Taraftar, Forma, Pazarlama, Aşk Ve İletişim

Başlıktaki birbirinden bu kadar alakasız 5 kelimenin yan yana gelmesi sanırım sadece futbol denen oyunda mümkün.

Hem aşık olup, hem para konuşmak, nereden bakarsanız bakın tabiat kanunlarına aykırı, gönül kurallarında ise rezillik addedilir,  ancak konu ”karşılıksız aşk” olunca da, buna haiz olmak sanırım sadece takım sporlarında, ya da bir köpek sahibi iseniz mümkün.

Bu kadar ruhen ve maddi olarak kendini bir şeye ait hissetmeyi, karşılığında da sadece manevi başarı hissi almayı kabul eden insan grubunu başka hiç bir yerde göremezsiniz. İşte bu yüzden buna verilen ad taraftarlık, karşılıksız yapılan şeye de verilen ad olsa olsa ”aşk” ya da ”sevgi” olabilir.

Peki pazarlama ve iletişim bunu neresinde?

1878 yılında kurulan ve 1892 yılında (first-divison’a çıktıkları sene) sarı-yeşil olan Manchester United forması 1902 yılında şimdiki halini almış (yaka beyaz,kırmızı forma) ve 115 yıldır aynı hali ile iç sahada taraftarlarına sunulmuş,sunuluyor.

Peki 115 yıldır sadece ufak detayları, yakası ya da forma üzeri saklı desenleri değişen United forması, hala neden eleştirilebiliyor bilen var mı? Ya da dünyanın en büyüğü olarak kabul edilen United Store’da neden hala ”Formalarımızı beğendiniz mi” formları mevcut? Neden hala bizim de bu sene hedef olarak belirlediğimiz Çin pazarında formalarını çıkarmadan evvel dünya kadar para harcayıp, taraftarlarına forma ile alakalı anket, sanal bildiri soruları sorduruyor United kulübü?

 Alınmadık kupası kalmayan, sadece Asya’da 1 milyar taraftarı olduğu söylenen koca kulüp, neden hala forma içindeki ufacık deseni taraftarlarına ”beğendiniz mi” diye soruyor ve dünya parasını reklama, işin uzmanı ekiplere harcıyor sizce? En ufak satış hedefi sapmalarında niye 50 kişilik ekipler ile Asya’ya çıkarmalar yapıyor mesela?

En ufak detayı yıllarca datalarında saklayıp, neden formalarını ilk olarak ”en eski kombine sahibi” taraftarlarının evine, bizzat kendi oyuncularının eli ile götürüp, tanıtımını da böyle yapıyor bilen var mı???

Tamı tamına 67 milyon sterlini, neden United Kulübü sadece ve sadece sosyal medya+araştırma ve iletişim departmanlarına harcıyor?

Deli mi bu United? 100 milyona Pogba getirdik, Lukaku’ya 75’i bastık, daha ne istiyorsunuz, koşun alın formanızı, soru sormayın kardeşim, neyse ne, diyemezler mi?? Sevgili John, senelik 150 milyonu almışım firmadan, ne çıkarırlarsa giyeceksin kardeşim deseler, John itiraz edebilir mi? ya da Benjamin kargoda formaların fotosunu çekmiş, kusura bakmayın koca lansman ziyan oldu, Allah belanı versin Benjamin, bütün kabahat senin deyip, ertesi gün 2-3 foto ile geçiştirirler ise ne olur? Şampiyonlar ligini aldıkları sene, kupa logosunu en iyi transferlerinin üstünde göremeyen Endonezya’daki taraftarlarına; ”vakit yoktu”, ”uçak kargo gecikti”, ”mal gümrükte takıldı” deseler kim itiraz edebilir?

Herkes itiraz eder arkadaşlar. Sosyal medyadan kulüp sahiplerini öyle sallarlar ki, sevimsiz deprem kelimesi bile yanında az kalır. İngiliz medyası öyle tepelerine biner ki, ortada ne sponsor kalır, ne de ceo..

Pazarlamada duygusallık yoktur. Satış rakamları vardır ve hedef her zaman ”ulaşılamayan kitlelerdir”. Ben dahil, ”koşun, ihtiyacımız  var” diyerek satışa duygu ile çağrılan ve buna cevap verecek kitle zaten bellidir. Hedef, fanilaya arma basılsa alır geliriz diyen kitle değil, diğerleridir.

