Karabük 2-1 Beşiktaş

1999-2007 arasında en iyi yıllarını Juve’de geçirmiş Tudor, lige geldiğinden beri Lippi-Capello dan öğrendiği blok savunmayı takımına adapte etmeye çalışıyor. Maçta da 8 tane defans özelikli, orta sahada kesici özelliği olan bir blok ile başlayıp, hücumda Gönül ve Adriano’nun arkasına sarkmayı öncelikli olarak hedef belirlemişti. Diğer bir silahı da dönen topları alıp, hızla kaleye gitmekti. Oğuzhan’ın kaybettiği topta da amacına ulaştı.

8 Kişilik Blok Tandeme Nasıl Hücum Edilmeli İdi?

Peki defansı 5 kişiden, artı önünde 3 kişi ile seni savunan, toplam 8 kişilik bloğa, 1.91 boy ortalamalı bir stoper tandemine yapılması gereken ne olmalı idi? Sorunun cevabı attığımız golde saklı. Orta saha oyuncusunun (Atiba) duvar olduğu, göbeğe verilmiş direk pas ve ver-kaçlar. Biz bunu denemek yerine ki, bunu yapacak ”dalıcı” özellikte orta sahamız yok, kenardan havaya doğru 35 tane orta yapıp, Ahmet Şahine hava topu idmanı yaptırdık. İlla Q7’nin ortalarına ve bire birlerine bel bağladıysak ki, kapalı ve sert savunmayı açmanın en etkili yollarından biride budur, bu ortaları kutunun köşe çizgisinden değil, ”sıfıra” inerek denemeli idik, ama oda olmadı.

Cenk, Talisca ve Oyun Hızı!

Cenk’in stoperlerin kucağında kaybolduğu başka bir maç daha izledik ancak, maçı koparacak pozisyon yine onun ayağına geldi. Cengomuz golü yapamadığı gibi, maç içinde yine statik kaldığı maçlardan bize örnekler sundu. Daha hareketli, daha istekli olması elzemdi, olmadı.

Ver-kaçı ve dalmaları bolca yapması gereken bir diğer oyuncumuzda Talisca idi. Maalesef, skorda yoksa Talisca, sahada da yok. Onun faydalı olması için gereken, tek paslı oyun ve topu hızlı hareket ettirmek. 5 kişi arasında bocalayan bir Talisca’dan, ”omuzu daya,topu kazan” diye fiziki bir baskın oyun beklemek hayal. Biz hızlı tempoyu kovalamak yerine, sürekli yana ve yavaş tempo ile o hakkımızı da kaybettik. O kadar yavaş ve temposuz oynadık ki, Karabük rahat rahat geriye dönüp, savunmaya tekrar tekrar yerleşti.

”Oyunu Oynamak İsteyeni Kartların ile Koru”

Esas dikkat çekmek istediğim husus, rakiplerin orta sahadaki sert oyununa cevap veremememiz. Haftalardır aleyhimize yapılan ”algılar” bize ”aman dikkat edeyim de kart görmeyeyim” tarzı bir hissiyat olarak geri döndü. Rakibin ”gelirsen çakarım” diye göstere göstere yaptığı ”caydırıcı” faulleri hakeme anlatmanın artık belli ki imkanı yok. Bunu yapacak özellikte oyuncumuz zaten yok. Onca sert faulü es geçip, şak diye Adriano’ya kartı çıkardı hoca.

Ligin pas yaparak, en güzel oyununu oynamaya çalışan takımını yönetimin ezdirmemesi bu saatten sonra şart, hatta geç bile kalındı. ”Bak ben top oynamaya çalışıyorum, karşılığı tekme oluyor” diye, bunu medya üzerinden anlatmak lazım diyeceğim ama, bütün hafta yapılan rezilliği gördükten sonra, hangi medya olacak bu, işte o muamma. Bakın, işin psikolojik yönünü elimizden kaçırır isek, geri dönüşü olmaz.

Maalesef bu iş ”bağırarak” yapılacak ise geç kalmadan onuda yapmalıyız. Karşımızda ”bak güzel kardeşimden” anlayan birileri yok.Tam tersine elinde sopa bekleyen bir dolu ”emir almış” var. 20 senede kurdukları ve yarattıkları kaos ve nefret evrenini yıktırmaya niyetleri de yok. Yine 20 senede yarattıkları koca nesle zaten her dediklerini yutturuyorlar. Atılmış 8 net tekme yerine, bir Q7 pozisyonu ile bütün haftayı geçirmeye hazırlar. Bunları gerekli yerlere izah edemez isek, dayak yemeye devam ederiz. Bunu da yapamaz isen, taraftarına ilk yenilen golde 20 cm ofsaytta bayrağın neden kalkmadığını, 8 cm ile sana kalkan bayrakları, maçın başında açık kolda verilmeyen penaltıyı dahil, hiç bir şeyi izah edemezsin. Sesi en çok çıkan ”haklı” olacak ise, senin sesinde en çok çıkmalı. İstemesek de, bu böyle…

Senin her topta 8 kişi ile hakeme koşan oyuncu profilin de yok. Attığı tekmeden sonra ”ne var hocaaa” diye tiyatro yapacak adamın hiç yok. Bu yüzden ”oynamaya çalışan” taraf olduğunu anlatman lazım. Kural kitabının en başında yazan, kaba tabiri ile ”oynamaya çalışanı ayırt et” mottosunu hatırlatman lazım.

Fizik Oyunu

Bunların dışında oyunda yetersiz ve silik fiziki mücadelemizden de bahsedilebilir. Oyunu fiziki oynayan her takıma sadece pas ile hükmedemezsin. İkili mücadeleleri daha çok kazanman, reboundları toplaman elzemdir. Dönen topların hiçbirini yeterince alamadığımız gibi, yine şok preslerimizi de yapamadık. Rakibi hiç şaşırtmayıp, sürekli topu kanada yıktık. Ne bir sürpriz şut çıktı, ne de oyun hızlandırıldı. Cenk ile Talisca’nın arkasını hep Karabük süpürdü. Eminim ısı haritasında bizim adımıza orada koca bir boşluk olacaktır.

Yola Devam

Takım için, eksiklerini görüp, daha çok çalışıp, yola devam etme zamanı. Bizim içinse daha çok destek olma. Yol uzun, rakip 2 değil 3 tane. Yandaşlarını saymadan tabii. Okulda hep azınlık olduğunuz, mahallede tek Beşiktaşlı olduğunuz zamanları unutmayın. Safları sıklaştırın. Savaşa devam, yılmadan, bıkmadan…

 

Cem Göncü

Karabük 2-1 Beşiktaş” hakkında 1 yorum var

  1. Avatar
    mrt on

    Eline emeğine sağlık yazdığın doğru tespitler için. Bir kaç şey eklemek istedim; yönetim maalesef çok yetersiz kaldı kalmaya da devam ediyor. Bu şekilde olmaz. Başkanımız haklı olduğumuz yerde çıkıp daha da yükleneceğine çıkıp “özür dilerim benimde hatam var”diyor.Verilen cezalar da indirim neden istemiyoruz. Adam tombala çekti dil dışarda ceza 2 maça düştü Tosiç için neden indirim talebinde bulunmadı yönetim.Şenol Hocaya ceza veriyorlar Kjaer e ceza neden verilmedi sorgulayan neden yok. Bu şekilde devam edersek ensemize vurup ekmeğimizi alırlar ki almaya başladılar bile.BJK TV de bu konular ile ilgili yayınlar programlar yapılabilir. Hep susmakla olmaz. Efendi Beşiktaşlı hakkını arar susup sinip köşeye çekilmez.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.