İnanmış Çocuklar

Rakiplerimizle aramızda oyun olarak ciddi bir seviye/kalite farkının olduğunu, bizi takip edecek güçlerinin dahi olmadığını geçen hafta yazmıştım. Elbette benim dahi gördüğümü, rakip teknik direktörünün görmeme ihtimali yoktu! Zaten o da FARKIN FARKINDA idi ve bunu 2 hafta önce açık bir şekilde de ifade etmişti. Dün ise yine bu bilinçle hareket ederek, mutlak kazanmak zorunda olduğu maçın oyun planını önce bizi durdurmak üzerine kurguladığını gördük. Bunda da başarılı oldu diyebiliriz. Maç boyunca alışık olduğumuz hücum organizasyonlarını yapamadık. Özellikle maçın başındaki pozisyon hariç, Q7 ile topu uygun pozisyonda buluşturmayı beceremedik. Belli bölümlerde oyun kurmakta zorlandık. Rakibin oynamasına müsaade ettik.

Ancak rakibe de pozisyon vermedik. Burada da Şenol Güneş’in her ne kadar hücum özellikli oyuncularla sahaya çıkmış olsa da savunmayı da ihmal etmeyen ve rakibin savunmamızın arkasına sarkmasına izin vermeyen oyun anlayışı etkili oldu. Özellikle Atiba, Adriano, Marcelo ve sakatlanıp çıkana kadar Gökhan Gönül’ün hatasız oyunu savunmada bu planın işlemesini sağladı ve bu sağlam duruş, maç içerisinde rakibin direncinin de artırmasına müsaade etmedi.

Ancak iki takım arasında ciddi bir fark daha vardı ki, buna adil bir oyunda hiç kimsenin önlem alması mümkün değildi. İşte dün akşam galibiyeti getiren en büyük faktör de bu oldu.

İnanç!

Bu sezon bizi rakiplerimizden ayıran tek etken kalite/seviye farkı değil. Bütün bir camia olarak güzel oyuna ve sonunda gelecek olan şampiyonluğa olan inancımız! Rakiplerimizde olmayan ama bizim her birimizin iliklerine kadar hissettiği, yenilsek de haksızlığa da uğrasak kaybetmediğimiz, kaybetmeyeceğimiz inanç!

Dün seremoniye yanlış formayla çıkan çocuğun neşesinde de, tribündeki Firdevs’in Talisca’nın vuruşundaki hırsında da, maç sonu kenarda omuz omuza çocukları bekleyen teknik heyette de zuhur eden o inançtı işte…

Evet, dün biz en iyi oyunumuzu oynamadık belki ama sahadaki, tribündeki, ekran başındaki inanmış çocuklar maçı da sezonu da rakibinden söküp almayı bildi.

Bu yüzden hepimiz çok mutluyuz ve sonuna kadar da hak ediyoruz. Ancak henüz her şey bitmedi…

Daha önümüzde 12 maç var… Arkamızdan gelen bir de rakibimiz var…

Ama artık bizim iliklerimize kadar hissettiğimiz şampiyonluk inancını, tabelaya her baktıklarında onlar da görecek, hissedecek…

Onlar kim mi?

Dün kazanmak zorunda olan; bir süre de olsa “yönetim istifa” seslerini duymamak isteyen sarı rakipler, ligin heyecanının son bulmamasını isteyen medya, ekmek parasını düşünen yorumcular…

Biz hepimiz inandık! Siz de inanın…

O gemi yine gelecek!

.

Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.