“Fark”lı

Geçen hafta Karabükspor karşısında aldığımız mağlubiyet ve sonrasında altımızdaki rakiplerin de peşi sıra puan kaybetmesi, bizi takip edecek dahi güçlerinin olmadığını net bir şekilde göstermişti. Bu hafta ise işler tersine dönüp, önce onların oynaması ve puan kaybetmesiyle, bu zamana kadar sahada oynadığı futbolla farkını ortaya koyan Beşiktaş’ımıza, Tolunay Kafkas’ın Akhisar’ı karşısında alınacak bir galibiyet ile tabelada da farkı açma şansı doğdu.

Şenol Hoca maça sezonun ikinci yarısındaki ideal kadrosuyla ve düzeniyle çıkmayı tercih etmiş, sadece Tosic’in cezası ve Mitroviç’in sakatlığı nedeniyle zorunlu olarak Marcelo’nun yanında Atınç’a görev vermişti.

Akhisar ise bir blok halinde kendi sahasında bekleyip, önce bizi durdurmayı planlamış ve özellikle topun Q7’ye aktarılmasına önlem almış gibi gözüktü. Bunu da gole kadar iyi uyguladıklarını söylemek lazım. Ancak o dakikaya kadar hatasız oynayan ve rakip takımın en çok dikkat çeken oyuncusu olan Ömer’in çıkarken kaptırdığı topu, hızlı bir şekilde Q7’ye aktarıp onun bekletmeden ortasında Cenk’in doğru noktada bulunması ve şık kafa vuruşuyla kilidi açmış olduk. Bu aynı zamanda o zamana kadar topa sahip olan takımımızın Akhisar ceza sahasına aktarabildiği ilk pozisyon oldu (Bir de ilk dakikalarda Oğuzhan’ın dripling ile ceza sahasına girişi vardı ki, pozisyon kesinlikle penaltı).

Sonrasında Akhisar her ne kadar oyun şablonunu değiştirmese de takımımız oyun hakimiyetini tamamen eline aldı ve oyunu rakip alana yıkmayı başardı. Bu süreçteki net paslaşmalar ve üst üste gelen pozisyonlar da keyfimizi iyiden iyiye arttırmaya yetti.

Özellikle ben oyuna katılması ile Talisca’yı ilk yarıda çok beğendim. Zaten onun oyunun içinde bu kadar yer alması ile ilk yarıdaki muazzam sayıda pasın ortaya çıktığını düşünüyorum (toplam 372 pas ve %76 topa sahip olma).

Daha uzun süre oyunda kaldığı maçlarda Talisca’nın sadece 30’lu sayılarda topla buluşabildiğini, bu maçta ise bu sayının 62 dakikada bile 56’ya ulaştığını ve daha az top kaybıyla oynadığını belirtmek gerek. Güzel futbolunu şahane bir golle de süsleyince, bence ilk yarının en iyi oyuncusu olmayı hak etti.

İlk yarı açısından gözden kaçırılmaması gereken diğer bir nokta ise, 38-40 dakikaları arasında rakibe topu hiç vermeden yaptığımız üç dakikalık paslaşma ve ardından atağı sonlandırmamız oldu ki, bunu bu sezon ikinci kez yaptık. (Bir diğeri Konya maçı.)

Yine, Babel’in çok net iki pozisyonda topu kaleciye nişanlaması ve Oğuzhan’ın kaptırdığı topta Fabri’nin müthiş bir zamanlama ile çıkıp, açıyı kapatarak golü önlemesi, ilk yarı açısından dikkat çekilmesi gereken noktalardı.

İkinci yarıya Akhisar daha önde ve istekli başlamasına rağmen 60. dakikadan itibaren yeniden oyunu tamamıyla ele geçirmeyi bildik. O dakikalarda bu sefer bir dakikalık paslaşma sonucu Q7 ile atak sonlandırmamız önemli idi. Rakibin bu dakikalarda direnci kırıldı ve hemen ardından Atınç’ın kafasıyla 3. golü de bulduk. Gol pozisyonunda İnler’in topu çekişi ve şutu, belki de bu sezonun ikinci yarısında yaptığı en olumlu hareket olarak kayda geçti. Sonrasında Babel’in üst üste iki pozisyonda önce Abu’yu sonra Q7’yi pozisyona sokması yine önemliydi.

Oyuncu değişiklikleri, Avrupa maçının yorgunluğu ve skorun rahatlığıyla beraber 80. dakikadan sonra yavaş yavaş geriye çekilmiş ve golü de kalemizde görmüş olsak dahi bu açıdan çok da eleştirilecek bir husus olduğunu düşünmüyorum. Önümüzde iki zorlu maçın olduğunu unutmamak gerek.

Sonuç olarak elimize gelen fırsatı, özellikle ilk yarıdaki iyi oyunumuzla taçlandırarak, değerlendirdik ve tabelada Başakşehir’e 4, gs’e 7, fb’ye ise 10 puan fark atmayı bildik.

Şöyle bir gerçek var ki, oyun şahane olunca çok keyifleniyoruz. Futbolcularımız da ayrı havaya giriyor, oyunun üstüne daha da fazlasını koymak için çabalıyorlar. Bunu görmemek, fark etmemek elde değil. Özellikle hücum yönümüz bizi çok üst düzey bir seviyeye taşıyor ve rakiplerimizle aramızda olan seviye farkını da ortaya koyuyor.

Alınan üç puan ve verilen mesajla beraber önümüzde çok büyük bir şans var. Rakiplerin bizi takip etme ihtimallerinin, en azından oynadıkları futbol ile mümkün olmadığı açık. Dolayısıyla her şey bizim elimizde. Önümüzdeki gs deplasmanı ile başlayan ve Trabzon deplasmanıyla biten 6 maçlık bir fikstür sonunda ben, Olcay’a yine “Şampi ne demek?” diye sorulabileceğine inanıyorum. Evet erken, ama neden olmasın…

 

Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.