Beşiktaş 1-1 Dinamo Kiev

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Kaybedilmiş ya da kazanılmış hiçbir şey yok. Takım hala ligde favori, şampiyonlar liginde de kendi kaderini kendi elinde tutuyor. Gs’li bakkal Mehmet’e göre de favori Beşiktaş, manav Abburrezzak abiye göre de favori Beşiktaş. Ancak favori olmak çalışmadan, savaşmadan kupaları kucağımıza atacaklarını göstermiyor. Takım sahada, bizde onların gücü ile sanal alem ve tribünde savaşmaya devam edeceğiz. Daha her şeyin başındayız, sonunu yine iyi bitireceğiz. Biz sadece şunun farkına varamadık; takım baştan aşağı yenilenmiş ve her şeye baştan başlıyor. Hem sistemi ile hem oyun tarzı ile… Orta saha takımından, kanat ağırlıklı bir takıma doğru…

Artık Orta Saha takımı değiliz

Sağ olsun tivibu verdiği sözleri tutmadığı için, bu sefer önünüze görüntü koymayacağım ama her oynanan maçta durum zaten daha aydınlanıyor. Geçen sene ”oyun merkezimiz” ve çok sevdiğiniz ”pas oyununu” yapan orta saha oyunumuz artık yok. Şampiyon takımın üstüne iki takviye yapıp uçarız der iken biz bas bayağı değişimden bile öte bambaşka bir oyuna ve sisteme doğru evrilmek zorunda kalacağız sanırım. Bunu ”aman pas oyunu gitti,yandık bittik” diye yazmıyorum, ”direk oyunu” en çok sevenlerden biriyim ancak, ”1” oyuncu bir takıma nasıl bu kadar etki eder, şaşkınlık içerisindeyim. Evet adını anmak istemeyeceğim Sosa’dan bahsediyorum. Şu an en çok ihtiyacımız olan, Tolgaya, Atiba’ya ve Ebubekire ”duvar” olacak gerçek bir orta saha.

Oyunun bu tarafında görünen en büyük zaaf, Talisca’nın topsuz oyunda ve oyunun orta saha tarafında hiç olmaması. Artık Talisca için artık bariz şekilde yazabilirim; adamımız kesinlikle yardımcı forvet, hatta belki kanatta yararlanabileceğimiz tarzda bir oyuncu, bu yüzden hocamız 4-4-2 nin değişik bir versiyonu ile sahada idi. Bu yüzden Tolgay maç sonu; ”Orta sahada 1 kişi eksik kaldık” dedi. Takım daha enerjisini doğru kullanmayı öğrenememişken, Adriano’nun fizik olarak bu kadar eksik kaldığı da ortada iken, Tolgay ve Atiba’nın Ebubekir ile bağlantısını sağlayacak oyuncu, sürekli kendini forvete ve kenara atar ise, orta sahada 1 kişi eksik kalman doğaldır. Talisca faydalıdır ve olacaktır da ancak, aradığımız ve sezon başı almamız gereken ”orta saha” o değilmiş maalesef.  Ozi mucizeler yaratmaz ise, devrede ”gerçek orta saha” aramamız kaçınılmaz sonuçtur.

besiktas-dinamo-kiev-1-1-mac-ozeti

Yeni merkez; Kanatlar

”Kartalın kanadı kırık” diye sayfa sayfa atılan manşetlerden, sürekli kanattan hücum eden, Q7 ve Caner’in takımın liderliğini aldığı kanat oyununa. Nereden nereye…

Peki zaten bizim istediğimizde bu değil mi idi? ”ulan şu takımın bekleri uçsa” diye kaç kere ağıt yaktık? Sanırım sıkıntı bu kadar çabuk ve hızlı bir değişimi biz, hatta hocamız bile beklemiyordu. Dün ”bu kadar orta yapılacağını bilse idim, takıma Mehmet Batdal’ı isterdim” yazıverdim. Ne yapayım? Caner’in sürekli boşa giden ortalarını gördükçe kahrolmamak elde değil. Ebubekir desen bu tarz bir oyuncu değil. Zaten hiç olmadı.

Soru şu; kanatlar bu kadar etkin iken mecburen ve doğal olarak, sürekli buradan hücum etmek zorunda kalıyorsan, Q7’den daha önce de hiç olmadığı kadar ”skorer” olmasını beklemek doğru mudur? Ya Olcay’dan? Sürekli çabalayan Q7’nin topla buluşması nerede ise %70 artmış, takım ”liderliğini” ona bırakmış isen zaten hep yaptığı hataları görünce ”owwwww” yapmak? Yok, bu hem ona, hemde çok sevenlerine haksızlık sanırım. Zaten hep ”istenildiği kadar” yapamayan bir adama ”al sen yap” deyip, yapamayınca kızmak?

1940813

Denge

Bakın bunların hepsinin cevabı futbolda saklıdır. Bir takım, ileriye bir kademe daha atlayacak ise, DENGE’yi sağlamak zorundadır. Dengeli bir takım ne hep kanada bağımlıdır ne de her zaman merkeze. Bir takımın yöneticileri sezon başında daha önce izlenilen ve sonuç alınmış yola göre transfer yaparlar. Aynı tarz oyuncuları, takımın diğer özelliklerine yatkın olması şartı ile transfer ederler. Aklın yolu budur.Yok bu olmaz ise yine hocamızın bu denklemden doğru oyunu ve oyuncuyu seçmesini,bulmasını, buradan doğru bir kimya çıkarmasını ummaktan başka çare yoktur. Şu an oluşacak en doğru denklem; doğru kimyayı ararken, Şampiyonlar Liginde en az kayıpla, ligde ise hiç kayıpsız yürümeyi başarmaktır.

 

Cem Göncü/@cemgonc

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.