Sivasspor-Beşiktaş Maçı Sonrası

Sanırım ”Tedbir” ve ”Tedirginlik” arasındaki ince çizgiyi hem biz hem takımımız zaman zaman birbirine karıştırıyor. Yoksa 2 kişilik Sivas takımına (Atıf ve Burhan) 5 önde 5 arkada ayrışarak hücum etmenin, sürekli basit top kayıpları yapmanın, Sosa ve Oğuzhan’ın gözlerini bağlasak atacakları pasları atamamalarının sebebinini başka bir şey ile açıklayamıyorum. Son zamanlarda deplasmanda adet edindiğimiz üzere, ilk 45 dakikayı rakibi tartarak geçirmek yerine, golde yaptığımız tempoyu ilk 20 dakikada yapıp, vitesi bu dakikalarda arttırsa idik,10 kişi ile göbeği savunmaya çalışan ama beceremeyen, oyununu durmaya ve durdurmaya planlamış ama buna da gücü olmadığı açıkça gözüken Sivas takımına erkenden teslim bayrağını çektirmiştik.

Biliyorum, biz 40 yaş ve üstünün sürekli ”aman daha 5 maç var” telkini, ”Tedbir” çağrıları yapar iken, takımdan uçarak oynamasını beklemek haksızlık ama onların sakin duruşu (maşallah) bazen benim bile sinirimi bozuyor. Daha ilk 15 dakikada 3 yüzde yüz sarılık, tekmeye bile tek itiraz eden olmayınca, ”biri gidip baskı kursun hakeme,kaleciden kaptan olmazzz” diye kendimi yırtar buldum evde. Sonrasında Kerim çok sakin bir şekilde muhteşem kepçesi ile Gomez in önüne saldı, yine Gomez çok sakin bir şekilde kalecinin en ölü yerine dokununca, bana da çenemi kapayıp ”sakin bir şekilde”oturmak kaldı tabi. Ayaklarına sağlık.

Kerim’in takıma faydası çokça tartışılıyor ama ben bu kadar statik oyunlarda sürekli gezerek oynamasını, takım dinamiği açısından faydalı buluyorum. Dün de çıkınca ”Olcay çıkmalı ” idi diye yine ahkamı kestim ama Olcay da öyle bir adam ki, golde aldığı ve verdiği top, Kerim’in asisti kadar değerli. Kerim şu ”doğru”pasları nasıl atar, ”doğru kararı ve doğru yerde topu çıkarmayı” nasıl öğrenecek bilemem ama öğrendiği gün bence ”olmuş olacak”. Sanırım doğru karar ikisinin de çıkmaması idi çünkü Töre hiç hazır değil. Gel gelelim hazırlanması içinde oynaması lazım, çık işin içinden (güzel denklemler bunlar).

İsmail’e neler oluyor diyeceğim ama İsmail ”dinamizm” dışında defans hattında hala aynı İsmail. Kendi kendine öyle çalımlar attı ki stat Başakşehir olsa Iğdır Beşiktaş Murat, ”İsmaellll napıyosun İsmaelll” diye bas bas bağırırdı. Yenilen golde Olcay ile yediği kombine çalım maşallah derslikti. Hücumda zaten yapamadığımız bek kombinasyonlarını 5 maçta özellikle ”deplasmanda” yine yapamayacağımız göz önünde bulundurulur ise o bölgeyi başka bir oyuncu ile düşünmek sanırım yanlış olmayacak. Beck’in saçma kartı olmasa idi oraya Serdar’ı bile solda denemek abes olmazdı sanırım. Son dakikada olsa gol yemeden maçı bitirememek bayağı sinir bozucu çünkü.

Hakem tarafında ilk yarıdaki 6 dakikalık duraklamayı 3 dakika göstermesi, Sosa ve Oğuzhan’a atılan tekmelere çıkmayan kartlar, Gomez’in itilmesine çalmadığı penaltı dışında pek iş düşmedi neyse ki. Yoksa mevcut hakem kapasitesi açısından adı ile bile ”Atibayı çizgiye bastı diye atan” hakem olarak hep zihinlerimizde kalacak. Ne de olsa Dünya tarihine geçti kendisi, ”Çizgiye basma yanarsın” diye film bile çekilebilir bayağı…

Kaldı 5 maç. Biz yine klasik ”sakin” telkinimizi yapalım. Tolga’nın dediği gibi daha bir şey kaldırmadık! Yolumuz açık olsun. Yolun sonu Şampiyonluk olsun….

 

Cem Göncü/@cemgonc

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.