Tribünde Ne Oluyor?

Cumartesi takım geriye düşünce olanlar, ilk etapta bana yeni açıkta nasıl garip geldi ise sanal alemde karşılığı çok daha büyük olmuş. ”Tribün bitti” diyenler, ”para olan yerde seyirci olur, taraftar olmaz” diyenler, daha bir dolu argüman. 30 yıllık tribün hayatımda, şimdiki vaziyeti kendi gözümden nasıl görüyor isem anlatayım istedim.Buyurun;

1.Yeni mekana alışma evresi: İlk maçta yanımdakilere;  ”ulan alışamadım, burası evim değil sanki” dediğimi, ”aynen vallaha” cevabını en az 10 kişiden aldığımı hatırlıyorum. Boru değil, üç sene sağda solda sürünmüş, 30 senede İnönü’nün her tribününü tavaf etmiş biri olarak, yeni koltuğa da yeni girişe de yeni wc’ye de alışmak zaman aldı. 30 yıllık anıların olduğu, çocukluk, delikanlılık, olgun yaşa ilk adımlarımızı attığımız yerden ”sıfır” bir yapıya girince bu doğaldır. Elbet orada da, hikayelerimiz, sevinçlerimiz, hatalarımız, yeni anılarımız olacaktır. Biraz daha sabır lazım bunun için.

2.Kemik seyirciye eklenen ”yeni 15.000 kişi’‘: Memleketteki meşhur 25 Milyon taraftarımız var şehir efsanesinin en büyük palavra olduğunu biraz bu işle vasat üstü ilgilenen herkes bilir. Derbi maçlar, Avrupa da önemli maçlar, açılış ya da kapanış maçları dışında her türlü maça, hayatının her anından ödün verip gelen seyirci sayımız maksimum 15-20 bin kişi arasındadır. Bakın maksimum diyorum. Buna bilimsel olarak yeni açılmış stada gelecek kanıtlanmış artı 10.000 kişiyi de eklerseniz ortaya maç seyirci sayısı zaten çıkacaktır. İlk 11 sayamayacak ama sorduğunuzda ”şu takımı” tutuyorum diyecek sayı da beni zerre ilgilendirmiyor. Onları ”esas” taraftar arasına sokma işini Cem kardeşimiz şahane yazdı zaten.

Bakın bu ”yeni” kitleden, ”eski İnönü” performansı ya da kültürü beklemek, şimdi twitter’da gezinen meşhur ”casablanca tribünü” şekilleri istemek acayipliktir. Youtube efsanesi bu akıma dikkatli bakın. Bu tribün bizim 80-90 lar tribünüdür. Cezasız, pasosuz, küfürün serbest olduğu, dışarıda sabaha karşı ”kapışıldığı” tribün. Şu zamanda çıkıp böyle bir birliktelik istemeyi, ummayı anlarım da bunu ”Anadolu Ateşi” ile yapmayı istemeyi anlayamam. Bu ”iyi niyetli” bir teşebbüs olsa da, şimdilik tribünün kalbine hitap etmesi mümkün değil. Öncelikle tribünün dışından değil de içinden çıkmalı bu çığlık. Şimdilik oluru yok.

3.Derbi Maçları seyircisi: Bu maçlara gitmeyi herkes ister. Zaten hep giden kemik seyirciye (17.000 diyelim şuna) eklenen bir dolu; ”maça ilk defa gidenler” mi dersin, ”beni de götür Allah aşkına” diyen renkli takımı tutan’ arkadaşın mı dersin, ” beni götürmez isen senden ayrılırım” diyen sevgili mi dersin, kısacası ”futbol” takip etmeyen, Beşiktaş’ı da böyle moda maçlarda destekleyen bir dolu adam. Şimdi sen bu karışımdan, üstüne ”lidersiz” bir tribünden, her dakika doğru zamanda ıslık, doğru zamanda destek tezahüratı bekler isen bu ancak hayalcilik olur. İşte bu yüzden en parlak tribünler hiç beklenmedik maçlarda anlık parlamalar ile ya da deplasman maçlarında ortaya çıkar. Diğer taraftan derbi maçlarda istenen ”her türlü destek” tribünü ise ancak takımın baskısına ve iyi oyununa bağlıdır.

4.Marşlar ve Anons kullanımı : Bunlarında kesinlikle etkisi olduğunu düşünüyorum.Anons yapan abimiz kusuruma bakmasın.10 sene önce ne ise hala aynı.Yanlış oyuncu numaraları anons etmek,tribünün coşkusu bitmemişken araya girmesi,son maçta Dem Baba yı anons etmeden, meşhur şarkıyı çalmadan geçmek kabul edilemez.Kesinlikle maça yada tribüne etkisi yok! İyi anonsçu maçı alma kabiliyetine haizdir.

