Test !

Hoca’nın maçtan sonra ”kendimizi 11’e 11 test edemedik” cümlesi çoğu şeyi açıklıyor. Ülkenin futbol olarak tek umudu olan bu takımın, bu seviyede çok iyi başlayıp böyle acemi bir hatalar silsilesi ile bu skora gelmesi çok yazık oldu. İçimizde kalan uhde bir yana, takıma diyecek tek kötü lafım yok.

Hata!!

Malum pozisyonda senelerdir merkezin yükünü çeken Atibamızın çevre kontrolü yapmadan attığı tembel pas, ayakta kalması gereken Vida’nın yapmaması gereken ”refleks atlaması” zaten fizik olarak çok geride gözüken takımımızın sonunu hazırladı. Bu seviyede küçük gibi gözüken çoğu hatanın bütünü belirlemesi de çok normal…

Yine ve maalesef Vida  tam olarak hazır değil. Üstüne o mevkide olması gereken ilk ve en önemli şeyin uyum olduğunu da unutmayalım. Pepe’nin de artık yanında kimin oynayacağını, sezon sonuna kadar bu ismin değişmeyeceğini sakatlıklar dışında bilmesi lazım. Onunda sabrını zorlamanın bize hiç bir yararı olmaz. Kadro istikrarı o bölgenin en elzem işi…

Oyunu Tutabilir miydik?

Takım sertlik ve defans olarak direnebilir mi idi? Bence hayır. Maalesef böyle bir sertlik bu Beşiktaş takımının uzun süredir kimyasında ve zihninde yok. Oyuncu özellikleri olarak zaten hiç yok.

Almanya’nın mevkisiz ama en tilki adamına (Müller) ceza sahası ve kalenin dibinde verilen pozisyonlar, işin savunma yönüne gelince ne kadar iyi (!) olduğumuzun resmi idi. Buradan bir Çanakkale geçilmez beklemek de gerçekçi değildi. Bu takıma fizik gücü ve hız kazandırma işi de şimdi değil, transfer sezonunun başında yapılması gereken işlerden idi…

Q7’nin maçta bir kere nefes alıp gözükmesi, 2. golde Talisca’nın koşması ve savunması gereken bölgeye koşmaması, Love’ın anlamsız aşırtma sevdası, maalesef mevcut kadromuzun yapabildiklerinin ve yapabileceklerinin sınırını gözler önüne serdi.

Bu sefer tutmayan transferler, müdahale edilmeyen orta saha, sürekli satmak zorunda olduğumuz omurgamızın en önemli oyuncuları da bunlara eklenince, zaten bizden 4-5 kademe yukarıda olan bir takım karşısında, genel görüntüde çok da söze gerek yok aslında…

Sağlık Olsun… Bu macera için takıma ve emeği geçen herkese teşekkürler…

Şenol Hocam!

Şenol Hocanın bu aralar formsuz olarak eleştirilmesi kısmen doğru olsa da, bana göre oyunun genel gidişatını değiştirecek hamle kenarda zaten yoktu! Benim hocayı eleştirebileceğim en büyük husus; takımın fizik durumu ve oyunun boyunun lig dahil bu kadar uzaması!

Özellikle 70’lerden sonra takımın konsantrasyonunun bu kadar düşüp, oyunu bırakma haline dönüşmesi bayağı büyük bir problem.

Tamam ileride artık ‘‘atamıyoruz” hoca da belli ki bazı ve çoğu oyuncuya artık güvenmiyor (belli oldu) ama önümüzde bunca örnek var iken bu işin ilacı da özellikle ligde fizik gücü ve pres iken hala buna başvurmamamız enteresan! 

Bahaneler Bitti!

Artık bahanelerimiz bitti. Pazar günü için de artık oyuncularımızın ekstra motivasyona ihtiyacı yok. Devam diyecek isek elde kafaca kim hazırsa onlar ile yola devam etme zamanı. Rakiplerin daha iyi analiz edilmesi, ”takım oyununun” geri dönmesinin de artık tam sırası.

Love’ın 2-3 kademe atlaması, aşırmayı bırakıp topu en kısa yoldan içeri atması, Talisca’nın yaptığı en iyi şeyi (gol) her maç yapması elzem. Babel’in daha önde kalması için takım boyunun kısalması, kaptırılan toplara pres ve geri alma süremizi geçen yıllara yaklaştırmamız da ilk önceliğimiz olmalı. Yoksa tren kaçmak üzere!!! 

Not:   Fb maçı ve genel haleti ruhiye için 1 yazı daha yazacağım…

 

Cem Göncü

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.