Konyaspor 2-2 Beşiktaş

Dün geceki infial haline bile pozitif tarafından bakarak başlayalım madem; Büyük takım, kazanma alışkanlığı sağlamalı, özellikle evinde ”yenilmez” olmalıdır demişti zamanında Jose Mourinho. Yine çok eksik kadromuzla, geçen senenin lig üçüncüsünü elden kaçırınca, taraftarın doğal olarak kaçana tepkisi olması doğaldır! Seyir edenler görmüştür, Beşiktaş’ın eksik kadrosu bile Konya’ya yetmiş, galibiyet kaçmıştır.

Futbolda eleştiri normal, olmazsa olmazdır ancak, hakaret değil de, eleştirmek amacı taşımalı, yapılanın kafasında ileri doğru şimşek çakmasına neden olmalıdır diye düşünüyorum. Ligin ikinci haftasında şampiyon belirlenemeyeceği ne kadar bariz ise toplanacak her puanın artı yazacağı da o kadar barizdir. İlerleyen haftalarda daha hazır, daha oturmuş takımların karşımızda olacak olması da doğal süreçtir.

Defalarca yazdığım gibi iki senedir ”hazırlık” kampında tam kadro çalışamayan hocamızı, dün için sadece ve sadece ”formsuz” addedebiliriz. 3 aydır stoper diye kendini yırtan, golcüsünü ve asist kralını kaybetmiş hocamız, ligin ikinci haftasında hala tam kadro hazırlık yapabilmiş değildir. Fabri-Tolga seçimlerinde elinde 1 senedir sadece hazırlık maçları oynamış bir Fabri (geri gönderilsin diye kampanya yapılmıştı), diğer elinde artık maalesef antipatisi ayyuka çıkmış Tolga vardır (Boyko’yu satmaya çalıştıklarını bildiğim için ismini yazmıyorum) Ospina falan yoktur yani! Hocanın bu ikisi arasındaki tercihinde de sabırlı olmalı, hocamıza güvenmeliyiz. 

Tek tek bakalım ;

Tolga: Tolga ile ilgili zayıf tekniği yada topu sürekli oyuna yanlış sokmasını genel ve düzelemeyecek özellikleri olarak tekrar tekrar yazdık ancak, cuma günü özelinde maçın temel belirleyici oyuncusu o değildi. Artık hepimizde oluşmuş ve Tolga’nın kendisi tarafından giderilememiş ”güvensizlik” halinin sonuçları bunlar; sürekli ve artarak büyüyen bir antipati. Merak etmeyin, hocamız oyunun psikolojik tarafını çok iyi bilir, bunun önlemini alacak kadar da tecrübelidir. Bize düşen sakin olmaktır.(aşağıda çizgi dışına çıkma yok.top içeride ancak, kalecinin bunu yere yatarak ve topu çizgide göstererek,herkese ilan etmesi lazım, ayakta kalarak değil)

IMG_3752

Beck: Gözümde her ne kadar topu kontrol edenin mahareti daha çok olsa da, hep aynı oyunu oynayıp, istikrarından zerre ödün vermeyen, iki vakte kadar da Türkçe konuşacak ”sarımız” asistini yapmıştır. Beck hep aynı beck, eksiği yok, fazlası da yok. Takımda hep olmalı! (Bu uzun pas işine dikkat! Hoca sürekli kenardan alkışladı. Yaklaşık 8 tane ben saydım.Oyuncu inisiyatifinde olamaz bu kadar uzun top!! Belli ki bunu kullanacağız bu sene!)

FullSizeRender

Marcelo: ”Mevcut kadroda” en önemli adamımız. Bir ara gönderin diyenleri hatırlıyorum da, Allah korumuş. Yoklukta defansın en iyisi. Gelen giden yok çünkü, kıymetlimiz.

Necip: 1000 defa aynı  şeyleri yazmaya gerek yok. Verilen görevi yerine getirmeye yine çalıştı Necip. Ama bilgisi  ve yetenekleri bu. Peki daha sakin olabilir mi? olmalı. Keşke hocamız da bizim kadar art niyetli olabilse. Çakır’ın vermediği 2. sarıdan sonra, Necip’i atmak için fırsat kolladığını biz buradan gördük ama o tahmin edemedi.

Bütün kabahat Necip’te mi? değil, senelerdir stoper alamayanlarda maalesef. GG sahada olsa, Toşiç oraya çekilirdi diyenleri duyuyorum ancak, GG’nin durumunu bilme imkanımız yok. Avrupa kupasındaki formsuz hali hala gözümüzün önünde! Ben sonda yazacağımı buraya yazayım.Puan kaybı yönetimindir!

Toşiç: Hala takımın fizik olarak en iyisi ancak solda oynama kabiliyeti zayıf. Elinden geleni yapıyor ama sahada gerçek yerinde, sol stoperde olmalı (oradaki sıralamayı size bırakıyorum.). Golde ofsaytı 3 mtr geriden bozdu. 2. golde kale direğinde çakılı kaldı ve adamını unuttu. (İlk gol; orada adam takibi yapmamalı, sağ gözü ile takibe devam edip çizgide kalmalı idi. Defans komple yerinde dursa, gol yine ofsayt. Aşağıda;)

Rhodolfo: Tek bacağı oynar derler ya, acil takıma girmesi lazım. Girer girmez geriyi toparladı. Çizgiden çıkardığı topta hata yine kendisinde olsa da, o bacakla telafi etmesi takdire şayan. Ama kötü olan yüzündeki acı ifadesi idi.

