Beşiktaş 2-2 Kayserispor

Bazı maçları rakip olmadan değerlendirmek yanlıştır. Avrupa dönüşü öz güveni yüksek, formda Lawal-Varela liderliğinde Kayseri takımını yok sayarak, ”ezer geçeriz, 5 atarız” tarzı lafların manasızlığını bilmek, şampiyonluğun ”uça-kaça” geleceğini zannetmek, memleketin futbolu en çok bilen taraftarına yakışmıyor.

Her maçı 5 atarak  alacak takım dünya üzerinde yok. Beşiktaş’ın kadrosu çok geniş masalına da artık inanan yok sanırım. Rakiplerle kıyas yaparak bu kanıya varmak çok kolay olsa da, 70’ten sonra hocanın kulübede hamle yapacak ”net” oyuncusu olmaması bize resmi anlatıyor. Cezalılar da, sakatlar da bu yolda hep oldu, hep de olacaktır.

Merkezi kazanmayı hedef seçerek, Babel-Tolgay hamlesi yapan hocamız, büyük bölümde haklı çıksa da, belli dakikadan sonra kenarlardan gelen Kayseri ataklarına mecburen cevap veremedi. Sahi Aras nerede?

Yukarıda solda iki takımında ”ortalama pozisyonları” mevcut. (grafikleri kendim yaptığım için, foto kalitesi adına sizlerden özür dilerim). Oyunun merkeze nasıl sıkıştığını, ilk yarı oyunumuzu rakibe dikte etmek yerine orta saha kalabalığında nasıl vakit kaybedip, Varela-Lawal-Rotman pas bağlantısını nasıl kesemediğimizin bariz resmi. Çok top kaybı yaptığımız, acele hücumlar ve Varela’nın oyunu istediği gibi kurduğu bir ilk yarı. Varela için gizli 10 numara demek yanlış olmaz. Çok zeki oyuncu. Burada soru, Beck’in öne çıkışlarında daha dikkatli olması mı gerektiği idi ya da daha sabırlı bir oyunla Beck’i daha geride tutarak Talisca’yı oraya daha çok götürmek mi olmalıydı…

Yine yukarıda sağda ilk yarıda Kayseri hücumunda takımın nasıl ikiye ayrıldığının resmi. Bu kadar acele hücumların ve top kayıplarının dışında geriye koşma sıkıntıları da yaşadık. Hocanın Tolgay değişikliği hem bu bağlantıyı hemde merkezi geri kazanmak amaçlı idi. Risk alınan yer ise, önde etkisiz gözüken ve bugün 1-2 final pası hatası da yapan Babel’in dışarı gelmesi idi. Adriano-Babel bağlantısı bozuldu ama merkez alındı. Ancak, 70 ten sonra yorgunluk da çökünce, Kayseri boş olan kenarlardan rahat gelmeye başladı. Eksik yakalanıp, iş stoper beceresine kalınca, bir de Marcelo sakatlanınca da, olanlar oldu..

Yenilen İlk Gol 

Maalesef gol hatalar zinciri ancak futbol bu kadar basit değil. 7 ikili mücadele ve sadece 2’sinden galip çıkmış Talisca’mız yine topu kaptırdı ancak, Beck’in daha top geçmeden bu kadar ileri hamle yapması, Tolgay’ın bu sene en çok göze batan ”savunamama” halinin devam edip tek pasla oyundan düşmesi, (+Varela becerisi) Mitroviç’in hamle zamanlaması yanlışlığı ve Adriano’nun adamını kaçırması. Kısaca bütün golü Tosic’e yükleyenlerin koca bir hatası.

