Beşiktaş-Antalya Maçı Sonrası ve Ufak Bir Değerlendirme

Beklediğimiz 8 günde 9 puan hedefine ulaştık çok şükür. Yenilemez denilen Hakem faktörü dahil, Beşiktaşımız bütün zorlukları aştı ve beklentilerimizi karşıladı. Bu kara günlerde edebiyat yapmak ne kadar zor olsa da,takımımız ne yaptı, ne yapamadı tek tek gidelim;

Yorgunluk: Dün bariz şekilde kendini hissettirdi. Sosa maç sonundaki üçlüde kollarını bile kaldıramıyordu. Oyununu rakibe kabul ettirmeyi, yüksek tempo ile hep önde oynamayı düstur edinmiş takımımız dün rakip kaleye sadece 5 şut atabildi (Sezon ortalamamız 15 şut). Rakibi göbekten paslarla delen pas oyunumuzu ise sadece bir kez gerçekleştirebildik ama sonucunda Oğuzhan dan şahane bir Thierry Henry plasesi ve usta  işi bir gol gördük (Sosa’nın nasıl içeri kat edip, Oğuzhan’a duvar olduğu gözlerden kaçmasın. Beşiktaş’ın oyunu budur!). Dün itibari ile yorgunluk geçer akçe kabul edilebilir olsa da, önceki maçlardaki orta saha hakimiyetsizliği ve Atiba nın yalnızlığı, Oğuzhan’ın fiziki düşüşü ve sakatlığına bağlanabilir.

İlk 15-20 dakikalarda etkisizlik: Bunu medya yeni yeni dillendirmeye başlasa da, fiziki düşüş buna en uygun cevaptır. Şenol Hocamızın (Trabzon’da özellikle) ilk 15 dakikada fişi çekmek için yaptırdığı şok presleri Beşiktaş’ta sıklıkla göremez isek de ara ara buna şahit olduk. Esas mesele, genel takım presini dün ilk defa bırakıp, rakibi geride karşılamaya çalışmamızdı. Buna ilk defa şahit olduk dün.

Antalya attığı çapraz uzun toplarla oyunun yönünü çok iyi değiştirerek bizi iyice yordu dün akşam. Sonucunda ilk defa Şenol Hoca takımın en büyük hücum ayaklarını kenara almak zorunda kaldı (Oğuzhan,Gomez,Q17) ve rakibi kendi sahasında karşılamaya karar verdi. Antalya oyun sürekliliğini kenarlardan, ceza sahasına taşıyamayınca sonuç değişmedi çok şükür.

Necip ne yaptı, ne yapmadı: Daha evvel yazdığım gibi Necip görevini yapmıştır. Kendisinden Silva gibi pas dağıtmasını bekleyenlere diyecek sözüm kalmadı. Tamam, bazen kendisi de topu ayağına alınca ne yapacağını şaşırıyor ve yüreğimize korku salıyor ama bu çocuk hiçbir zaman bize Thiago Silva yada Busquets performansı vaat etmedi ki. Gir oyna diyorlar, canla başla oynuyor. Gereksiz faulleri, zamansız uzun topları zaten hep vardı. Necip işini başarı ile görmüştür. Malzemesi de budur kaptanımızın.

Tolgay nasıl döndü: Atiba’yı zaman zaman pas istasyonu olarak rahatlatsa da, istenilen iki yönlü orta saha seviyesinde değil hala. Dün çok kritik top kayıpları da yaptı ve zamana hala ihtiyacı var. Zaten bizim aradığımız orta saha değil idi diyenlere gereken cevabı verecek kişi de kendisidir Tolgay’ın. Katkısını yada katkısızlığını değerlendirmek için bu sene yeterli olacak mıdır oda başka bir soru.

Gomez formsuz mu: Gomezi iyi anlamak lazım. Özellikle çıplak gözle izleyip topu ne zaman istediğini, nerelere istediğini görmek elzem. Gomez herkesin iddia ettiği gibi ”uzun pivot” bir forvet değil. Karşı karşıya yaptığı ”tek”vuruşlar buna örnektir. Topu önüne ve çabuk ister Gomez. Burada sorulacak soru Q17’li Gomez mi? Olcay’lı Gomez mi olmalıdır. Genel fizik kondisyon sıkıntısı var mıdır, fizik düşüş değil ama koordinasyon sorunu 3 maçtır var evet. Biraz molaya ihtiyacı var Gomez’in.

Q17 kartı neden gördü : Medyanın üstüne atladığı ”kendini tutmadı” ya da ”disiplinsiz” mevzuları palavradır. Q17 bu sezon en büyük otokontrolü kendisi uygulamaktadır. Oyun ve insan psikolojisi bilmez hakemlerimiz daha dikkatli olsa o kart dün çıkmaz idi. Bunun dışında ”tek pas oyununu bozuyor” eleştirileri ayrı bir inceleme konusudur ancak dün oyuna sonradan giren Olcay’ın gözümüzün önünde deparlanamaması ve çoğu pozisyonda nefes nefese kalması ortada iken, neden Olcay oynamaz sorusu taca çıkmıştır. Esas sorulması gereken soru; Gökhan Töre neredesin olmalıdır.

İsmaelll : Dün gösterdiği atletizm benim son zamanlarda gördüğüm en iyi ”ciğer”oyunudur. Murat’ın kulakları çınlasın ”takımı da ateşlemiştir”. Dileğim bu ciğerden birazda Olcay’a vermesi. Maşallah diyelim. Darısı final paslarının başına.

Sosa: Tam da ”formayı da, liderliği de, sezon sonu kontratı da alsın” dediğimizin üstüne Sosa resitale başladı ve devam ediyor. Bir maşallah da ona. Sezon sonu kupa en çok ona yakışacak.

Kerim: Beklentileri aştı demek sanırım yanlış olmaz. Şu  an ligin en iyi ”fren-dur-kalk” yapabilen pır pır oyuncusu. Son kararları 3 salise içinde doğru şekilde alabilse, takımda tutmak zorlaşır. Biraz daha gayret Kerim be olm. Oldu olacak az kaldı…

Boyko: Dün gerçek bir sınavdan geçemese de, bir pozisyonda müdahelesi dışında şaşırtmadı diyebiliriz. El ve ayak koordinasyonu hala tam oturmamış olsa da, oynadıkça üzerine koyacak gibi duruyor ancak hala ispat etmesi gereken şey çok. ”Kale benim”diyemedi hala maalesef. Sezon sonu notu önemli..

Milli maç arası en çok Töreye yarayacak diye bekliyoruz. Artık dönmeli ve katkı vermeli. En büyük kaygım Meksika’ya gidecek ve uzun bir yolculuğa çıkacak Atiba. Gitmese keşke de şöyle bir dinlense diye umut ediyorum ama bu adamın görevden kaçtığı görülmüş şey değildir. Aradan sonra yine bir 9 puanlık seri diliyorum. Hepinize de aydınlık ve hak ettiğimiz güzel günleri. Saygılarımla,

 

Cem Göncü/@cemgonc

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.