Hayal Kurmak

2011 tarihli, bizdeki adı ile ”Kazanma Sanatı” orijinali ”Moneyball” filminde Oakland Atletics takımının genel menajeri Billy Bean’in oyuna karşı baş kaldırması anlatılır. Bize göre ”orta sıra” olan takımının, her sene oyuncu bazında yağmalanmasından bıkmıştır Billy Bean. Kendisi de ”umut vaat eden” bir genç iken, liseden direkt lige geçmeyi tercih etmiş ama başaramamıştır. Hem kendi hikayesi hem mevcut ”klasik” scout sistemindeki çağ dışılık hem de takımının eldeki şartlarda mutlu sona ulaşma ihtimali olmaması ruhunu kemirmektedir.

Büyük bir delilik yapar. Cleveland ziyaretinde Peter Brand adlı, daha ilk işinde çaylak, ekonomi mezunu bir istatistik uzmanını keşfeder ve yardımcısı yapar. Herkes şaşkındır. Yıllarını bu işe vermiş, oyuncuyu nefes almasından anlarım diyen dinozorlar karşı çıkar. Bill James adında bir adamın yazdıklarını model alarak, sadece matematik ve istatistik programları üzerinden bir takım kurmak? hava su ve tahtanın, hatta ilahi güçlerin bile etkisi inkar etmek? Bu ne cürettir.

Bean herkesi karşısına alır. Takım koçunu bile ikna edemez  ama bu model ile takımını kurar. Yenilgiler üst üste gelir. Medya yerden yere vurur, taraftar kızgındır, ancak takımın tamı tamına bu modelle oynaması gerekmektedir. Tek tek bu ucuz oyuncuların hiçbir değeri yoktur çünkü. Model ancak hepsi bir takım olduktan sonra işe yaramaktadır.

Bean bu yola baş koymuştur. Nihayetinde ”takımı” istediği gibi oynatır ve olanlar olur. ”Mucize” gerçekleşmekte midir? Oakland A takımı 20 maç üst üste kazanarak ”Amerikan profesyonel takımlar tarihinin” rekorunu kırar. Bütün ülke ve ulusal medya onları konuşmaktadır. Bean tarihi değiştirecek midir? Oyunun gidişatı artık değişiyor mudur?İstatistik ve matematik, tecrübe ve birikimi yenecek midir?

Bean her şeyin farkındadır. ”Sonunda kazanamaz isek,her şey boş” der Brand’e. Ben tarihi ve oyunu değiştirmek istiyorum”

Olmaz. Takım elenir. Bean üzgündür ama ligin büyüklerinden ancak şampiyon olamama laneti yıllardır devam eden Boston’ın sahibi kendisini şehre davet eder. Bean’e 12.5 milyon dolar ile kendisini bütün liglerin en çok kazanan menajeri yapacak teklifi iletir ve ekler ; ”Sen bu bütçe ile mucizeyi çoktan gerçekleştirdin. Newyork’un 10’da 1 bütçesi ile bunları sen gerçekleştirdin. Bunu göremeyen tarih olacak!”

beyzbol

Brand ne yapacağını sorar .Bean’i tv odasına çağırır. 120 kiloluk, kimsenin saygı duymadığı, kendine kendisinin bile inanmadığı bir oyuncunun videosunu açar. Videoda top kendisine atılır, oyuncu sopa ile vuruşunu yapar ancak her zaman yaptığı gibi sayı 1. kaleye savunma amaçlı koşar. Diğer herkes oyuncuya koşmasını işaret etmektedir. Topa şahane vurmuştur oyuncu ve top tribünlere gitmiştir. Sayıyı almıştır ama bunu kendisi bile hayal etmediğinden inanmamıştır. Koşusunu tamamlar. Bean ağlamaklı;  ”Beyzbolun güzelliğine ve duygusal tarafına hayran olmamak elde değil” der.’

Teklifi reddeder. (Boston 2 sene sonra aynı model ile şampiyonluğa ulaşır) Kendi değimi ile batakhanesinde kalacaktır. Arabasına biner. Kızının kendisi için kaydettiği şarkının cd’sini takar; (Lenka-The Show müziği ile)

Ortada kalakalmış kişiyim ben sadece
-Hayat bir labirent ve aşk bir bilmece
-Nereye gideceğimi bilmiyorum, bunu tek başıma yapamam, yapmayı denedim
-Nedenini bilmiyorum
-Şu anda, kaybolmuş ufak bir kızım
-Çok korkuyorum ama bunu belli edemem
-Anlayamıyorum
-Bu korku beni mahvediyor, biliyorum
-Ondan (korkudan) kurtulabilirim
-Sadece gösterinin tadı çıkar baba, gösterinin tadını çıkar

-Sen sen bir kaybedensin baba, sen bir kaybedensin…

Beyzbol tarihini değiştirmiş bir adamın, hayal ederek ve bütün sistemi karşına alarak çıktığı yolculukla dünkü maçın ne alakası var dediğinizi duyar gibiyim. Billy Bean’in sadece hayal ederek ve bütün sisteme karşı çıkarak tarih sayfalarına geçmesi, sonunda da filmlere konu olması, hayal kurabilenlerin destanıdır. Aynen dün Uğur Melekenin maçtan sonra dediği gibi ;

”Dakika 88,durum 2-3, Q7 hala yengeç vuruşu deniyor. Adama sen ne yapıyorsun demezler mi? İşte bu yüzden Q7 hala Q7. Şampiyonlar liginin en faydalı isimlerinden bakın. Oyun da hala bunda güzel işte. Hayal kuran taraftar, hayal kuran Q7, hayal kuran teknik direktör. Orada olup bu tarihi anlara şahitlik edenler çok şanslılar”

Siz kimselere bakmayın Beşiktaş için hayal kuranlar. Onlar kendi küçük dünyalarında, yıllardır kurdukları düzenin artık işlemediğinin farkındalar. Onlar artık kendi taraftarına bile hayal kurduramayanlar. Onların bu yüzden statları boş, bu yüzden tezahüratları yok, bu yüzden açtıkları pankartlar ”nefret” dolu.

Gelecek hayal kuranların ve o hayalin peşinden gidenlerindir. Gelecek, minicik bir semt takımının 113 yılda semti ile bütünleşip dünyanın konuştuğu bir takıma dönüşmesidir. Daha yolun başındayız ama hayal kurmaya devam.Gelecek bizim, gelecek Beşiktaş’ın ve Beşiktaşlılarındır.

.

Cem Göncü / @cemgonc

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.