Şaşırmak

Şu an milli takımda olanlara şaşırmak için ya bu memleket dışında yaşıyor olmak ya da son 10 yılda ülkedeki futbolla hiç ilgilenmiyor olmak lazım sanırım. Oyunu biraz sevip, milli takım ne oynuyor bilmecesini çözmek için, özellikle 2008’deki mucize işlerden sonra Demirkol tarafından ”kaos futbolu” adı ile en azından bir isim için uğraşılmış, işin sonu ”Türkiye bitti demeden bitmez” tarzı zorlama sloganlara bağlanıp ”yok arkadaş biz çözemedik” denerek üstü kapatılmaya kadar gitmiştir. Peki neden böyledir bu? Çünkü bahsedilen kaos, aynen kelime anlamındaki gibidir;

kaos : evrenin düzene girmeden önce içinde bulunduğu, biçimden ve düzenden yoksun, uyumsuz ve karmakarışık olan durumu. kargaşa, karışıklık…

Peki bu kargaşa ve karışıklık gökten zembille mi indi? Yani tam da yıllardır yazılan senaryolara uygun, seçilmiş değil atanmış, futbolun ”f” sinden anlamayan yöneticiler, iki takım düzeni yaratmak için eldeki hocalarını kral ya da imparator ilan edenler ve bu sisteme üç kuruşluk tiraj ve reyting için senelerce alenen destek veren iki kulüplü medya önceden yok mu idi? Yıllardır olanlar bu kadar ortada, bu kadar bariz iken, esas büyük komedi bunlara şimdi şimdi ”şaşıran” kelli felli yazarlar ve tv kanalları. El birliği ile yarattıklarına hep beraber şaşırıyorlar.

Seneler evvel ”romantik futbol” akımına ve oyuna aşık bir insan olarak, NTV Spor’a bir yazı yollayıp “Yenilsen de Yensen de” programına katılmaya hak kazanmış ve inanmıştım;  ”oyun kazanacaktı”. Radikal futbolu yarım saatte yalayıp yutan, yurt dışından ne kadar hoca, oyuncu biyografisi varsa getirten masum, oyuna aşık futbol sever, saf insan evladı. İşte o  çocuk, o zaman hayran olduğu isimlerin, söz konusu kendi takımları olduğunda nasıl oyunu kağıt gibi kıvırıp çöpe attıklarına senelerce şahit oldukça gerekeni yaptı ve ”taraf” oldu.

aziz2

Memlekette oynanan oyunun futbol olmadığını, her şeyin iki kulüp üzerine kurulup, bunlar üzerinden yorumlandığını anlamamak için ya bu dümen suyunun içinde olmak lazımdı, ya da salak olmak. Yine de hala şaşırdığım şeyler yok mu? var tabii.

Mesela hala Beşiktaşlıyım deyip ”taraf” olmayı reddedenlere şaşırıyorum. 15 senedir, futbol seven adamı ”taraf” olmamakla suçlayıp, ayrıştıran iki renkli kulüp ne zaman ”mağduru” oynasa onlara omuz verenlere çok şaşırıyorum. Sonra verdiği omuza ilk fırsatta sırt çevirilince şaşıranlara bayağı şaşırıyorum.

30 sene düzenin ekmeğini en başta koşa koşa çatır çatır yiyen, bunu da aldıkları kupa sayıları ile açıkça göreceğiniz iki kulübün, aldığı her kupada havalara uçup, bir anda futbol adaletini ve yediği hakları unutan camialarına hala inananlara şaşırıyorum.

Hala bu düzene az da olsa inancı olup ”eyyamcı hakem” tezahüratını yapan memleketteki tek taraftar Beşiktaş taraftarını yanlış yönlendirenlere, deplasman yasağı kalksın ama Vodafone Arena açılınca kalksın emrini, futbol romantikliği sananlara şaşırıyorum.

163 maç tek falsosu olmayan takımının oyuncusuna, 2 yanlış hareketinde, medyanın bunu alıp, Veli’ye, Necip’e, Nouma’ya, Giunti’ye yaptığı gibi ”kendini yere atar, hakemi aldatır aman dikkat” manşetlerini çekeceklerini bile bile sallayanlara şaşırıyorum. Evet Arif’e, Burak’a, Hakan’a gözünü kapamış, Ağar-Terim yıllarında sahada hakeme tükürük, nerede ise dayağa varan hareketlere gözünü kapayan aynı medyadan bahsediyorum.

Senelerce sırf kendi adamları diye İmparator lakabı takıp, bütün yanlışlarını kulak arkası edenlere, ayakta alkışlayanlara, şimdi eleştiriyor diye, ”bakın onlar da bıkmış, aynı taraftayız” diyenlere  bayağı şaşırıyorum. Üç başarısızlıkta takımlarının başına getirecekleri, tekrardan ayakta alkışlayacaklarını bile bile hem de.

Şenol Hoca’nın ”basın toplantılarında çok sinirli” olduğunu sürekli gündeme getirip, Terim’e senelerce soru bile soramayanlara şaşırıyorum. Şenol Hoca’ya ısrarla sorulan ”kadro genişliği kafamı karıştırdı” sorusuna kızmasının, bir hafta sonra TV’lerde ”geniş kadroyu kaldıramadı” palavrasına nasıl dönüştüğünü, hocanın bu alçaklığı ilk anda nasıl sezdiğini anlayamanlara şaşırıyorum.

melo

En formda Beşiktaşlı oyuncuların nasıl milli takıma seçilmediği, nasıl başka takımlara gidince 2 katı sayılarla milli olduklarını okuyunca şaşıranlara şaşırıyorum. GS’li Yasin’in Beşiktaş oyuncusu olsa, milli takımı anca rüyalarında görebileceğini bilmeyenlere şaşırıyorum.

Bütün bunlar senelerdir olur iken ve biz bunları ve daha fazlasını senelerdir bizzat yaşar iken, hala yamacımıza gelip ”futbol romantikliği” yapmaya çalışanlara şaşırıyorum. Memlekette futbol neden izlenmiyor diyenlere, milli takım neden yapamıyor diye söylenenlere, olanları hala teknik, taktik üzerinden anlatmaya çalışanlara, hatta kendime bile bazen şaşırıyorum.

Bizi taraf olmaya senelerce itenleri kutluyorum. İyi ki itmişler.Kayıtsız şartsız Beşiktaş’ın tarafındayız uzun zamandır. Boş dürüstlüğe, algı ile yönlendirilmeye, fazla saflığa artık karnımız tok. Siz ne derseniz 10 kere düşünüp, 100 kere tartıyoruz artık. Dedikleriniz ve yazdıklarınızın arka planını artık biliyoruz. Futbolu bu hale getirenlerin siz ve medyanız olduğunu, halen dahada aynı amaçla ilerlediğinizi biliyoruz.

Aynı dikkati ve şüpheciliği, Beşiktaşlıyım diyenlerden de beklemek hakkımız sanırım. Ne yaparsanız yapın iki adım sonrasını ”Beşiktaş’a ne zararı olur ya da bunun kulübe ne yararı olur” diye düşünün lütfen. Ne olur siz bizi şaşırtmayın artık.

 

Cem Göncü / @cemgonc

 

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.