Yukarıda pozisyonun başlangıcında Umut’a bakın, karşısındaki savunmacı Adriano. O bölgeden hareketlenip, yine Adriano’nun yanından geçip golü yapan da Umut! Beck’in boşluğunu kapatmaya giden Mitro, Wellinton ve göbeği kontrol etmeye çalışan Tosic, ama maalesef uyuyan Adriano. Kısaca; hatalar olmadan goller olmaz. Hele ki savunma liderin sakatlanıp çıkmış ise Tosic’in genel durumu koca bir yazı konusu ancak, bu adam bize hiçbir zaman Ramos olduğunu iddia etmedi!! Mevkisi gereği yaptığı hatalar çok pahalıya patlasa da, kulübedeki ve kadrodaki durum, sanırım Tosic’ten çok yönetimimizin hatası…

Aboubakar

Bana göre en iyi maçını oynadı. İsteği ve kupa morali ile sahada aradı durdu. Zaman zaman etkisizliğimizin sebebi onun yerini kaybetmesi değil, Aboubakar’ın boşalttığı alanlara giremeyen Talisca, Cenk ve Babel idi. Sezonun en yükseği 28 şutumuzun da 7 si yine Aboubakar’dan. 2’si de gol oldu zaten. Oynadıkça gördüğümüz en büyük eksiklikleri ”pas zekası” ve ”maç içinde enerji kullanımı”. Bu yaşta bir oyuncunun bunları geliştirmesi için de en önemli şey ; Zaman. Bizde var mı? Cevabı size bırakıyorum.

 

Final Pasları

 

Yukarıda (maçkolikten alınmıştır) ”kıpkırmızı” gözükenler, yapamadığımız  paslarımız. Çoğunun ceza sahası önü ve içinde olmasına dikkat!! Sezonun en yükseği 26 isabetsiz pas.Kayserinin merkezi iyi kapaması ve bizim buraya ısrarımız, ve tabi orta sahadaki direk oyun oynayabilecek (skor dahil) oyuncu eksikliğimizin yansıması.yine Kayserinin 9 şutu bloklaması da özellikle ilk yarı ”acele oyunumuza” başka bir örnek.

Q7’siz Oyun

Bıçak sırtının tam anlamı ile tanımı! Sevenleri ve sevmeyenleri maalesef durumu ”oyun” üzerinden değil, kalbi ile veriyor. Oyun liderliği kucağında bulan 7 numaramız, maçta arandı mı? Varela karşısında gerekli defansif hamleleri yapabilir mi idi? Topu ileride daha çok tutup, onuda geride kalmaya mahkum eder mi idi? Takımın bugün daha hızlı yaptığı pas işini sekteye mi uğratırdı? Atamadığı golü bugün yapar mı idi? ”Beck amma kötü oynadı ha” (iyide onun bölgesinde bugün oynayan Aboubakar’dı!)

Bütün bu soruların cevabı futbol tanrılarında, bende değil. Ben sadece şunu sorabilirim, ”alkış sarısını” görmeyebilir mi idi? Yine cevabı size bırakıyorum ve sadece şunu söylemek istiyorum; hayatım boyunca kimsenin numarasını sırtıma yazdırmadım. Arma’ya hizmet edip bayrak olmuş oyuncuların hepsinin başım üstünde yeri vardır ama en büyük ”Arma’dır” en büyük ”Siyah-Beyaz” formadır. Bizler toprak olunca da, nesle bırakacak mirasımız yine Arma ve Forma olacaktır.Q7 Armaya layığı ile hizmet edecekse ve ediyor ise, hocamızda onu tercih ediyorsa ben sahadaki ”oyuncuyu” alkışlarım.İsmi ne olursa olsun.

Ne Olacak?

Hiç bir şey.Şampiyonluk yolu hiç bir zaman güller ile çevrili olmadı. Hep dikenler ve zehirli sarmaşıklar ile dolu oldu. Zor kazanılan, alın teri ile statsız alınan şampiyonluğumuz uzakta değil, geçen sene yaşandı. Sezon sonu akıttığımız gözyaşları da, deliler gibi kutlamalarımız da, ”Zorluk olmadan güzellik de” olmaz sözünün tam da karşılığı. Son maçlarda ağır sözlerimizi bir kenara bırakıp, elde ne kaldı ise pamuklara saracağız. Tribünde daha çok destek olup, daha çok bağıracağız. Hakkımızı daha çok arayacak, dişimizle, tırnağımız ile bu Şampiyonluğu alacağız!!! Herkese iyi haftalar.

 

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.