Şampiyon Gibi

Dürüst olmak gerekirse Konyaspor maçına dair içimde az da olsa tedirginlik vardı. Hele de Atiba’nın oynamama ihtimalini de doğunca, bu tedirginlik artmış ve korku sınırına yaklaşmıştı. Ancak ne mutlu bize ki hem Atiba sahadaydı hem de Şenol Hoca yönetiminde bambaşka bir Beşiktaş… “Bu senede şampiyon benim” diyen bir Beşiktaş…

2016/2017 sezonunda ilk kez üç maç üst üste aynı kadroyla çıkan ve bu konuda istikrar yakalayan Beşiktaş’ımız maça inanılmaz arzulu ve istekli başladı. İlk 15 dakika oyunu tamamıyla domine etti. Önde baskı, gol girişimi, içerden-dışardan şut denemeleri, sağlı-sollu ortalar… Sanki bir kartalın avlanırken gözlem(avının hareketlerini ölçme) ve havada süzülme(yavaş yavaş alçalma) kısmını es geçip, direkt olarak avına saldırması gibi takımımızın ilk saniyeden itibaren Konya’yı boğduğu ve adeta “Buradan çıkış yok” dediği anlar… Nihayetinde Talisca-Babel işbirliğinde gelen gol.

Sonrasında ise oyun az da olsa dengelenmiş gibi gözükse de bu sefer bir başka silahımız ortaya çıktı. Üst üste kontra atakla pozisyona girip, yine bunlardan birinde Q7’nin asisti ile Oğuzhan ikinci golümüzü buldu.

İkinci yarıda ise maçı rölantiye alacağımızı düşünenler henüz ilk dakikadan itibaren yanıldı. Zira takımın durmaya niyeti yoktu ve gol kralı olmasını istedikleri Cenk Tosun için çalışmaya karar vermiş gibiydiler. Babel’in getirdiği topu kaleye sırtı dönük alan Cenk muazzam bir gol ile kendi adına sahneyi açtı. Sonrasında ise Q7’nin arka direğe ortasına yine usta işi bir kafa vuruşuyla ağları sarsarken, tribündeki Demba Ba’nın “Ne olacak şimdi” der gibi bakışı günün en ilginç enstantanesi idi.

Takımımızın beşinci, Cenk’in ise üçüncü golü, artık Vodafone Arena geleneği olduğu üzere penaltıdan geldi. “Bu kadar çok penaltı nasıl çalınır”, “Hakemler Beşiktaş’ı kolluyor” diye konuşan ya da konuşacak olanları duyar gibiyim. Onları görürseniz şu cevabı verin; “Ee oluyor da ondan. Çok da derin bir mevzu (sizinkiler gibi) değil, takma yani…”

Sonuç olarak, çok üst seviyede bir futbol ile başladığımız maçı; (23) kez Konya ceza sahasında topla buluşma, (20) şut girişimi, (22) orta ve (5) gol gibi üst seviye hücum istatistikleri ile ve daha da önemlisi bunu ligin defansif yönden güçlü ekibi ve bu maça kadar yediği gol ortalaması (1) olan Konyaspor’a karşı gerçekleştirip , rahat ve farklı bir galibiyet ile tamamladık.

Böyle bir maç sonucu tek tek futbolcu analizine girmek ne kadar doğrudur bilmiyorum ama benim için maçın en iyisi ve en kötüsü olan Cenk ile Talisca’ya ayrı birer parantez açmak isterim müsaadenizle.