Rhodolfo demişken şunu da konuşmak lazım ; 2-1 önde olan takım maçı böyle tamamlayabilir mi? Pekala tamamlar ama dikkat edin, önde iken bile 2’ye 4 yakalandığımız yerler oldu. Takımın yazılı kodlarında bu yok ama, Şampiyonlar ligi içinde,böyle maçlar içinde, ”savunmayı” öğrenmeliyiz. Sürekli 2-3 atıp aynı sayıda gol yersen altından kalkamazsın. Bu iş başımızı ağrıtabilir… (Aşağıda Rhodolfo’nun yüzündeki acı. Maçtan sonra buz vardı dizinde!)

 

Atiba: Bu koşu istatistiklerine zerre takılmam ama geçen sezon ortalama 12 km koşan makinemiz. 10 km civarına düşmüş durumda. 34’e merdiven dayayan makinemiz, takımı hala taşıyor ama Tolgay’ın uyumsuzluğu, onu daha çok yormuş durumda. Artık klasik olmuş sorumuzu soralım, makine tekler ise, yerine kim oynar? Veli? Tolgay?Necip? kesinlikle hayır. Belki Talisca. O da varsayım. Peki takımın merkezinin net yedeğinin olmamasını kim nasıl açıklar? bu kesinlikle alınmayacak bir risk ama alınıyor. Aklım almıyor.(Aşağıda Atibanın savunma yapması gereken alan ve paralel koşusu. Bu anda Necip oyunda ve orta sahada. Atiba pert!!! Bir adama bu kadar yüklenilmez!!!)

Oğuzhan: Göz bebeğimiz biraz pasif kaldı dün. Aykut Hoca’nın üstüne 2 kişi vermesinden ya da ”durmayı” çok iyi parselleyen takımından mı bilinmez ama bu ”kasık” sakatlıkları tesadüf olamaz. Kabus geri dönmez umarım. (Aşağıda Konya’nın alan paylaşımı ve takım boyu 25 metrede düzgün geometri ama Aykut Hoca bu işi artık bir adım ileri taşımalı, yetmiyor.)

IMG_3749

Tolgay: Maalesef olmuyor. Uyum sorunu ve zaman diyenleri de taca attı Tolgay cuma günü. Takımın en kötüsü idi. Hocam nasıl bu kadar oyunda tuttu, Aras’ı neden denemedi bilemiyorum ama Tolgay ne Atiba yanında, ne de forvet arkasında yapamıyor. Duracağı yeri unutuyor, sürekli yanlış tercih yapıyor, ileri pas yüzdesi çok düşük, en kötüsü Atiba ve Oğuzhan ile uyumsuz. Hep üst üste biniyorlar. Konya gibi rakipleri ”ileride çoğalarak ve orta sahadan fazla adam sokarak şaşırtabilirsiniz. Tolgay hep orada idi ama hep yanlış yerde, yanlış zamanda.”

Olcay: Yazacak çok bir şey yok. Olcay öyle yada böyle hep vasatını yakalıyor.

Q7: İlk yarı ”tamam bugün liderliği aldı,yapacak maçı” dedim ama, maalesef. Yüzündeki anlam veremediğim gerginlik ve takımla beraber 50’den sonra oyundan düşmesi her şeyi berbat etti. Sonlara doğru kayboldu gitti. Kesinlikle Aras ya da yeni birisi ile kanatlar yedeklenmeli. (Yan top kullanamama durumu hala devam ediyor. Hepsini karavana atmaya devam, plan,program ufukta gözükmüyor. Aşağıda yine heba olan başka bir köşe vuruşu.)

Kerim: Kiralık gitse nasıl olur diye düşünmüyor değilim. Hep istekli, hep atak ama bir türlü finalleri halledemiyor. Bu çocuğun tam bir sezon oynayıp ne olduğunu görmek lazım. Hep sahada kalıp da bunu çözemez ise sonra bakılmalı zaten.

Cenk: Ah be Cengo, şahane gol ama çek şu fişi işte. Yap üçü işi bitir. Sana şu maçta laf edilmez. Belli ki ilk 11 devam etsen gol kralı da olacaksın ama bazen maç içinde kayboluyorsun. Sırtı dönük zaten zor. Öyle ya da böyle hep bu takımda olacaksın Cengo. Ayağına sağlık.(Aşağıda 3. gol fırsatı ve Beck ile Cenk’in ikinci işbirliği! Önemli)

 

Arayı iyi değerlendirmek çok önemli, bunun içinde takviyelerin acil takıma katılması lazım.Gözümüz yollarda. Görüşmek üzere.

Not : Kısa görüntüler lig tv’den her zamanki gibi..Editörüm yine İlker baba @ilkerpirlant. Çok çekti bizden :)….

 

Cem Göncü/@cemgonc

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.