorum. Peki Love? Geçen sezon sonuna doğru attığım bir tweet vardı; “Lens’ten umudum var, Love’dan yok!” şeklinde. Lens yanıltmadı ama ne yazık ki Love da yanıltmadı. Dün gece de sahada ne yapması gerektiğini bilmeyen bir futbolcu görünümünden öteye geçemedi.

Şu noktada zaten net bir golcüye ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Ama olur da bu transfer gerçekleşmezse bence bu takımın birinci santraforu Negredo’dur. Nasıl olacak bilmiyorum ama Şenol Hoca önce mental olarak sonra da fiziksel olarak onun takımın birinci santraforu olduğuna ikna etmesi lazım. Şenol Hoca’dan tereddütüm yok, umarım Negredo da ona  ayak uydurur.

Yeni sezonun hepimize hayırlı olması dileğiyle…

 

Not: Onursal Başkanımız Süleyman Seba’yı vefatının 4. yılında rahmetle anıyorum.

Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.