Hırsız!

”Köyümüzde yaşlı bir bekçi vardı, gece devriyelerinde bağırırdı: ‘Her şey yolunda. Her şey yolunda!’ Biz de huzurlu bir şekilde uyurduk. Sonra bir gece, bir hırsızlık oldu. Ve öğrendik ki meğerse bekçi körmüş! O, ‘Her şey yolunda!’ derdi, biz de güvende hissederdik kendimizi”

Dünkü maçtan sonra bu geldi aklıma. Hele ki dün-bugün yorumcu adı altında ”aman ses etmeyeyim de işimden olmayayım” diye kalemini, karakterini satanları seyrettikten sonra. ”Biz oyundan ekmek yiyoruz” deyip, yediği ekmeğe tükürmek nasıl olurmuş, böyle günler bize bunu gösteriyor da, Allah bize böyle ”kendini satmayı” göstermesin.

Dün, biri oynamaya, diğeri ”kazan da nasıl olursa kazan” diye sahaya çıkmış, biri futbol takımı, diğerine futbol takımı demeye dilim varmıyor (futbol dışında pislik, çirkeflik, zaman geçirme, tribüne çeşitli edep yerlerini gösterme şeklinde görüldü tribünden) iki taraftan ”oynamaya” çalışan takım cezalandırıldı! Bırakın cezalandırılmayı, bugün de ”uyanık olsa idin kardeşim” diye paylanmaya devam ediliyor.

2 yıldır ”hakemler bizi yiyor. adalet, adalet, adalet. alt yapı-futbol nereye gidiyor” diye palavralarla, çıkmadığı kanal, bağlanmadığı radyo kalmayanlar, bugün yine ”aman bana ne rvp’den, penaltıdan, ağlamayın” adlı konçertoya saniyesinde dönüverdiler. 10 kişi takıma sadece tek bir atak yapabilenlerin ”saha” zaten umurunda değil. Bunlara alın size direkt kupa desen, ”yahu maçları oynasaydık” demez, alır müzeye koyar, 100 yıl ”ahanda yıldız” diye övünürler. Allah bize böyle ”karaktersizlik” göstermesin.

Oyunun oynanması ve adaleti sağlamakla görevli hakem kılıklı arkadaş, ”dil çıkarma, tekme atma, tokat atma, tombala çekme” işlerine kafasını çevirir iken, ”ama çok efendi adam” kılıklı sarı kardeş, önce Şenol Hoca’nın üstüne yürüdü, sonra eline vurdu, sonra da ”hoca çenesini sıktı” diye (ki bu da olmadı) haklı çıktı. Kimse, sen neden hocanın üstüne yürüyorsun diyemedi. Aynı, zamanında 20 numaranın Beşiktaş hocasını koridorlarda tehdit edip, 20 kere ”f.off”  dedikten sonra hakem tarafından ”ama Emreciğim yapma böyle şeyler ayıp oluyor” diye ödüllendirildiği, ”ama karşılıklı atışma var” deyip, meşrulaştırma yapıldığında olduğu gibi. Allah bizi böyle eyyamcılardan, güçlüye köle olmuşlardan korusun.

Rakibin kalesinde duran, maç boyu tepkilerden doğal olarak nasibini almış iri arkadaşa içimden vicdanla ”bağırmasak daha iyi, bize yakışmıyor” der iken, golde yaptığı hareket ile uyanıp arkadaşın kim olduğunu hatırladık. Forvetinin bir gün, kendisinin yıllardır yaptığı provokasyon, bir topta yaptığı ”yunus” plonjonu ile doruğa çıktı, çıktı da, bugün verdiği demeci merak edenler buyursun;  ”Ben bunları hak etmiyorum. Sonra konuşacağım”. Allah bizi sinsilikle, nefretle, kötüye bayrak olmuşlardan yapmasın.

Birde bu deplasman tribünü mevzu var tabii. Kafayı kaldırıp rakip pankarta bir baktım, ”ulan bu bizim pankarttan çalıntı” diye kalakaldım. Atışma başladı, bağırıyorlar, hepsi bizim şarkıların, küfürlü olarak bize geri söylendiği ”bizim besteler” arada 1-2 tezahürat var, evlere şenlik. Tribün akılla ”çakıyor” yine besteyi, gelen karşılık yine küfürlü bizim beste. Hayatımda hiç Bursa deplasman tribünü bunlardan iyi idi diyeceğimi düşünmezdim, o da oldu maalesef. Allah akıl-fikir versin diyeceğim ama namevcut. Ölüye-diriye, Seba’ya bile ana avrat gidenlerden akıl, yaratıcılık, vicdan beklemek?

Gözden kaçan uzatma süresine ayrıca bakmak lazım. Sadece Tosiç kartında 4.72 durmuş oyun, maalesef yine oynatılmadı. ”Zaten batırdım, bitse de gitsek” diyen hakem kardeşimiz, rakibin geride olduğu maçlarda şahit olduğumuz +6, +7 dakika uzatmaların yanından geçmeye tenezzül etmedi, edemedi…

Uzun lafın kısası, ”Hırsız” yine yapacağını yaptı, medyası ve taraftarı alkışlıyor. Bize kalan da ”kanmasaydın kardeşim” oldu. Yalnız unuttuğunuz bir şey var, biz artık kanmıyoruz zaten sevgili kardeşim. Hepinizin ne mal olduğunu, Bilica’yı-Lugano’yu-Emreyi, hiçbirini unutmadık. Sadece oraya 1-2 isim daha ekledik. Ekmekle-oyunla-futbolla hiçbir işinizin olmadığını biliyoruz. Zihninizin, sadece ve sadece biz kazanalım, yoksa dünya yansın diye çalıştığını da biliyoruz. Mevcut yazarların ve spor medyasının nasıl rezil bir halde olduğunu, tarihe nasıl ”kara harflerle”  geçeceklerini de biz zaten biliyoruz. Şimdi kıs kıs gülenlerin, yine sahada nasıl ”rezil” olacaklarını da siz de, biz de pek ala görüyoruz. Ne demişler ;

”Rüzgara tüküren, aslında kendi yüzüne tükürür”

Saygılarımla,

 

Cem Göncü

Hırsız!” için 2 yorum var

  1. Avatar
    mrt on

    Eline sağlık. Yazılanlara eklenecek bir sürü şey var mesela kendisine neden bağırildığını anlayamadığını söyleyen başkanı gibi hep sonra konuşucam diyen sözde sporcunun ilk yarıda kornerden gelen topu tuttuktan sonra CenkTosunun üzerine ve beline doğru kendini atması Atibayı iterek ceza sahasında düşürmesi vs vs. yazacak o kadar çok şey var ki. Yönetimden tek bir ricamız var o da rahmetli Barış Mançonun “Ayı” şarkısını lig maçında çalmaları.Beşiktaşlılık duruşu hak edene haddini bildirmektir. Ulu önderimiz Atatürk ‘ü her sıkıştıklarında ağzına alıp ahkam kesenlere, Atatürk ün lafını hatırlatmakta fayda var.(gerçi o yazıyıda kaldırdılar ya stadlardan o da ayrı bir konu)”Ben sporcunun zeki çevik ve ahlakısını severim” o yıllarda ileride neler olacağını görmüş. Daha ne diyelim. Yazık, ayıp…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.