Galatasaray 0-1 Beşiktaş

”Beşiktaş geçen seneki kadrosunun üstüne koydu”

Ülkemizdeki Teknik Direktörlük makamlarını işgal edenler ortada iken, Karabük’ün başında ”umut  vaat eden” kategorisine koyduğumuz Tudor’un yukarıdaki sözleri, kendisininde geçen seneki vaziyetten ”bihaber” olduğunun da ispatı. Memlekette biraz sahada durmayı ve yer kaplamayı öğretebilen hocaların adı büyük ama vizyonu küçük takımlar tarafından kapış kapış gittiği bu ortamda, Tudor’dan bir de züpper ligde ne oluyor diye eski defterleri karıştırmasını beklemek zaten abes ama işte gerçekler bambaşka;

Şenol Güneş, bırakın üstüne koymayı, sezon başı 7 yeni oyuncu ile haftalarca ideal kadrosunu aradı. Aradı aramasına da, tam Caner merkezli ”kanat” oyununu öne çıkaracak iken, Caner sakatlandı. Bitmedi; Şampiyonlar ligi etkisi ile alanı savunup Talisca ile fişi çekerim dedi, Talisca da sakatlandı. Üstüne, Beşiktaş’ı kolluyorlarcılar çullandı, yine bitmedi. Yabancı kısıtlansın deyip, Hükümeti göreve davet edenler bile çıktı. Çirkince ve alenen TV’den kendisine hakaret edenler bile oldu. Oldu da oldu anlayacağınız. Bitmedi, bitmediler, bitmez de…

Şenol Hoca bunlara rağmen kazanma alışkanlığını devam ettirip, hiç şikayet etmedi. Hep çözümler aradı, hep ”daha çok çalışmalıyız” dedi. Dün de Tudor’a ”her zaman papaz pilav yemez” deyip, savunmanın her zaman ”savunarak” değil, ”Topa sahip” olarak da yapılabileceğini hatırlattı…

Gordon Milne; Seba ile ilk konuşmamızı unutamam. Döndü ve söyle dedi, ”Atımız var. Bizim ihtiyacımız olan şey, bir jokey”

Biliç omurgası her ne kadar takdiri hak etse de, Oğuzhan’ı cesaretle Atiba’nın yanına koyan, onun açık alanda daha rahat ettiğini gören yine Şenol Güneş’ti. İsmail gibi ”bitmiş” ve kısıtlı bir adamın, rakipten kallavi kontratı almasını da sağlayan o idi. Büyük takımın sürekli cesaret ile hücum etmesi gerektiğini hepimize hatırlattı hocamız. Kendi sözleri ile ” hala öğreniyoruz. hiç kimse kusursuz değildir. Öğrenmeyi bitirdiğimiz an, biz de biteriz” dedi ve özetledi başından geçenleri hoca. Kusurları olduğunu, hep de olacağını özetledi kısaca…

Seba Başkanın ruhu şad olsun.Beşiktaş Jokeyini buldu başkan. Rahat uyu…

Tudor ne yapar?

Bütün hafta bu sorunun ”öncelikle” spor programlarında sorulmasını ”normal” karşılayanlardan biriyim. Belli bir oyun mantalitesi ve ne oynadığı hep belli olan takımın değil de, yeni gelmiş ve ne yapacağı belli olmayan tarafın tartışılmasında bir beis yok. Sorun, buradan bir ”baskı” oyunu bekleyenlerde idi. Karabük’te öyle ya da böyle hedefe ulaşmış bir adamın, daha 2. maçında risk alacağının savunulması idi abes olan. Olması gereken oldu ve Tudor baskı yerine zor bir 3-4-3 de karar kıldı. Maçı da burada kaybetti.

Biz kadroda Atınç’ı görüp, ”aman Atınç topu alır, baskı yerse ne yaparız” der iken Tudor, o işlere büyük oranda hiç girmedi. Baskı yapması ve topa sahip olması gerekir iken topu Beşiktaş’a bıraktı. Yine Tudor, Karabük taktiğinden kopya çekerim dedi ama Şenol Hocanın karşı hamle olarak Yasin ve Bruma’yı Babel ve Q7 ile kendi sahasına kadar kovalayıp, zaman zaman defansını 6 kişi ile sağlama alacağını hesaba katamadı. Ona rağmen yine Atınç’ın iki büyük hatası ile maça ortak da olabilirdi ama bu adaletli olmazdı. Oyun boyunca sakin kalıp planını uygulayan Beşiktaş idi. Kusursuz değildi, ancak istenilenler ve planlananlar sahada ”doğru” olarak uygulandı.

