Konyaspor, Başakşehir ve Topu Geri Kazanmak!

”Farklı açı” programından aldığım bu iki resim üzerinden, Şenol Hoca’nın sürekli bahsettiği ”top kapmaktaki eksiklerimiz”demeçlerini hem açıklayabilir, hem de oynatmak istediği oyunun üzerinden konuşabiliriz.

Pep Guardiola Barca’nın başından ayrılmadan;”Eksiğimiz topla oyunda değil,topu geri kazanmadaki arzumuzun kaybolması” demişti ve Beşiktaş gibi, sürekli ”dikine” ve önde oynamak isteyen takımların,olmazsa olmazını kısa bir cümlede özetlemişti; ”Kaybettiğin yerde topu kazanmak ve kazanma süresini en aza indirmek”

Defansını orta sahaya kuran takımların ki, Gomez ile Marcelo’nun arasındaki mesafe, oynadığın alanı ve rakibi karşılama mesafeni belirleyen mesafedir, bu Şenol Hocanın kenardan sürekli ”çıkın” işareti yapmasının da temel nedenidir.

Topu geri kazanmak ve takım mesafesini dar alanda tutmak, Beşiktaş takımının yapmak istediği ve yapar ise ”tutulmaz” olacağı en önemli husustur. Attığımız gollerin yarısından çoğu ”kazanılan toplardan” gelmiştir ve yediğimiz gollerin çoğu da ”kazanılamayan ve geride az adamla yakalandığımız” zamanlarda ve resimde kabak gibi görülen boşluklara giren rakiplerin attığı driplingler sonucudur. Bu alanları takımca kapattığımız zaman geldiğinde, ligde bizi tutacak takım yok gibidir.


Konya Kupa Maçı;


Yukarıda daha önce kullandığım bu resmi tekrar koymamın sebebi hocanın yukarıdaki sebeplerden dolayı ”dar alan ve kısa mesafede”oynama ısrarının zaman zaman açacağı sıkıntıları göstermek. Bu işi ”takım alışkanlığı” haline getirmek bayağı bir zaman işidir ve hocanın Konya kupa maçı dahil,10 kişi kalan takımı 18 üstüne çekmemesinin sebebi budur. Eksik kalmışken sonuca odaklı oynamamak da bir tercihtir ve eğer sonu bu işi kusursuz yapmaya varacak ise kupa kaybı hiç bir şeydir. Yeter ki bu iş günden güne otomatik hale gelsin.

  
Başakşehir Maçı;

Marcelo kaybı sonunda elde kalan stoper opsiyonları göz önüne alındığında, hocamızın elinde iki seçenek var. Birincisi; defansı iyice orta sahaya çekip, sürekli önde basmak ki (en doğrusu bu gibi duruyor) böylece Başakşehir’in iyi yaptığı alan savunmasını bozmak mümkün olacak, Batdal’a atılacak uzun toplarında önüne geçilecek ya da orta saha sertliğini maksimum derecede arttırıp, oyunu pres ve kaosa oyununa dönüştürmek. Atiba, Oğuzhan ve Sosa gibi orta sert adamlara bunu yaptırmak kolay olmasa da, aralarındaki mesafeyi iyi ayarlayabilir isek pek ala da yapılabilir. 

İki hamleyi ve daha çoklarını Abdullah Avcı’nın bekleyeceğini var sayar isek onun da Doca ve Visca’ya ”presten kaçın”, ”kenardan ara toplar” emri ile karşımıza çıkacağını bilmek kahinlik olmaz. Ayrıca, Başakşehir’in iyi kullandığı duran toplara dikkat etmek, ceza sahası yakınlarında duran top şansı vermemek de önemli.

”Rakip Başakşehir, ona dikkat, buna dikkat ne demek?” diyenleri anlıyorum ama eğer ki Beşiktaş tek stoper ile bu maçı kayıpsız geçer ise rakibin psikolojisinin gerçek anlamda bozulacağını kestirmek zor değil.

Güzelim futbol oyununu ısrarla saha içi faktörlerle konuşmaya çalışsak da, hakemi yenmek günümüz de pek mümkün gözükmüyor ve sezonun en önemli maçlarından birine Ali Palabıyık’ı vermelerini kendime izah edemiyorum. Sürekli hakem konuşmanın takıma negatif etkilerini bilsek de,Türk hakemlerini ve çevresini de çok iyi biliyoruz. Geçen sezonlarda olanları unutmadık ve unutturmaya niyetimiz yok. Futbol sahtekarlarına bu sefer ligin en iyi takımını yedirmeyeceğiz. Bu da böyle biline…

Saygılarımla,

Cem Göncü / @cemgonc

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.