Beşiktaş 5-1 Konyaspor

Böyle günlerin ardından benim için yazı çıkarmak daha zordur. Memleketin ”güzel oyun” ve tribün doluluğu bazında en büyük umudu olmuş bir takımın, 20 gol girişimini, 9 isabetli şutunu, toplam 604 pası, 84-86. dakikalar arasında, sadece ve sadece 2 dakikaya sığdırdığı, rakibin ayağının ucunun bile  değmediği 63 pasa yazılacak övgü kelimeleri ne dile ne de ele gelmez bende.

Çünkü renkli medya yere göğe koyamaz. Tv’nin bütün sezon ”açık” arayan yanlı yorumcuları bile öve öve bitiremez. O dümen suyunu daha evvel içmiş, ağzından zehir saçan rakip takım hocasının yaptığı açıklamalar bile kaynar gider böyle zamanlarda. Ben ise yüz defa tahtaya vurup, kaba yerimi bol bol kaşıyıp, ”aman nazar değecek” ”aman bu konuşmasın” ” ulan senin kem gözlerin çıksın” diye diye, kıymetlimi sakınmak isterim. İsterim ki, sadece biz övelim, sadece biz abartalım. Hele kupayı şöyle bir elimizde görelim, sonra yine en güzel biz kutlayalım. İsterseniz bencillik deyin ama, sadece biz.

İşte bu yüzden ”maşallah” diyeyim ve direk konuya dalayım ;

Blok ve Disiplinli Savunma Yapan Takıma Nasıl Hücum Edilir?

Dün ilk 15 dakika bunun en güzel örneğini verdi takımımız. Hızlı oynadı, alanı genişletti, 8.6 saniyede topu geri kazanma ile lig lideri olduğunu hepimize hatırlattı. Kazandığı toplarla olması gerektiği gibi ”direkt” kaleye indi. Q7 ”bitiricilik” işinde doğru tercihler yapabilse, maç 20.dakika 4-0 olmuştu bile. Beşiktaş’ın başlangıç oyunu da 90 dakikaya yayması gereken oyun tarzı da bu oyun olmalı. Gelecekte, oyun güzelliği de bu ”preste” ve ”hızda” saklı. Bunu peşine takılıp, hiç bırakmamalı.

Babel’in Katkısı

Size bir soru; Olcaylı Trabzon mu? Ekici’li Trabzon mu? Tabi ki topu dürtmeden, frene basmadan, sürekli açık alanda boşa çıkıp, pas opsiyonunu arttıran Olcay’lı Trabzon. Babel’li Beşiktaş mı? Olcay’lı Beşiktaş mı? Tabii ki hem Olcay’ın yaptıklarını yapıp, hem skor yapabilen, hemde adam eksiltebilen Babel’li Beşiktaş.

Babel dün bize kanat forvet ne yapar, nasıl oynar, bütün dersleri verdi. Cenk’i ikiledi, Q7’ye pas opsiyonu yarattı, adam eksiltti, golünü de attı. En önemlisi de Oğuzhan’ı oyuna dahil etti (95 kez topla buluşma ile takım lideri). Topu tutarak Adriano’nun oyuna girmesini, daha öne çıkabilmesini sağladı. Kazandığı ikili mücadele sayısında (5) Atiba-Marcelo-Toşiç’ten sonra 4. adam oldu Babel. Bir adam, sadece bir adam, nasıl takıma etki yapar, bize örnekleri ile gösterdi.

Oğuzhan Etkisi 

Oğuzhan topla buluşma istatistiklerinde ne zaman Atiba’ya üstün gelse, o maç Beşiktaş için kolay geçiyor. 95 kez topla buluşan ve etrafında pas verecek bolca opsiyon bulduğunda Ozi, beklediğimiz ve istediğimiz oyun liderimiz. Bu oyununa geçen seneden eklemesi gereken tek istatistik ”top kapma” ve ikili mücadele sayıları. Ozi’nin maçta 7 kez girdiği ikili mücadeleden galip çıktığı sayı sadece yazı ile ”bir”. Bu alanda, geçen seneki rakamlarının yarısına bile yaklaşırsa Ozi, çoğu sıkıntımız hallolmuş olacak.

Cenk Tosun

Sadece attığı muazzam gol için bile koca bir paragrafı hak ediyor Cengo. O kalitede bir dönüş ve vuruşu ancak çok üst kalitede alt yapı görmüş, büyük oyuncular yapar. 25 gol barajını aşmasını, formayı hiç vermemesini kalbimden diliyorum ancak, oyundaki hareketsizliği, hala çözmesi gereken en büyük problem. Şenol Hoca da bol bol bundan bahsediyor dikkat edin. Belki de artık tartışmasız ”Beşiktaş’ın forveti benim” demesi için önündeki en büyük engel bu.

Adriano-Gökhan Gönül 

En başında bahsettiğimiz ”alanı genişletme” işini yapabilmek için, beklerinizin sürekli oyunun içinde ve hücumda olması elzemdir. O koridorda sürekli ileri-geri gitmeleri, atakları sonlandırmaları da ilk şarttır. İki bekimiz toplam 158 kez topla buluşarak sezonun en iyi maçını çıkardılar. Defansta geri dönüşlerinde biraz daha dikkatli de olurlar ise gözümüz artık arkada kalmaz!

Oley ve ”Fabri” Tezahüratları

Takım iyi iken makarayı en iyi yapan tribün olduğumuz 1000 kere tescilli ancak, bu oley çekme işini takımın sağlığı açısından biraz son dakikalara çekmeli ya da hiç yapmamalıyız. Bazı rakip oyuncular, verdikleri demeçler ile bu işi ”çokça” hak etse de, bunun sahaya dönüşünün genelde ”tekme” olduğu göz önünde bulundurularak, oyuncularımızın sağ salim ve sakatlanmadan oyunu bitirmeleri ilk önceliğimiz olmalı diye düşünüyorum.

Fabri’ye penaltı atışlarından yapılan bir diğer ”çağrıda” üzülerek söylüyorum bize yakışmıyor. Direkt Fabri’nin kendisi de yaptığı ”el-kol”işaretleri ile zaten doğru yolu tribüne maçta gösterdi. Bana kalsa bu kadar ayağı düzgün adamın en başta frikiklerde topun başına geçmesini isterim ancak, penaltılarda yapılan bu tezahürat bize kesinlikle uymuyor…

Hafta Sonu

Daha sert ve daha kapalı, tek planı topu Lens’e geçirip hızla kaleye gitmek olan bir takıma nasıl oynamak gerektiği Konya maçındaki ilk 15 dakikada saklı. Orta sahada bize yapacakları presi aynen iade edip, hızla kaleye gider isek maçı kolaylaştırmamız hayal olmaz. Bunu bir tur maçı olacağını, ilk maçta ”tuzağa düşmedik” diyen hocamızın daha tedbirli bir oyunla başlayacağını tahmin ediyorum ancak, topu bu 15 dakikadaki gibi ”hızla” çevirir, topu Q7 ve Babel’e ters toplarla ulaştırır isek oyuna önde başlamamız işten bile olmaz. Şahsen Utku’yu kalede, Mitroviç’i defansta görmeyi arzu ederim ancak, maçtaki galibiyetin rakip üzerindeki ”yıkıcı” etkisini de Şenol Hocamız göz önünde bulunduracaktır.

Yüzümüzün hep böyle gülmesi dileği ile,

 

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.