Ç. Rizespor-Beşiktaş Maçı Sonrası

Öne geçmiş, açık alan bulan bir Beşiktaş’ı sular seller gibi akarken izlemek nasıl büyük bir zevk ise, bu atakların sonunu getiremeyip,kolaylıkla altı-yedi gol atabileceği bir maçı son dakikalarda ki sıkıntılı pozisyona sokan Beşiktaş’ı izlemek de bir o kadar zül.

Sosa’nın artık şaşırtmadığı Pirlo vuruşundan sonra, Rize’nin ilk yirmi dakikada tek pas ile Beşiktaş orta sahasını nasıl geçtiğini düşünmeyi bırakıp, Kerim’in, Olcay’ın farkı arttırmasını, olmadı asistler ile Gomez’i gol krallığında daha öne atmalarını bekledik ama Olcay son vuruşlarındaki sıkıntısına devam etti, Kerim ikinci goldeki ”adamın içinden geçme” resitaline rağmen ikinci yarı klasik final pası hatalarına geri döndü ve Gomez de olmadık şekilde topları ezince maç sonunu yine dehşet içinde izleyip, sabah kocaman bir baş ağrısı ile uyanıverdim.

Hikmet Karaman’ın ilk planı İsmail’in arkada bıraktığı boş alanları hızlı Ahmet ile değerlendirmek ve İsmail’in defanstaki hamle eksikliğini kullanmaktı. İsmail’in goldeki harmandalı hocayı az da olsa haklı çıkarsa da maç boyunca Rize oyunun hakimiyetini ele geçiremedi. Direkte patlayan topta, yine adam paylaşımı hatası yapılması ve ”defans kaymasının” gerçekleşememesi önemli bir ayrıntı. Öndeki üç Rizeliye markaja giden Marcelo ve Alexis olunca, en arkadaki (yada sarkan) adamı bozması gereken Beck (ya da ekstra bir orta saha oyuncumuz) adamını kaçırdı ve sert kafa şutu direkte patladı. Öndeki baskıdan kaçan rakiplerin Atiba ile baş başa kalması, İsmail’in defanstaki sıkıntıları, Oğuzhan’ın yeterli defansif desteği verememesi gibi sıkıntılarımız devam ediyor maalesef. 10 maç kala bunları en aza indirmeliyiz.

Necip’in oyuna girmesi orta saha direncini arttırsa da, çıkan Oğuzhan’ın kasığı canımızı yaktı. Kazanılan toplarda Sosa’nın boş alanlara top taşıması ve şiir gibi pasları ”yürüüüüüü” diye ayağa kalkmamıza sebep oldu ama sonunu yukarıda anlattık. Sonradan oyuna giren Tolgay hala hazır değil, bunu bekliyorduk ama Oğuzhan’ın dönme süresi ona ihtiyacı acil ve elzem duruma getirebilir. Hele ki Trabzon maçını koca bir bulmacaya çevirebilir (orta saha almalı idik).

Hakemlik bir durum olmasa da, Koray’a verilmeyen kartları eli ile ”bir-iki-üç” diye saymanın manasını ben anlayamadım. Kart dünyanın her yerinde karttır. Üçüncüde göstereceğim diye bir şeyde yoktur ki bu pozisyonların hepsi  ”atak kesme” amacı ile yapıldı ve direkt rakibe yapılan faullerdi.

Oynayamayacaklar ve Oğuzhan’ın durumu ile Trabzon maçı, Karadeniz turunun önemli ikinci maçı. Trabzon’un durumu ne olursa olsun, ismi büyük maçlar her zaman gereğinden fazla ciddiyet gerektirir. Necip-Tosic tandemi, hocanın orta sahayı nasıl kurgulayacağı, 2 gün boyunca en önemli hususlar olacak. İyi bir Pazar günü diliyorum.

 

Cem Göncü/ @cemgonc

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.