Kazanmak Yetenek, Tekrarlamak Karakter İster

NBA’de, gençliğimin efsane takımı Chicago Bulls ve onun lideri majesteleri Michael Jordan’ı sanırım herkes tanıyordur. İşte o takımın ve ligin efsane koçu Phil Jackson ülkemizde çok şükür çevirilen kitabında şöyle anlatır (kısaltarak) ;

Tezahüratlar biter bitmez yaralı egoların dansı başlar. Eski UCLA koçu John Wooden ‘‘kazanmak yetenek ister, bunu tekrarlamak ise karakter” derdi. ikinci yüzük (NBA şampiyonlarına verilen sembolik yüzük) için çalışmalara başlayana kadar ne demek istediğini anlamamıştım. Michael’ın dediği gibi başarı biz’leri ben yapar.

Memlekette ”bazı” takımları manşetlerden indirmek mümkün değil hepimiz biliyoruz. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, doğruyu yaparlar. Sonucunda olan da ”yorumlayamayan” gariban taraftarlarına olur her zaman. O manşetlere ”padişah fermanı” gibi sarılırlar, koca sezonun kapkara günlerini de dakikasında unuturlar, sonunda hüsran olacağını bile bile…

 

Beşiktaş hiçbir zaman ”manşet takımı” olmadı. Aksine Feyyaz Uçar’ın dediği gibi, ne zaman manşet olsa ters tepti. Böyle sipariş üzerinden çalışan bir medya var iken de, olmamak en hayırlısı zaten. Şampiyon takımımızın başta ”dikkat” edeceği mecra, taraftarımız hiç olmadığı kadar ”uyanmış iken” burası da zaten değil. O mecra artık ”yeşil çimler”. Çünkü Beşiktaş’ımız bu sene hem çok kulvarlı, hem de her Şampiyonun başına gelmiş ve gelecek ”hedef” takım. Açalım;

Hedef takım ”hedef” olmaktan gelir ve favori isen dünyanın her yerinde bu normaldir. Şampiyonu yenmek çok ses getirir. Şampiyonun tökezlemesi, hele ki bu Beşiktaş ise renkli medyada ”bayram” demektir. Anadolu topçusu Şampiyonun maçına daha bir önem verir ki o önemin katlanması için memlekette başka ”yollar” zaten mevcuttur. Bunların üstüne rakip ya da rakipler gayet iyi biliyorlar ki, ”peş peşe şampiyonluk” demek, bir diğer sene Beşiktaş’ın ”favoriliğini’ katlaması, üçüncü ve sonrası ise ”Hanedanlığını” ilan etmesi demektir. Peki Hanedanlık kurmuş, borçlardan arınmış Beşiktaş’ı bizden başka memlekette kim görmek ister? Söyleyeyim, HİÇ KİMSE!

Bir işi ruhunu vererek yaptığında, İçinde bir nehrin, bir neşenin aktığını hissedersin-RUMİ

Hocamızın bütün sene yaptığı aynen bu muhteşem kelimelerde can bulmuş gibi değil mi? Öğretmek ve ilerlemek tam da Şenol Hocayı tarif ediyor. Peki ”çalışmak ve şans” tek başlarına bu sezona yetecek mi? Savaşa giden komutana ya da derse girecek öğretmene, yeterli silahı, tebeşiri, kitapları vermez isen, her zaman Akhisar’da ki ”direk şansı” senin yanında olacak mı? Atiba hiç teklemeden 3 kulvarı tek başına kaldırabilir mi? Veli Atiba’nın alternatifi midir? Tolgay’ın referansı Şenol hocanın ”sihirli değneği midir? Tolga bir takımı daha kaç kere eleyebilir? İsmail daha kaç kere ”duracağı yeri kaybedip” golü yedirecektir? Sadece Şampiyonluk yeter diyenler, gelişmenin ve tecrübe kazanmanın, daha ötesi ”vitrinin” Şampiyonlar ligi olduğunu bilmiyorlar mı? Bu ligin bizim oyuncuları, 2-3 kademe daha ileri atacağı bilinmiyor mu?

 

Nehirde yaşıyorsan, Timsahla arkadaş olman gerekir-HİNT ATASÖZÜ

Gomez meselesinde oyuncunun mevcut bonservisi (1000 avro, ya da her ne ise) menajer telkini ile, opsiyon olarak kullanmaması sürpriz midir? Bunun önlemini almak yerine, duygusal davranıp, ”giderse gitsin” demek mi doğrudur? FFP kriterleri ”almadan satamazsın” üzerinden kabul edilse de, mevcut bildirilecek zarar ortada iken, hala ”Her pozisyondan 5 kişi ile anlaş,son dakikaya kadar bekle, en iyisi olmaz ise eldeki ile imzala” stratejisi bu senede tutacak mıdır? Bunun yerine, sürekli ve renkliler dahil, her takıma defalarca yazılan menajer oyuncularını bırakıp ”uyacak, geleceği olan yetenekleri” bulmak daha iyi değil midir? Sert oyunda kullanacağın, Atiba’yı yedekleyeceğin orta saha alınması mevzu neden konuşulmamaktadır? Oyunun merkezi, takımların omurgası orta saha yine sadece Atiba’nın sırtına mı yüklenecektir? Yürüyemeyen Veli ve hala muamma Tolgay için Şenol Hocanın sihirli değneğini mi ummak ve beklemek mi çözümdür? Ya da hoca, Tolga örneğinde olduğu gibi sezon ortasında, kameralara fısıltı ile ”Kulübede adam yok ki” mi desindir iş işten geçtikten sonra?

Güvenilmek, sevilmekten daha büyük bir iltifattır- P.Coelho

Fırsat önümüzdedir.Kaçırılmaması için bütün şartların zorlanması elzemdir. Başarı olmadan mali güç, mali gücü iyi yönetmeden başarı gelmez. Borcum var alamam değil, aradım,araştırdım, buldum, büyüttüm ve sattım ilk hedeftir. Enkaz edebiyatı değil, işi bitirmek ve her alanda denge ön şarttır. Yönetmek ve liderlik, en kötü zamanlarda kendini göstermektir. 

Tarih sahnesi, kaçan fırsat çöpleri ile doludurAnonim

Sonuç olarak, bu güne kadar bunca iş yapmış, transferde hep düşeş atmış yönetimimize dua etmek dışında elden başka bir şey gelmiyor. Taraftar ile iletişim sıkıntılarını çözüp, ”efsane” olmak ise tam önlerinde duruyor. Umarım N’Doye ve Milo alan akıl ve şans değil, Gomez ve Sosa alan futbol aklı ve transfer şansları yanlarında olsun, umarım hepimize ters köşe yaparlar ki, sonra biz de, onlar da, sezonda dört köşe olalım. Aksi takdirde tarih, kaçırılmış fırsatlar çöplüğü zaten. Her şey bu kadar elimizde iken, o çöplüğe değil, çiçek bahçelerinde hayal ediyorum kendimi ve taraftarımızı, umarım hayalim gerçek olur…

 

Cem Göncü / @cemgonc

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.