Beşiktaş-Hoffenheim Maçı Sonrası

İki senedir omuzlarına ”iyi ve bilge hoca” dan başka bir dünya sorumluluk yüklenmiş (rehabilitasyon, adam etme, ölmüş kariyeri canlandırma vb) hocamızın haline acıyan yok. En basitinden, iki senedir kamplarda ”tam kadro” çalışamıyor hocamız. Verilen kadroya sebat etmeyi zaten kendi talep etse de (son kararda kendisinden teyit alındığını da biliyoruz) çoktan (yazın) imzaladık denilen 2-3 transfer dahil, Adriano’yu bile kampta göremedi Şenol hoca.

Oluşan olağanüstü durum ve maddi imkansızlıklar bir yana, ”alternatifler çoktan hazır” denilen mevkiler de adı geçen isimlerin birbirine 5 benzemez olması, sürekli menajerler ve medyada dolaşan isimlere gidilmesi, öyle 4-5 ay evvelden hazırlık olmadığının göstergesi sanırım. Kendi kendime ”bu şartlarda” transfer konuşmak ya da buna eleştiri yapmayı yasak etsem de kadronun yine yerinde saydığını görmek insanı üzüyor. Çok çok iyi iki transfer dahi yapılabilse, 3 kulvarda uçarız demek zor. Bende önce Lig diyenlerdenim amma oyunu bilen herkes çok iyi biliyor ki, vitrinde Şampiyonlar Ligidir, para da Şampiyonlar ligidir. Eldeki her maçta ”oyun vasatına” ulaşmış kadroya level atlatmayı düşünürken, gözümüzün önünde bunu yapamamak, zaten acı…

Neyse, ah keşkelerin olmamasını, her yapılanın ”tam isabet” olmasını, Şenol Hocamıza da kolaylıklar dileyerek maçta ne oldu tek tek bakalım;

Fabri : En çok merak edilen yeni kalecimizi tamamı ile test edecek baskı ya da tehdit unsuru olmasa da topu oyuna sokma ve oyunu doğru başlatma yönünden bizi oldukça umutlandırdı demek yanlış olmaz. Tek pozisyonda yaptığı seri kurtarışlara ise gereğinden fazla övgü yapmayacağım. Daha dişli bir takımla görmek şart. Olcay’ın kucağına attığı pas, Cordoba’dan sonra görmediğimiz, özlediğimiz bir pastı. Onu da maşallah diyerek not alalım.

Beck : Olcay pek sırıtmasa da, (şaka tabi) Beck’i sol tarafta gördük bu akşam.Tahmin ettiğimiz üzere uçup kaçmayacak ama görevini yapacak burada da Beck. İki bek pozisyonunun en iyi alternatifi yine Beck olacak belli ki.

Gökhan : Zayıf Hoffenheim sol kanadı onu hiç zorlayamasa da belli ki Gökhan hiç hazır değil. İki maç sonra değerlendirmek daha doğru olur.

Tosiç : Oyun sistemimiz de geriden oyuna pas ile çıkmak elzem. Toşiç’in de en zorlandığı konu bu, ancak yoklukta en sağlam, en diri gözüken de yine Toşiç. Böyle giderse elden çıkarmak bizim için zorlaşır. Gayet formda. Stoperlerin ilk alternatifi yine o olacak gibi duruyor.

Marcelo : Şu an için Rhodolfo’nun partneri o olacak belli, ancak zaman zaman oyunda kaybolmaları çoğaldı. Bu bir anlık konsantrasyon eksikliği, geçen maçta golü de yedirdi ancak elden gelen bir şey yok. Net stoper transferi hala meçhul. Marcelo ile devam. Kendini oyuna daha çok vermeli. Onun bölgesi hata kaldırmıyor maalesef.

Necip: Maalesef bir orta saha topu aldığı zaman yüzünü karşı kaleye dönmeyi beceremiyorsa, bu temel özelliği şu yaşta kaptanımıza dikte etmek çok zor. Kaptan yine ”kesici” ve ”joker” rolünde kalmalı. Zorlamaya gerek yok.

Atiba: İlk defa bu kadar ”hazır olmayan” bir Atiba izledim. Her baskıda topu kaptırdı, oyunda hiç yoktu. Umarım sezon başı mamurluğu olsun. Aklı başka yerde değildir diye ümit ediyorum. Bir de artık biri bana bu adamın neden yedeklenmediğini anlatsın. Bir takımın orta saha merkezi bu kadar riske edilmemeli. Atiba’nın ishali yada yorgunluktan ölmesi mi bekleniyor? Büyük yanlış yapılıyor.

Olcay : Maşallah Olcay hep aynı Olcay. Sol bekte başladı, öne geçti. Her iki pozisyonda da canını dişine taktı. Hala ”tavuk döner” Olcay. Hala çok yararlı, görev adamı. Olmazsa olmaz.

Aras : Bugün ilk maça göre daha az alan buldu Aras. Oyunu biliyor, altyapısı ve temel özellikleri kendini belli ediyor ama iki ucu keskin bıçak Aras belli. Fizik olarak hala aşağıda. En başta bunu halletmesi lazım. Yoksa iyi ya da vasat arasında bir yerde sürekli gidip gelecek gibi duruyor. Geçen maçtan daha az istekli olmasını da eksi olarak not alalım.

Oğuzhan : Sosa’nın yerinde ilk defa gördük maestro’yu. O da yerini bol bol yadırgayıp, sürekli Necip’in yanına geldi. Sosa’nın yerinde rahat oynar demek için bence çok erken. Oğuzhan geriden oyunu kurmayı, açık alanda top almayı seven bir  adam. Sıkışık ön alanda oynamak isteyeceğini sanmıyorum! Geride kalması için de defans yönünü daha da güçlendirmeli. Bunu da yaparsa tutulmaz olur.

Cenk : Maalesef Cenk’in en büyük sıkıntısı bugünkü gibi destek alamadığı ya da duvar olacak arkadaşını bulamadığı maçlar. Kuvvetli stoperlere karşı fiziği zayıf kalıyor. O yüzden de oyunda kayboluyor. Şenol hocanın sürekli bahsettiği ”pivot santrafor” Cenk mi? yada Bony mi? ya da Remy’dir belki. Maalesef hiç biri. Hepsinin özelliği bambaşka. Topu indirecek, vücudunu iyi kullanan, stoperlerle boğuşabilecek oyuncu istiyor belli ki hoca ama bakalım dünyada nesli tükenmekte olan ”iyi forvet” türünden elimize ne düşecek? (Bony reddetti haberlerinden sonra, elde konuşulan oyunculardan tercihim Eto’o)

İkinci maçımızda, maçı tehir etmeyi başardık. Şaka bir yana maçta genel oyunda ilk gözüme batan başlardaki Hoffenheim baskısında topu çıkaramamak oldu. Atiba’ya yedek, öne cuk santrafor, Sosa’nın yerine hamleli, hızlı bir 8.5 numara şart oğlu şart. Beklemeye devam.

 

Cem Göncü/@cemgonc

Beşiktaş-Hoffenheim Maçı Sonrası” hakkında 1 yorum var

  1. Halil İbrahim YÜCE
    Halil İbrahim YÜCE on

    ellerine saglik abim cok guzel bir degerlendirme olmus, birkac dogru hamle ile canavar gibi olur bu takim insallah. Ben elbet CL de birseyler yapalim isterim ama eldeki butce ve transferlerle zor gozukuyor, en azindan bu sene tekrar sampiyon olup 3.yildizi takip Aziz beyin ipini cekelim diyorum 🙂

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.