Schadenfreude*

Normal şartlarda dün akşamki maça dair yazılacak, çizilecek çok şey vardı! Ancak Caner’in talihsiz sakatlığı ile beraber morallerimiz alt üst oldu ve bu yüzden de ne maçı konuşacak ne de galibiyete sevinecek halimiz kalmadı. Ama daha da can sıkıcı olan sanırım, “bazı insancıkların” bir futbolcunun başına gelebilcek en kötü sakatlıklardan birine aşağılık şekilde sevinmeleri ya da söz konusu sakatlık üzerine dalga geçmeleri oldu. Madem Almanca bir kelimeyi başlık olarak kullandık, o zaman lafı fazla uzatmadan, Almanlar gibi direkt söyleyelim:

Schadenfreude! Yani, başkasının talihsizliğine, acısına sevinen insancıklar! Türkçe karşılığı yok bu kelimenin. En fazla bu şekilde çevrilebilir ve örneklendirilmek istenirse de dün akşamki insancıklar cukkk diye oturur. Rakip takım yenilir sevinirsin, rakip takım oyuncu formsuzdur sevinirsin vs. vs. Bunlar bir yarış içerisinde normal şeylerdir ve insancıldır. Ama rakip takım futbolcusunun sakatlanmasına sevinmek, onun duyduğu acıdan haz almak… İşte bu tam bir Schadenfreude’dir ve şeytanidir…

Tekrar geçmiş olsun Caner! Bir an önce takıma dönmen dileğiyle…

Maça Dair Çok Kısa İki Kelam

Dün alınan üç puan çok önemliydi. Karşımızda her ne kadar henüz galibiyeti olmayan Antalyaspor olsa da hem avrupa dönüşü olması hem de rakibin maçı final havasında görmesi, işimizi zorlaştıracak etkenlerdi. İlk yarı aslında öyle de gelişti.

talisca

Talisca’nın ikinci forvet gibi oynaması ile orta alanda oluşan boşluk, pas alışverişlerinde sıkıntı yarattı ve kaptırılan toplar kalemizde tehlikelere sebebiyet verdi. İleri uçta ise sadece Quaresma’nın kanat organizasyonlarına bağlı kaldık ve ilk yarı boyunca sadece bir kez Antalya kalesinde tehlikeli olabildik. Ancak bu sezon o kadar çok kilit açacak futbolcumuz var ki, her maç farklı bir isim sahne alıyor. Dün de Aboubakar 45 artıda sahne aldı ve maçın bizim lehimize kırılmasına neden oldu.

İkinci yarıda ise 10 kişi kalan rakip karşısında ilk dakikalardan itibaren oyun üstünlüğünü ele geçiremememiz eksiklik olarak görülebilir. Ancak bu sezon takımın en önemli özelliklerinden biri müthiş bir özgüvene sahip olması. Bir şekilde maçı alacağına hem kendi inanıyor hem de rakibine bunu hissettiriyor. Öyle ki ben dahi ekran başında bir şüphe duymuyorum. Bu, biz Beşiktaşlıların pek alışık olduğu bir durum değil.

Caner oyuna girerken notlarım arasına “Olcay???” şeklinde not almışım. Hoca’nın yorgun Caner yerine Olcay’ı tercih etmemesi gerçekten şaşırtıcı bir durum. Olcay bu kadar formdan düşecek bir oyuncu değil normal şartlarda. Hele de son 20 dakika söz konusu ise. Umarım bir an önce toparlanır.

Ve son olarak Querasma. Çok uzun zamandır Q7’yi oyun içinde bu kadar pozitif görmemiştim. Dün çok iyi oynadı, kanat organizasyonlarını tek başına üstlendi. Gerçi defansif açıdan Gökhan’a yardım etmediğine dair eleştirler yapıldı ama ben dünkü gibi oynadığı müddetçe, bunun hem takım içinde hem de Hoca bakımından sıkıntı yaratmacağı düşüncesindeyim.

Yolumuza namağlup şekilde devam ediyoruz. Şimdi önümüzde Gençlerbirliği deplasmanı var…

.

Ufuk Küçükdağlı / @kucukdagli1903

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.