Dörde Karşı Teksin…

İkiye karşı ”bir” olmak zordur. Sesi daha çok çıkanların memleketinde daha da zordur. Şimdi şunu düşünün, palavra şehir efsanesi ile toplam 40 milyon sarıları gözünüzde şöyle bir canlandırın. Dikkat, yazı ile; Kırk Milyon. Yine sarıların şehir efsanesi ile bizi düşünün şimdi; 10 milyon Beşiktaşlı, yazı ile On milyon. Yani 40 a karşı 10.Tamı tamına 4’te 1’i. Birde şöyle düşünün; Her kahvede 4’e karşı 1 kişi, her okulda 4’e karşı 1 çocuk, her gazetede 4 kişiye karşı 1 çalışan. Dikkat! Yazı ile sadece ”Bir” Beşiktaşlı.

Güçlünün ”azı” ezdiği, az olanın hep ”sinmek zorunda kaldığı bir düzen bu. 40 milyona hizmet etmek üzere oluşmuş, tiraj kaygısından ”emir eri” olmuş ya da olmak zorunda kalmış bir medya, onun yorumcuları, yazarları, yöneticileri ve siyasilerini düşünün. Aleyhte konuştuğu için, bu iki ”çok” kulüp tarafından işten çıkarılan, tehdit edilen, linç edilen insanları gözünüzün önüne getirin.

Ya da tam tersini düşünün. Amigo olmayı ”görev” sayan”, yükselmenin yolunun buradan geçtiğini, bu kulüplerin bayrağını ”her türlü” sallarken bundan zevk duyan, kendi rengini her ne olursa olsun önde görmek için gücünü, kuvvetini, konumunu kullananları düşünün.

Şimdi bunları etraflıca düşün ki sevgili Beşiktaşlı, çocuğunun, torununun yıllar sonra Beşiktaş’ın yaptığı işin, kazandığı şampiyonlukların ne kadar büyük ve önemli olduğunu okuyup anlayınca, kendinle ”gurur” duyman zor olmasın. 4’e karşı 1 kişisin, unutma…

İşte sen, tam da bu yüzden her pazartesi iş yerinde 4 kişinin boş suçlamalarını çekiyorsun, her cumartesi pazar senin takımının maçındaki her pozisyonun didik didik ediliyor, her cuma zerre futboldan anlamayan akrabalarını, manavı, bakkalı, otobüste tanımadığın amcayı, okulda zevzek hocalarını, susmayan arkadaşlarını çekiyorsun Beşiktaşlı kardeşim, küçüğüm, ağabeyim, ablam. Senin kaderin bu..

eski-inonu

 

İşte birazcık kafanı kaldırıp diklenmeye başladığın zaman, delirmeleri, ”sussana” demeleri işte bundan. Bunlar yine şampiyon olursa işimi kaybeder miyim korkusu da bundan. Acaba gazetem satılmaz, tv kanalım seyredilmez demeleri de bundan. Akrabalarının, okul arkadaşlarının alıştıkları düzenden çıkıp, ”yahu ben vura vura, kıra kıra” kazanıyordum, ” benim kel oyuncum kart bile görmedi bütün sezon, kimsede ses etmedi” demeleri, Amigo patronların ”bunlara ne oluyor yahu, susturun şunları” demeleri de tamda bundan işte Beşiktaşlı kardeşim.

İşte bu yüzden senin kazandığın her kupa,her şampiyonluk daha zor, daha değerli sevgili kardeşim. Senin her göz yaşın, her alın terin 4’e karşı 1 Beşiktaşlı kardeşim. O yüzden seni anlayamazlar, senin her gün yaşadığın mücadeleyi bilemezler. Az olanın yenile yenile nasıl büyüdüğü, adamlığı nasıl daha iyi öğrendiğini, çünkü dişi ve tırnağı ile mücadele ettiği bilemezler Beşiktaşlı kardeşim.

Senin yine ”az” 8000 kişi olarak kırdığın rekorları, 50 bin+tefler+düdükler+mikrofonlarla kırmayı marifet sayar bu ”çoklar” Beşiktaşlı kardeşim. Senin başına gelse kulübünün kapısına kilit konulacağını, kendileri yapınca ”işte normal bunlar” demelerini sana izah edemezler sevgili Beşiktaşlı kardeşim.

İşte bu yüzden sen, hep uyanık kalmak, hep TEK YUMRUK olmak zorundasın BEŞİKTAŞLI. Gerçi doğduğu günden beri 4’e karşı 1 yürümüş adama, kadına, çocuğa, öğrenciye, Beşiktaşlıya bunu söylemeye gerek yok. Senin kalbinde ”mücadele” doğduğun günden beri var zaten BEŞİKTAŞLI kardeşim.

Yine, yeniden, hep beraber,TEK YUMRUK olma zamanı. Yine 4’e karşı 1 kazanma zamanı. Başını dik tut, kulübüne sahip çık Beşiktaşlı.Yenilgilerde yine teksin ama yalnız değilsin unutma. 4’e karşı 1 ama en yüreklisi yine sensin..

.

Cem Göncü / @cemgonc

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.