Hâlâ Namağlup!

Benfica maçından sonraki yazımda takımın özgüveninden/yenilmez oluşundan bahsetmiş ve tarihi geri dönüşle beraber bu hususta önemli bir eşiği de geçtiğimizi söylemiştim. Ancak aynı yazıda Cem Dizdar’ın “Garanti kazanma aşamasına geçilmesi gerekiyor.” tespitine de yer vermiş ve bunun da çok önemli olduğunu belirtmiştim. Başakşehir karşısında birinci hususun üzerine koymuş olsak da ikinci hususta ne yazık ki geriye gittik.

Abdullah Avcı’nın Benfica maçını canlı olarak izlediğini biliyordum. Fakat beş yardımcısını da yanında getirdiğini Başakşehir maçından sonra öğrendim. Sahanın farklı bölgelerine konumlandırdığı yardımcıları ilk yarıda Benfica’nın oynadığı futbolu çok iyi öğrenmiş. Maçın ilk yirmi dakikasında bunu net bir şekilde gördük.

Her ne kadar sahada Benfica karşısında tarihi geri dönüşe imza atmış kadro olsa da önde baskı yapan Başakşehir takımına karşı hiçbir varlık gösteremedik. O kadar ki, yayıncı kuruluşun maçın ilk 15. dakikasında verdiği istatistiğe göre Başakşehir kalesinde topla oynanma oranı sadece % 7 idi.

Ancak gol bu baskıdan değil aksine tam da oyuna bir nebze olsun ortak olmaya başladığımız anlarda klasik bir Başakşehir hızlı kontra atağıyla geldi. Golden sonra oyunu Başakşehir yarı sahasına yıkmak istesek de özellikle 40. dakikaya kadar bunu beceremedik.

Burada bir parantez açalım. Aynı dakikaya kadar karşımızda olduğu noktayı hem teknik direktörü hem de futbolcuları ile sonuna kadar hak eden bir Başakşehir takımı vardı. Derslerine iyi çalışıp, bunu sahada iyi uyguladılar. Ancak 5 numaralı futbolcularının sakatlanıp oyundan çıkması ile beraber işin rengi değişti. Tekrar bu noktaya geri dönmek şartıyla şimdi parantezi kapatıp, maça bakmaya devam edelim.

Bu dakikadan sonra takımımız daha etkili olmaya başladı. Ancak beklediğimiz gol gelmeyince ilk yarıyı 0-1 yenik kapattık.

besiktas-basaksehir-ozeti

İkinci yarıya ise kaldığımız yerden hareketli ve istekli bir şekilde başladık. Duran toptan gelen golle beraber taraftarın da devreye girmesiyle takımın arzusu daha da arttı. Ancak 60. dakikadan sonra Benfica maçının yorgunluğu kendisini göstermeye başladı. Dakikalar 70’i gösterdiğinde bizim adımıza sahanın yine en etkili futbolcusu olan Querasma’nın frikiğini Volkan’ın çıkartması ise öne geçme şansımızı elimizden aldı. Dakikalar 80’i gösterdiğinde ise bu sefer uyuyan defansımızın hatasını Fabri müthiş bir dokunuşla telafi etti ve belki de bize bir puanı kazandırdı.

Normal şartlarda zorlu Şampiyonlar Ligi maçı sonrası lig liderinden alınan bir puan iyidir. Hele de bu sayede namağlup unvanını korumaya devam etmişsen.

Ancak bu maça dair içime sinmeyen bir durum var! Yukarıda bahsettim; Başakşehir iyi bir takım. Maça da bunu ispatlar şekilde başladılar. Ama özellikle 40. dakikadan sonra karşımızda lig lideri, kendisine övgüler yağdırılan bir Başakşehir değil de geçtiğimiz senelerden çok da farklı olmayan, ancak üst sıraları zorlayabilecek bir Başakşehir vardı.

Bu yüzdendir ki; her ne kadar yorgun olsak da, çok fazla sakat oyuncumuz olsa da, bu Başakşehir karşısında daha etkili olmamız ve maçı kazanmamız gerekiyordu.

Şu ana kadar yenilmemek ve namağlup devam etmek çok güzel ama galip gelmeyi de unutmamamız gerekiyor. Beraberlik bir alışkanlık haline gelmemeli.

Şimdi önümüzde fb deplasmanı var. (Türkiye kupası maçına gençlerle çıkacağımızı varsayıyorum!) O zamana kadar takım fiziksel olarak dinlenecektir. Ancak asıl mesele Şenol Hoca’nın takımı mental olarak hazırlamasında. Takıma “garanti kazanma “ alışkanlığını yavaş yavaş aşılaması gerekiyor.

Rakibe ise verilecek mesaj açık…

Namağlup Geliyoruz ve Kazanacağız!

Saygılar…

.

Ufuk Küçükdağlı / @kucukdagli1903

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.