Osmanlıspor 0-2 Beşiktaş

”İstatistik mini etek gib..” yok yok, bir yazıya daha bu alıntı ile girip, ”eee yeter be kardeşim” dedirtmeyeceğim size. Pazar gecesi uyku tutmayıp, kafama negatif düşünceler üşüşünce ”ulan yarın bir sıkıntı olursa, şöyle moral verici bir giriş yaparım” dediğim David Mitchell’ın son kitabından alıntılayalım;  

”Aşk güzel bir rüya ise evlilik de çalar saat midir?”

Aynen bu kelimeler ile dalıp ardından da, ”Bizi Beşiktaş aşkından uyandıracak saat daha icat edilmedi. Bazen yenilsek de aynı hayatta olduğu gibi, yine yanındayız Arma’mızın” deyiverip, yine dik dururuz be kardeşim mesajını çakarım diye düşünür iken, Talisca öyle bir vurdu ki, şükür bütün negatif düşünceleri sildi attı. Neyse, böyle bir giriş yapar, sonra duygusal yazıyı patlatır, bu sefer de ”teknik-taktik-istatistik” üçgeninden sıyrılırım dedim kendi kendime. Dedim de bizim Cem Fante, Onur Özgen bağlantılı 11tegen11’in meşhur pas bağlantısı formülünü önüme atıverdi. Bu bayağı ses getiren formül, zaman zaman her şeyi anlatmasa da bu sefer çoğu şeyi anlatıyor sanırım. Buyurun hep beraber bakalım;

 

Yine önde baskı tercihi ile değil ama orta sahada rakibi kontrol ederiz niyeti ile oyuna başladı takım. Yahu bu Atiba, Talisca-Babel-Q7 üçlüsünün arkasını nasıl süpürecek diye kara kara düşünür iken, Babel ile Q7 hevesli ve geriye yardımla başladılar. Hocamızın da ”hevesli idik ve öyle başladık” demeci bunu tasdiki oldu sanırım. Benim üstünde özellikle durduğum; ”30 metrede ve önde oynamak lazım” kısmı hem Atiba-Ozi’nin yükünü azaltacak hem de hepimizin görmek istediği pas oyununu sağlayacak düzen bu olmalı niyeti ile yazılmıştı ama Osmanlı’nın, orta sahadaki iki önemli eksiği, bize orta alanda hiç baskı kuramamaları avantajını pek ala getirdi. 20 dakikalık bir bölümde bizim de geriye iyice yaslanıp, oyunu rakibe verdiğimiz kısım hariç, hiç bir periyotta oyun temposunu Osmanlıya vermedik. Bunu da Hocamız; ” istemediğimiz şekilde geriye yaslanmaya başladık, Tolgay hamlesi sonuç verdi” diyerek, ”ulan bu yaslanma hastalığı ne olacak? bilerek mi yapıyoruz?” sorularımıza cevabı yapıştırmış oldu.

Bakın, 1-0 oynamak başlı başına bir meziyettir. Eski İtalyan takımları golü atınca maç bitti der, tv yi kapatırdık zamanında, ancak bizim Beşiktaş’ımız bu oyuna yatkın değil maalesef (bu sezon en az pas yaptığımız maçı oynadık dikkat!) Tolgay girene kadar olan bölümde, yapmaya çalıştığımız alan savunmasını da zaman zaman abartıyoruz. Bu oyuna uygun, patlayıcı gücü olan adamımız şu an Afrika kupasında sanatını icra eder iken özellikle, Cenk’ten böyle bir atletizm beklemek hayal. Cenk tam da Ercan Taner deyimi ile karambol golcüsü. Yani öne yığılan oyunda, doğru vuruş tekniği olan adam Cenk. Orta saha ile arasında 40 metre mesafe var iken, Q7 bu kadar çizgiye yaslanmayı şiar edinmiş bir iç güdüye sahipken, bu oyun sağlam bir orta sahalı rakiple bize sıkıntılar yaratmaktan başka bir işe yaramaz, yaramadı da bugüne kadar. Dün Tolgay hamlesi ile belli bir bölümden sonra, bu işe bir son verebildik şükür. Tolgay hem enerji kattı hem de pas istasyonu görevini yerine getirip, oyunun hakimiyetini yine bize çevirdi. Onu da böyle başlanacak ise ”hamle oyuncusu” olarak kullanmak, sanırım en doğrusu. Sonradan girdiği oyunlarda bu etkiyi vermesi umudu ile tabii.