Marşlarımızı seviyoruz ancak artık bu iş şu an genelde yukarıda kibarca bahsettiğim zorlama tadında ve yanlış yerlerde kullanılıyor.Genelde küfür önlemek yada tepkinin duyulmasını önlem olarak kullanıyor kulübümüz.Bunu etkisi de maçın içine giremeyen, sürekli marşları mırıldanan taraftar olarak geri dönüyor.Bunların ne zaman çalınacağı bir sanattır.Doğru yerde girilir ise tribünü ateşler, yanlış yerde girilir ise o ateşi söndürür.1000 desibel ile sürekli marş çalmak olmaz.Tribüne kendi sesi için fırsat vermeli…

5.Pahalı Bilet: Bunun tribündeki duruma direkt etki yaptığını sanmıyorum. Zaten 33.000 kombine var ve topraktan alan kemik 17-19.000 mevcut. Yeni statla beraber alanları da katar isek kalan 6.000 civarı biletin bu işin ”ana sebebi” olmadığı çok açık.(pahalı bilet işi nasıl olmalı,yada olmamalı, koca bir yazı konusu) Nasıl ”ıslıkla olmaz” meselesi ”asıl” mesela değilse, buda böyle.Doğru yerde çalınırsa ”ıslıkta” bir silahtır.Eski İnönü de bazı maçlarda bolca çalınırdı.(açın seyredin)

carsiii

6.Kapalı Tribün: Bizim senelerce ”anahtarımız” efsane itici gücümüz kapalı tribünümüz. Açık konuşayım, eski tribünde rakı açıp buzla içen de gördüm, peynir masası kuran da. Yani çok içmekle falan ilgisi yok bu işin. Ayhan Bey haklı ama tamamı ile değil. Orada öyle ya da böyle, oradaki 2.000 kişi birbirini sima olarak tanır, zaten ”kemik” tayfanın hası olurdu orada. Orayı alevlendirmek de 1-2 nara ile kısa zamanda sağlanırdı zaten. Bugün 100 kişi ile ”eski kapalı” havası yaratmak, altın üstü göremediği, yeni seyircinin dünya para döktüğü koltuklardan bu ”ateş” alınamaz,alınamıyor. Mevki olarak o tribünden gelen az sesi de bu etkisizliğe ekleyelim. Sanırım stadın konumu ile alakalı olarak oradan istenen ”gürültülü” ses çıkmıyor.

Genel anlamda yeni kapalıda olanları size bire bir yazamam çünkü orada maç seyretmedim. Ancak kulağıma üst taraf ile alakalı gelen sadece ve sadece ”şikayetler” ıslık çaldırmadılar ya da küfür ettiler ceza aldık vb gibi şeyler. Belli ki ne eski kapalı taraftarı ne de yeni kapalı taraftarı birbirine alışamıyor. Çarşı’nın burada olup olmadığına bir şey diyemeyeceğim çünkü görmedim.(bazı isimler dışında) Ama istenen ”Ruhun” orada oluşamadığı şimdiye kadar belli oldu sanırım.

Peki ne yapmalı :

Öncelikle bu işe ”iletişim ile el atılmalı” Çarşı-Yönetim-Normal taraftarın fikirleri sorulmalı .Ne olmuyor, neden olmuyor, kim sette durmalı, setin yeri doğru mu? acil olarak tartışılmalı, yüz yüze konuşulmalı. Bütün taraftara doğru mesajı verecek bir ortam oluşmalı. Bunu ilk eli de yönetimdir!! Acil bu toplantı yapılmalı…

-40.000 kişiye gerekirse tek tribünden ”megafon” ile yön verilmeli. Kapalıda olmuyorsa, Yeni Açık bu iş için uygundur! Yok illa ki orada da (kapalı) olacağız denmemeli. Hatta eski açık alt bile bu işi için daha uygun duruyor. Alt üstün birbirini görmediği bu düzende en uygun yeri gerekirse geze geze bulmalı. Lider olmadan, ‘tek elden” yürümeden de kesinlikle olmaz bu iş. Doğru tribün, doğru set, doğru insan, herkesin güvendiği ve izleyeceği kişilik şart. Bu da bizde en kolay bulunacak şey zaten.Fedakarlıklar yapılmalı,eskiler dönmeli yada doğru insanlara el vermeliler.Bir başı boşluk olduğu gün gibi ortada…

-Bakın bu iş ”su yolunu bulur” atasözü gibi kendi kendine de çözülebilir zamanla. Yeni stadın, yeni kahramanları bile çıkabilir bakarsanız, ancak bunu beklemeye gerek yok bence. İstenirse acil olarak toplanıp, 3 iç saha maçında çözülür bu iş.

Kısaca, birlik olmalı, bir olmalıyız. Küskünler Beşiktaş için barışmalı, Arma için fedakarlıklar yeniden yapılmalıdır. İlker Abimiz haklıdır, memleketin de, Türk futbolunun da ümidi Beşiktaş ve Stadı dır. Taraftarı da alışık olduğu liderliği bırakmadığı gibi, gelişerek tekrar işi eline alacaktır. Sadece biraz sabır ve fedakarlık lütfen. Saygılarımla,

 

Cem Göncü / @cemgonc

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.