Talisca

Yaptığı asiste rağmen bu maçta benim için tek hayal kırıklığı ve takımın zayıf halkası Talisca’ydı. Her ne kadar geride kalan haftaya nazaran kıpırdanma gösterse de yeterli düzeyde değildi. Evet, Talisca’dan beklentilerimiz değişti. Ondan oyuna katkı yapmasını beklemekten ziyade skora katkı yapmasını bekliyoruz. Ancak dün akşam bu yönü de eksik kalınca 67. dakikada yerini Tolgay’a bırakmak zorunda kaldı. Söz konusu 67 dakika içinde Talisca’nın sadece iki kez Konyaspor ceza sahasında topla buluşması ve ancak yine iki kez ceza sahası dışından şut girişiminde bulunması, takım arkadaşlarına ayak uyduramadığının en büyük göstergesi. Talisca diğer istatistikleri ise; (48) kez topla buluşma, (30) pas girişiminde (8) hatalı pas (ki bu benim en çok takıldığım noktalardan biri) ve (9) kez ikili mücadele kaybetme. ( Aşağıda Oğuzhan ve Talisca’nın ilk 67 dakikadaki pas grafiklerini bulacaksınız. Aradaki fark ne demek istediğimi daha net anlatacaktır. Kaynak: http://www.mackolik.com/Mac-Plus/2581076/Besiktas-Atiker-Konyaspor#avg-pos )

Cenk

Üç gol atarak hat-trick yapan Cenk Tosun benim için maçın yıldızıydı. Ama sadece bu maçta attığı gollerle değil, bu sezon bulduğu toplam 15 gol ile hepimizi yanıltan bir gol istatistiğine imza atmasıyla maçın yıldızı olmayı hak etti. Şimdi size çok ilginç bir bilgi vereceğim. Sürekli gitmesine ah vah ettiğimiz Mario Gomez geçen sene ligde ilk 19 maçta 15 gol atmış. Üstelik aynı süre zarfında Beşiktaşımızın toplam 47 gol bulduğunu da hesaba katarsak (bu sezon 39), şuana kadar Cenk’in gol katkı oranı Gomez’in önünde olduğunu söyleyebiliriz. Elbette Gomez ile Cenk kıyaslarken farklarını bilmeyecek kadar aptal değilim. Ama anlatmaya çalıştığım, penaltı da dahil olmak üzere birinci sınıf üç gol atan Cenk’e acaba gerekli değeri vermiyor muyuz? Bir düşünün…

7 Oyuncu Kuralı

Türkiye’de işler enterasan yürüyor. Yabancı sınırlamasını kaldırdık ama hala bu konu etrafında dönüp duruyoruz. Dün maçtan sonra ilk 18 içinde, milli takımda oynama uygunluğuna sahip olan yedi oyuncu barındırmadığımız iddia edilmiş. “Tff 2016-2017 Sezonu Süper Lig Futbolcu Uygunluğu” kararlarının 5. maddesinin a) bendine göre takımların takım kadrolarını hazırlarken böyle bir zorunluluğu var, evet. Yalnız aynı maddenin 2. cümlesi, aynı kararların ikinci maddesine atıf yapıyor ve söz konusu maddede bir istisna var. Bu istisnaya göre; 2015-2016 sezonu birinci transfer ve tescil döneminin başlangıcından önce başka ülke milli takımlarını tercih edenler açısından Türkiye A Milli Takımda oynama şartı aranmaz. Yani diyor ki tff; 2015/2016 sezonunu (kural uygulanmaya) başlamadan önce her ne kadar milli takımda oynama uygunluğu olsa dahi tercihini başka milli takımdan yana kullanmış olan oyuncunun, daha önce tanımış olduğum yerli statüsünü koruyacağım ve kazanılmış hakkına saygı göstereceğim. Şu halde, Gökhan İnler her ne kadar İsviçre Milli takımında oynasa dahi bu istisnadan yararlanıyor ve onun için milli takımda oynama uygunluğu aranmıyor. Aynı durum Tolgay içinde geçerli. Ve bu hususun kural uygulanmaya başlanmadan önce Türkiye’ye gelmiş olmakla da bir alakası yok. Yarın Mesut Özil dahi Beşiktaş’ımıza gelse yerli statüde oynayacaktır.

Saygılarımla…

 

Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.