Lask Linz 2-1 Beşiktaş

Yazılara alıntılar ile girmek hem havalıdır, hem de söyleneceklere ispat niteliğindedir. Dün gece Beşiktaş’ın sahadaki halini görünce aklıma ilk gelen alıntı şu oldu;

”Takımların beyni orta sahalardır. Bütün idareyi burası yapar. Stoperler ise duygularıdır, öyle çok fazla oynamaya gelmez”

Alex Ferguson

Son senelerde Beşiktaş’ın stoper tandemi kaç kere değişti, ben saymayı bıraktım ama orta sahadaki bariz sıkıntıları iki buçuk senedir, üç yazıda bir yazıyorum sanırım…

Madde madde gidelim bu sefer;

1. Orta Saha ve Geçiş Hücumu :

Sezon başı Sosa’nın alamet-i farikasının takımı hücuma hızla çıkarabilmesinin olduğunu istatistikler ile anlatmış, ahlar vahlar ve keşkeler ile anmamızın sebebinin, şu an dürbünle aradığımız ”geçişlerde hız ve bağlantı oyuncusu”’ olduğunu izah etmiş, numarası ne olursa olsun, orta sahaya takviye, hatta takviyeler gerektiğini de anlatmaya çalışmıştım.

Hafta sonu Akhisar maçında Pepe’nin Tolgay’a 1-2 mimik yapıp, arkasına bakmadan 2-3 kere topla dikine deparını görünce de, ”artık adamın canına tak etti” dedim ama Futbol Akademiden Emre Kahvecioğlu’nun istatistiği ışığı çaktı.

Maçta kaleye 1 isabetli şut olan orta sahamızın, ilk yarı rakip kale box’ına başarılı driplingi dahi yoktu!!

Dün ise bırakın rakibi sete oturmadan yakalamayı, orta sahaların temel özelliği olan kaleye yüzünü dönme işini bile yapamadık. Rakibin dağınık presi karşısında bile ezildik.

2. Nasıl bir 6 numara?

Medel’in canhıraş koşuları, tek başına top kapma istatistikleri takdire şayan ama işin bütün alanı savunmaya gelince ne fiziği buna uygun, nede sinir katsayısı. Medel alanı kaplayarak değil, adamı savunarak oynamayı seven 6 numaralardan.

Açık alanda pas istasyonu bulamayınca, üzerindeki presten sıkılıp oradan oraya koşan bir adama dönüşüyor Medel. Dün geceki sıkıntısı ve Atiba’nın sırtı dayalı ve sakin top dağıtımının bolca aranmasının sebebi de bu..

”Atiba’yı yedekleyin” ısrarının arkasında da bu yatıyordu. İki kişilik işi tek başına yapabilecek, alan kaplamayı da bilen modern bir 6 idi umudumuz ama olmadı, olamadı..

Atiba artık hamle oyuncusu, küçük dev adam da tek umudumuz..

3. Orta Sahada Atletizm

Maalesef en büyük sıkıntımız.

Ligde ilk haftada ikili mücadele kazanma yüzdesinde sondan 3.olmamız da, dün gece yapılan her baskıda topu kaybetmemizin sebebi de, oyun boyunun sürekli uzamasının sebebi de temel fizik eksikliğimiz.

Tolgay’ın bolca yaptığı top kayıpları, maçın son bölümlerinde oyundan düşmesi, zaten olmayan hücum yetenekleri ile de birleşince, sadece yana pas atan sıradan bir oyuncuya dönüşmesini izlemek üzücü ama çok uzun zamandır da koca bir gerçek.

Dün bırakın pas yapmayı, bir ara pas istemeyi bile unuttu Tolgay. Bütün yük de Beşiktaş ile 2. resmi maçına çıkan Roco’ya yıkılıverdi.

Hem Medel hem de Tolgay, bir ara öyle yalnız bıraktılar, öyle pas istemez oldular ki defanstan, gözümün önüne, sürekli bizi her seferinde Tosiç’e pres yaparak yenen Başakşehir geldi.

Bu sayede aynı Tosiç gibi Roco’nun da bütün defoları gözüktü, evde ”sağ stopere koyalım”, ”eyvah eyvah” diyenlerin sesleri çığlık oldu…

Sonunda oyunun boyu uzadı da uzadı, takım kafası koparılmış tavuk gibi birbirinden koptu.

4. Pas Yapabilen Stoper

Stoper ile devam eder isek, galiba Marcelo’nun muadilini ne aradık ne de sorduk. İnsana piyango bir kere çarpar misali de, dün Roco öyle çok pas hatası yaptı ki, en çok biz kaygılandık.

Peki preste topu oyuna yerden ve doğru sokan stoperler altın değerinde iken, biz Marcelo’yu neden sattık? Ah be parasızlık, ah be plansızlık, ah ki ne ah..

Vida kalırsa pas konusunda ne yapar bilemem ama bizim bu bölgeye ya da Pepe alır iken dahi ”savunmadan pas ile çıkma” işine çok da kafa yormadığımız artık besbelli…

Dün, rastgele vurulan uzun topları saymaktan yoruldum..

5. Şenol Hocam

Ozi’den o kadar büyük beklentisi var ki hocanın, onun dünkü haline kızgınlık refleksi ile tepki verip, rakibin ekmeğine yağ sürdü.