Talisca Golü 

”Şans diye bir şey yoktur. Doğru zamanlama, hazırlık ve doğru seçimler vardır”

Ercan Taner’in maçtan sonra ”İtalyanlar ve Almanlar baraja kısa boylu adam koymazlar” yazması Bruma’nın çok da kısa olmaması sebebi ile resmin bütününü göstermese de, basbayağı topa vuracak adamın Talisca olacağı ortada iken, barajı zıplatıp, kalenin yanlış yerinde durmak, yukarıdaki özlü sözün gerçek olmasını sağladı. Ne de olsa ”İnce gibi gözüken detaylar, bütünün tamamını belirler”. Oyunu ”tek gol” çözecek gibi duruyordu, çözdü de…

Beşiktaş daha üretken olabilir mi idi?

Topa sahip olma işini artık ustalıkla yaptığımız aşikar. Bunu bir ileri seviyeye çıkartmak için ne yapmamız lazım, sanırım soru bu. Topu bu tempoda çevirip rakibi hipnotize ettiğin anlarda, orta sahaya çıkmış rakibin arasına atılacak direkt toplar ve kanat adamlarının hızlı kutuya koşuları burada en önemli husus. Dün Babel bunu iki kere denedi ve iki önemli pozisyon yakaladı ancak devamı gelmedi. Q7’nin de çizgide oynadığı göz önüne alınırsa, elde bunu teoride yapabilecek sadece Ebubekir var. Özellikle golden sonra hoca sahaya sürer mi dedik ama, Şenol Güneş plan dahilinde oyunu kontrol etmeyi daha çok önemseyip, Tolgay-İnler değişikliklerini tercih etti. Bunlar oyunu kontrol etmemizi sağladı ama GS baskısını da hissetmemize yol açtı, çünkü bu iki oyuncunun da ileri dripling ve şut opsiyonu maalesef yok. Özellikle İnler’in kaybettiği toplar ve yanlış alan savunması büyük problem. Maalesef İnler bu hali ile kulübenin gediklisi olmaya namzet.

Ouşhan

Noah sağolsun. artık kimse Ozi demiyor. Kaptan dün görevini yaptı. Kaybettiği bir iki lüzumsuz top dışında alanını hiç boşaltmadı ancak biz ondan topu ileriye taşımasını, hedefi bulacak şutları da istiyoruz. Beklediğimiz ”dalmaları” orta sahada ondan başka yapabilecek oyuncu yok. Dün plan gereği çıkmadı diyelim ancak bundan sonra daha çok sorumluluk, daha çok gol bekliyoruz Kaptandan. Onda bu yetenek fazlası ile mevcut çünkü. Biraz daha gayret Kaptan…

Adriano; Bek mi? Orta saha mı?

Dün Atınç pozisyonunda denediği ”uzun top” hatası dışında bana göre maçın en iyisi Adriano. Bir bekten çok orta sahada eksik tarafımızı tamamlayan adam gibi oynadı. Babel ile kurduğu pas alışverişleri takımı rahatlatan en önemli unsur oldu, olmaya devam ediyor. Gönül’e de ona da sadece bek demek yetersiz. Onlar takımın savunma garantörleri değil, pas oyununun, orta sahada ve hücumdaki parçaları. Daha etkili olmaları için de ”ön alanda” oyun elzem. Yoksa Atiba’ya biraz daha yük binmesi içten bile değil.

Lig Bitti mi?

Bitmedi. Başakşehir takımını hafife almak bizim şu an yapacağımız en önemli yanlış olur. Buna da ne Şenol Güneş ne de başkan müsaade etmez. Her zaman yaptığımız gibi; takım çalışmaya, biz desteğe devam edeceğiz. Tabloda bu iş garanti olana kadar durmak yok. Cumartesi statta görüşmek üzere…

.

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.