500.000 satın, sizi A klasmanına alalım diyen grup ticari hedef, kota olarak haklı olabilir, ancak bunu 500.000 satar isek formalar düzelecek diye yansıtanlar maalesef haklı değildir.

Satış denilince ”müşteri” ilan edilen taraftara sürekli ”kademeler” koymak, onun hislerini değersizleştirmek, haklı ve doğru eleştirilerini kaale almamak, ”sus ve al” diyerek onu robot yerine koymak, günümüz tüketim şartlarında yapılacak en yanlış iş, verilmiş en kötü karardır. Karşılıksız seven bir gruba yapılacak en kötü şey, ona değersizmiş hissi vermek değil de nedir?

Esas mesele formadaki cm kayması ya da özensizlik değil, formaların iyi ya da kötü olması meselesi de değildir, lig bitiminden bu güne kadar gelen, ilk 3 yıldızlı formaların taraftar için ne kadar değerli olduğunu anlamamak, buna uygun tanıtım, dağıtım ve iletişim kanallarını doğru kullanamamaktır.

Yoksa desen ya da forma dizayn işini söz konusu firma zaten 3-4 kulüp dışında açık şekilde seri üretim şeklinde değerlendirmektedir (Koca bir yazı konusu bu). Bu firmanın dünya üzerindeki gücü ve Türkiye şartlarında ticari faaliyetlerini zaten biliyoruz, ancak senelerdir 1 ya da 2 forma dışında maalesef başarılı işler çıkardıklarını söylemek mümkün değil.

Sözleşmeler ve ticaret bazında takdir kulübündür, ancak benim duygusal bağlarım ve taraftarlığım bazında, Beşiktaş ruhunu, semtini ,boğazı, siyahı-beyazı senelerdir kaale almayıp, bu ruhu hala reddeden ve bunu ticari seri üretim ile açıklayan firma benim gözümde ancak bize verdiği değer kadar değerlidir. Bize kıymet verecek 3. ya da 5. büyüklükte bir firma ile anlaşmak, onlara kendimizi daha iyi ifade etmek, onların da bizi tanıma ve anlama isteği olması, bunu aramak sanırım artık elzemdir.

Bakın duygusuz ve ruhsuz fabrikasyon forma görmeye ben artık dayanamıyorum. Ömrümüz yeter de 15 sene sonra Cenk’in Benfica golünü anlatır iken, onun üzerindeki Beyaz formayı gözünüzün önüne getirmeyecek olan var mı?

O forma bizim  için artık Cenk’in golü, pes etmemenin sembolüdür. ”Sonradan gözüme iyi gözüktü” demenizin sebebi de o formaya yüklenen ”anılar”.  İşte bu yüzden formalar benim gözümde çok önemli.

Bizim tarihimizin ve anılarımızın taşıyıcılarıdır formalar. Hele imzalı ise işte o zaman tarihe düşülen notlardır formalar. O imzalar da ispatı. Sırf bu yüzden ne olur ”alın kardeşim giyin gitsin” diyenlere daha çok içerliyorum. Beşiktaş hep olduğu gibi her zaman en önde, öncü olmalı, her şeyin en iyisini taşımalıdır diye de eklemek istiyorum.

Kulübümüzün de Real Madrid’in yada Manchester United’ın yaptığının sadece para harcamak olmadığını anlamasını, taraftarın bu işteki maddi ve manevi en büyük sermaye olduğunu, büyümede ve küçülmede, her şartta yanında olacak sosyal ve kalbi gücün farkında olmasını, onların nabzını sürekli ve doğru şekilde tutmak gerektiğini çözmesini, kombine ve şampiyonluk kutlamaları dahil bu güne kadar yapılan bütün yanlış iletişim ve hatalı kararların doğru değerlendirilip gerekli hamlelerin yapılmasını sağlayacaklarından şüphem yoktur. Doğru büyümenin ilk şartı, doğru ekipler ve gerçek hedefler yaratmaktır çünkü, taraftarın kalbini ve ruhunu unutmadan tabi…

Kişisel Not : Bu işte kesinlikle havadan tepenize inen bir ilham perisi yok. Yazmak ve çalışmak şart. Uzun süre yazamadım. Paslanmışım. Hepinizden özür dilerim…

 

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.