Zaten pas yapamayan orta saha çöktü, ilk çıkması gereken Tolgay hamlesi gecikti, Adriano orta sahaya hamlesi sona kaldı.

Yine yağmur gibi orta yapılmaya, orta saha pas geçilmeye başlandı. Şapkandan tavşanı da maçı en çok isteyen adam çıkardı; Pepe…

Sürekli sakin kalması şart olan teknik direktörüne durmadan ve mecburen ”en iyi oyuncuyu satmak zorundayız” haberi vermek, sürekli omurgasını bozmak, transferde son dakikaya kadar beklemesini istemek hoca açısından zor olmalı.

Yoksa ben dün ki istemsiz, refleks hamleleri, sinirli duruşu başka türlü açıklayamıyorum.

Artık hoca dahil hepimiz soğukkanlılığımızı kaybediyoruz sanırım.

4. Negredo

Bizde tek maçla gömüp, tek maçla göklere çıkarmak adettendir.

Geçen sene fizik olarak kötü, vuruş kalitesi olarak çok kötü, maaş olarak zirvede olan oyuncunun maçı kurtarması, bize bütün sezonu kurtarır referansını verebilir mi?

Böyle bir şey futbolda olmadığı gibi, geçen sene maçlarda kaleye şut atmaktan imtina eden, birebirlerde adam eksiltemeyen Negredo’nun yeni sezonda uçacağını iddia etmek de kahinlik olur..

Ancak kadroda kalacak ise Larin’i şimdiden harcamak yerine, eldekilere de bakınca, fit durumda bir Negredo tabi ki ilk tercih olur gibi.

Peki özellikle bu bölgede ”ya tutarsa” ”ya eski haline döner ise” risklerine Beşiktaş girebilir mi?

Giremez, girmemeli. Hele ki söz konusu atanın şampiyon olduğu Züpper lig ise.

5. Caner

Ligde ceza sahasına atılan paslarda liderimiz, golde yine ilk top içeri kesen formda oyuncumuz ancak yenilen gollerde hemen hemen hiç mevkisinde olmaması ne ile açıklanabilir? Roco’nun sürekli yanına bakıp, destek bulamaması?

Caner’in defansif zaafları dikkatsizlikten değil temelden. Caner’in sol bek oyununda defans kontrolü yok denecek kadar az. İkisi birden de maalesef olmuyor.

6. Kulübe ve yanlış dağılım..

Takımların sayısal olarak bol olması gereken mevkileri genelde orta sahalar olur ki, yamalar kolaylıkla yapılabilsin. Bizim görece sayısal fazlalılığımız kanatlar ve forvette.

Dün gece ve uzun zamandır kenardan gelip oyuna hakim olmamızı sağlayacak, tempomuzu arttıracak enerjiyi de zaten kulübeden alamıyoruz.

Kenardan gelmesi gereken Tolgay’ı, oyun zekasının daha ileri gidemeyeceğini düşündüğüm Lens’i de bu şekilde kullanmak için ilk 11’de tartışmasız adamlar olması şart…

7. Neden Eksikler Görülemiyor?

İki buçuk senedir yazdığımız hasta orta sahamızı, Tolgay lincini bolca yediğimiz defans önü ve 8 numara problemimizi, forvette ne istiyoruz diye yüz defa sorduğumuz soruları artık herkes soruyor, sıkıntıları artık ve nihayet herkes görüyor görmesine de 2 senedir asıl görmesi gerekenler neden görmüyor diye bizde artık sorabiliriz sanırım..

Bin kere hak verip söylediğimiz ekonomik nedenler dışında, artık kangren olmak üzere olan temel sıkıntılara neşteri geçen sene vurmak gerekir iken aklı 5 karış havada Talisca, ben gideceğim diye Ocak’ta haber vermiş iken hala ve hala bu işlerin son 13 güne kalması parasızlık ile açıklanabilir mi?

Atıyorum ve Allah korusun, 2 beraberlik, 1 yenilgi ile tribünde verilecek tepkiler tecrübe ile sabit, sene sonunda kimsenin döviz falan takmayacağı, şampiyonun göklere çıkarılıp, şampiyonlar ligi parasını bağıra bağıra alacağı bilinir iken, doğru hareket bile olsa, kulüplere örnek olacağım diye bunca yapılmış ya da yapılmayacak, doğru ama yanlış işlerle, temelleri atılmış işleri neden riske attık, atıyoruz?

Neden işi, her şeyi bir anda düzeltecek, mucize bir 10 numaraya bıraktık? Neden takımın bu hale gelmesine izin verildi?

Sorulacak çok soru,alınacak çok cevap var ama işlerin yine ”Şapkadan tavşan çıkar Şenol Hocama” bırakılmadan, kısa sürede düzeltilmesini umut etmekten başka da çaremiz yok.

Zamanında güzel işleri yapanların, yine güzel işler yapabileceklerine güvenmekten başka çaremiz de yok..

Yeter ki artık düzeltilmez ise tavşanın bile bizi kurtaramayacağı anlaşılsın, yazık edilmesin.

 

Cem Göncü

 

Lask Linz 2-1 Beşiktaş” hakkında 1 yorum var

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.