Trabzonspor-Beşiktaş Maçı Sonrası

Takip edenler bilirler, burada içimizde az da olsa kalan oyun aşkı ile oyun taktiklerinden, maçlar içindeki eksiklerden, oyuncularımızın yapamadıklarından, istatistiklerden bahsetmeye çalışıyoruz ama dün gece olanlardan sonra, atanmış ve aldığı emri yerine getirmeye çıkmışlardan en başta bahsetmek şart oldu.

Bir takımın emeklerinin, gencecik çocukların alın terlerinin nasıl çalınmak için sahaya çıkıldığının resmi oldu dünkü maç. Tek tek gidelim;

-Atılan tekmeleri ”iki kere vurdun, bir daha vurma” diye boş geçip, parmakları ile pozisyon saymak yeni Beşiktaş maçları modası. Beşiktaş’ın en büyük gücü hızla çıkmayı şakır şakır tekmeler ile durduran rakiplere ”5 kere vurdun ama,bir daha vurma canım kardeşim” demek yeni alameti farika. Rakibin rakipleri her maç, ne yapsak da maçı 11 kişi tamamlasak diye fallar açar iken, Beşiktaş’ın rakiplerine atak kesmek, tekme atmanın cezası; Yaramaz çocuklara yapıldığı gibi, hafif bir azarlama.

-İki kere yapılmış penaltıya, yerde bariz şekilde elini uzatarak topu kesmiş oyuncuya, öncesinde belinden sarılıp Gomez’i yere indirmiş rakibe verilen karar; ufak bir gülümseme! Çizgi hakeminin tepkisi ise, havalarda ne kadar güzel gidiyor tarzı gerdan kırma! Santimlerle verilmeyen ofsaytlar, ortada faullerden bahsetmiyoruz dikkat. Validenin mutfaktan, İrlanda Kartalı Kürşat’ın taaa oralardan gördüğü penaltılar bunlar. Bunu hakem görmedi demek saflıktır, art niyettir. Bunu hakem görmüş ama çalmamıştır. Dünyanın her yerinde bu maçın hakemine soruşturma açılır. Bu kötü yönetim değildir, bu yanlı ve emir alınmış yönetimdir.

-Geri pasa niyet başka idi demek, futbolu bilmemektir. Bilerek ve isteyerek kalecinin bölgesine atılmış, itilmiş pas, geri pastır. Buna düdük çalmamak yine yukarıdaki kötü niyetle açıklanabilir. Cumartesi çekme olmayan pozisyonda koşa koşa kırmızıyı çeken, fb stoperine kart göstermemek için çırpınan, Souza’nın rakibi dirsekleyip, üstüne parmakla tehdit etmesine takılmayan hakemi düşündüm fakat işin içinden çıkamadım.

Bu maçlar ilerisi için hakem referansıdır. Daha sonra yapılacakların habercisidir. Yönetimimiz galip geldik diye susmamalı, tedbirini acil olarak almalıdır. Rakibin ahlakı da, yöntemi de bellidir. Lütfen müsamaha göstermeyin.

Takım ne yaptı sorusuna gelir isek; Son maçlardaki defans ile hücum arasındaki kocaman boşluk ve mesafe, bu maçta da görüldü maalesef. Stoper çekincesi yüzünden Atiba’ya ”geride kal”denmesi mümkün olsa da, oluşan kocaman boşluğa sızmayı ara ara beceren kötü Trabzon hücum hattını bile zaman zaman iyi gösterdi. İster uyumsuz ve yeni stoper tandemi deyin, ister yorgunluk, ister öndekilerin geriye dönmemesi, bu işe acil çare bulunmalı, takımın boyu eski haline getirilmeli. Yoksa bu bölgeye sızıp, topu iyi kullanan takımlar da olacaktır.

Hami Hocanın muhtemel Necip-Toşiç tandemine saldırayım diyerek oluşturduğu yanlış iki forvet tercihi, bu koca boşluğu değerlendirmeyi Trabzon açısından önledi. Necip ağır Cardozo’yu artı iyi oyunu ile sahadan sildi. Hami Hoca duruma anca son dakikalarda uyanıp orta sahaya adam sürdü ama iş işten geçmişti.

Oğuzhan’ın ”bu kadar boşluk bırakan takıma gol  atmamak imkansızdı” demeci doğru idi ama hem bu boşluklar Oğuzhan’ın kendi sakatlığı özelinde, hemde 2-3 maçtır yaşadığı fizik düşüşü nedeni ile erken değerlendirilemedi. Üstüne Kerim ve Q17’nin sürekli kenara kaçması ve Gomez’i ikilememeleri, artı yanlış pas tercihleri de gelince, ”hocam Olcay gelsin artık” der iken bulduk kendimizi ancak futbol böyle bir şey işte. Oyunun kötülerinden Q17 ortayı yaptı, Gomez kafayı çaktı ve iş bitti.

Artık hedef Antalya maçı. Mesafelerin azalması, Atiba’nın dinlenmesi, Oğuzhan’ın sakatlığını atlatması dileği ile…

 

Cem Göncü/@cemgonc

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.