Gelelim yukarıdaki 11tegen11 mevzusuna; Soldaki çizgilerin bol olduğu alana dikkat! Babel-Adriano-Oğuzhan üçlüsü dün Ozi’yi de canlandıran pas üçgenlerini kurabilmişler (Adriano 18 hatalı pasına rağmen 78 kez topla buluşma ile bu alanda lider ). Yine geçen sene isimler üzerinden yürüttüğümüz, takır takır pas yapma işinin formülü de burada saklı. Ozi’yi anlayacak, ona alan açacak, duvar olma işini görecek oyuncular bulmak. Onun yanında ve oyununu anlayacak isimler ile Ozi, bu ligin en iyi yaratıcı orta sahası. Yanında böyle adamlar olmayınca ise fiziği eksik, alan kat edemeyen oyuncu görüntüsünde. Biz iki şartta da ”lider” olmasını arzu ediyoruz, ancak şu an için Ozi’den yararlanmanın formülü de bu istatistik. Umarım Babel, daha diri ve takıma uyum sağlamış şekilde bu işe katkı sağlar (bu kanat %49.8 ile en çok kullandığımız alan oldu).

Yine tabloda pas istasyonu olamamış, takımdan kopuk iki isim göze çarpıyor, Talisca ve Q7.  Talisca’yı burada aklamak kolay. Onun sürekli pas duvarı olması ya da bir orta saha gibi oynamasını artık beklemiyoruz. Tam da bize lazım olan ve dün de yaptığı gibi ”anlarda” çıkıp fişi çekmesi ilk görevi (Sadece 26 kez topla buluşmuş..) Zamanla pas istasyonu da olursa ne ala.

Onun arkasında kimlerin olması gerektiği ise sanırım Tolgay’ın girdiği zamandan sonraki oyunda saklı. Akan oyunda kaybolmuş Talisca’yı destekleyecek, arkasını süpürecek orta saha ikili mi olmalı? üçlü mü olmalı? ilerleyen haftalarda cevabımızı alacağız sanırım.

İşin Q7 kısmı ise maalesef ”oyun” bazında can sıkıcı. Dün sahanın en kötüsü idi. 1-2 pozisyonda hiç yapamadığı ”içeri kat etme” işini yapabilse, maç erken kopardı demek yanlış olmaz. Fizik olarak kötü gözüken Gökhan ile beraber o kanadı hiç ama hiç kullanamadılar. Beck girene kadar, Osmanlı’nın en etkili yeri bu kanat oldu (%40.5 ile). Kıvırmadan direkt söylemek lazım, Q7 kenardan gelecek hamle oyuncusu olarak kullanılsa daha iyi olur kanaatindeyim. Ebubekir dönünce, onun o kanatta oynayacağı bir düzeni görmek lazım öncelikle. Cem Fante’nin ısrarla ”Talisca en önde oynasın” düşüncesi de, diğer Beşiktaşlı kardeşlerimizin ”sahte 9” oynar (ya da oynamaz) fikirlerini de bu düzende görüp, denemek şart oldu. Q7’siz üçlü bir ön alan ve üçlü bir orta saha, sanırım bize doğru oyunu verecek gibi duruyor. Tabii şimdilik sadece kağıt üzerinde…

İyi başlamak önemli idi. Özellikle de yine avazı çıktığı kadar bağıranlar ve çağıranlar var iken. Verilmeyen bir penaltımız ve 8 cm ofsayt ile kalkan bir bayrak var ortada, unutulmasın! Bunlara rağmen, tertemiz ve net bir galibiyet aldık. Hocamız değişen düzeninde ve buna bağlı değişen oyunda yine kazanacak formülü bulmaya devam ediyor. Daha güzel günler hepimizin olsun. Rüyamız, çalar saatler olmadan devam etsin.

 

Cem Göncü / @cemgonc

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.