Beşiktaş 2-1 Akhisar Belediye

Yazıyı içinde ”VAR” da geçen bir kelime oyunu ile açmak istedim ama ilham perileri kafamın içinde hala ”Ne olacak bu iş, güç, memleket,of offff” diye gezindiği için, kısmet olmadı.

Kıssadan hisse, yeni sezon hayırlı olsun diyerek, direk kafanızı istatistik ve taktik kelimeler ile ütülemeye başlayalım..

BAŞLANGIÇ

10.dakikada hararetle penaltı İtirazı yaptığımız pozisyonun başında, Gökhan Gönül’ü ileri dörtlünün sağ iç bölümünde (karede olmayan bölümde, bir de Lens var)  görünce, Şenol Hocanın geçen seneki temposuz, hareketsiz, Mustafa Yumlu’yu ”hava toplarının kralı” yaptığımız maçların kopyası olmasına izin vermeyeceğini hissettik de, 4. dakikada %58, 7.Dakikada %72 topa, 12.Dakikada %79 oranında topa sahip olacağımızı ön görememiştim.

Hepsinden önemlisi, Şenol Hocanın hemen hemen bütün sol stoperlerin de gördüğümüz ”topa ilk baskıyı yapan” olma özelliğini, Necip layığı ile yerine getirmiş, Medel ile birlikte 4 top çalmayı hanelerine çoktan yazmışlardı bile.

Ozi de sorumluluk alıyor, dakikalar 14.04 iken Lens’e attığı 1 direkt etkili uzun pası, ceza sahasına 3 direkt pası çoktan yollamış, 9 kere hücum bölgesinde topla buluşmuştu bile..

Ortadaki tek problem, Ozi’nin Tolgay’dan göremediği destek, Larin’in  ceza sahasına yanlış bölgelere yaptığı, tecrübesizlik ile sabit koşular idi.

Larin, yaptığı 5 öne driplingden tek bir isabetli doğru koşu çıkardı (Dakika 14.18) onda da çekilip, çekilmediğini yayıncı maalesef yine göstermedi!!!!!

LENS..

Takımın Akhisarı nasıl ittiğinin, en güzel grafiği sanırım.Ortalama pozisyonu 2-3.bölgede olan 6 Beşiktaşlı, bunların ikisi ”bek” oyuncularımız. Burada anlatmak istediğim grafikteki Lens’in pozisyonu (MatchStudy)

Q7-Lens kıyaslaması yapmak zorunda kalacaksak da, iki ayrı özellik, iki ayrı oyun karakteri olduklarını unutmayalım. İyi bir Lens’in bize kazandırdığı en güzel fayda, ”içeri kat eden kanat oyuncusu” avantajı.

Çizgiye yaslanıp takıma alan açan Q7’nin aksine Lens, ortalama her pozisyonda Larin’e en yakın isim.

3.Bölgede 30 kere topla buluşmuş Lens.Dahada önemlisi, ceza sahasına yaptığı direkt koşu sayısı 14. Bir diğer önemli sayıda, 10 sahipsiz top istatistiği Lens’in. Maçın içinde olduğu zamanlarda geriye yardımdan hiç kaçmadı.

Topu almadan ne yapacağına da karar vermeyi başarır, pas isabet oranını da arttırır ise Lens, ”Ben neredeyim yahu bakışı” bu sene hem azalır, hem de en başta ben mahcup olurum diye ümit ediyorum..

TOLGAY..

1 ve 2. bölgede Tolga’dan sonra en az topa dokunan oyuncumuz Tolgay idi dün (Toplam 52). Topsuz oyunu oynamak, en zor meziyetlerden birisidir ancak, Medel’e yakın olma emri alsa bile bir orta saha, pas alanına ve hücum bölgesine bu kadar uzak kalması kabul edilemez. Hele ki sürekli rakip kalede oynanan bir maçta.

Artık orta saha merkezindeki oyuncuların numarasız, forvetlerin orta sahaya dahil olduğu modern futbolda, skor üretemeyen, maalesef ve hatta kaleye şut çekmeyen (Dakika 37 de kaleye şut sayımız : SIFIR) merkez oyuncular kabul edilemez durumda.

Cumartesi Sarri’nin bize göre 6 nosu Jorginho’nun, takımı nasıl idare edip, yine takımın hücumda en etkilisi olduğunu gördükten sonra, bizim merkezde etkisiz halimiz maalesef kabul edilebilir değil olduğu gibi, ileri de iyi kapanan takımlara karşı başımıza çok iş açacak gibi duruyor.

İlk golümüzü demarke gelip atan adamın Pepe olması, onca baskın oyuna karşı pozisyon ve şut üretememek, maalesef ileriye ve hücuma destek olması gereken orta saha oyunumuzun sıkıntılarını ve forvetteki kısırlığımızı anlatan en güzel örnekler.. Ekonomik şartlar belli olsa da, yönetimimiz buraları artık yamamak zorunda…

İKİNCİ YARI ve DÜŞÜŞ..

Her maçın bir rakip ile oynandığını da hatırlatarak, Susiç’in saha içi hamleleri ve bizim büyük eksikliklerimizden olan, orta sahada atletizm ve enerji eksikliğimize, Necip’in büyük hatası da eklendi ve olan oldu…

Takım topa sahip olmayı bıraktı (Maç sonu %59.1)

Bu fizik düşüklüklerini sezon başına bağlamak mümkün olsa da, kulübede doping etkisi yapacak yeterli sayıda oyuncunun olmaması, Gökhan’ın ilerleyen dakikalarda sürekli düşen enerjisi, (Manu’yu takip edemeyecek hale geldi) sertliğe başvuran orta sahalara yine fizik olarak cevap verilememesi (Tolgay’ın böyle bir özelliği yok!) orta sahanın komple Akhisar’a geçmesine, bizim de yine endişelere gark olmamıza sebebiyet verdi.

Yine yanlış kadro planlamamızın bir  sebebi olarak, kulübedeki forvet fazlalığı yerine, keşke orta saha fazlalığı olsa idi der iken, Şenol Hocamız yine forvetlere sarıldı ama olumlu etki yerine tam tersi oldu…

Manu, Tolgayı ve Gökhan’ı merkezden delmeye devam etti, ileride iş yine tek başına bir Babel’e kaldı, iyi başlayan gece, yine ”transfer lazım” diye diye bitti.

SONUÇ..

Ölümüz Yeter

Onlar bizden çok kötü

Bu cümleleri geçen seneden hatırlasam da, sonucunu siz benden daha iyi biliyorsunuz.

Hep sahada diğerlerinden ”daha iyi” olmak zorunda olan biz, medya ve kamuoyunda destek görmeyecek olanda yine biziz… O yüzden ekonomik şartlar belli olsa da,gerekli tespitleri bu sefer iyi yapıp,takıma gereken yamayı yapmak zorundayız..

Ekonomik sıkıntılar arşa ulaşsa da, sene sonunda ”ah be abi” diyecek bir pişmanlık senesi, bir ”yine fırsat kaçtı” yılı yaşamayı bu bünye kaldırmaz. Yolumuz açık olsun…

 

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.