Beşiktaş 1-1 Fenerbahçe

Teknik taktik yazmak içimden gelse, bu hafta şunları yazardım ;

1.Q7’yi İsmail ile baş başa bırakan Dick’in çok büyük hoca olduğunu, Q7’nin arayıp da bulamadığı birebirleri bu maçta bulduğunu, maçın adamı olmasına ramak kalmış olduğunu yazar, ancak hala vuruş kalitesinin düşük olduğunu anlatırdım. Fişi çekip, artık hepimizin beklediği golünü atmalı, oyununu taçlandırmalı idi diye de eklerdim.

2.Cenk’in yerine Demba beklerken, Cengo’nun girip, Q7’nin al da at dediği pası, topu yere vurdurup gol yapacağına, neden kaleciye nişanladığını, hala ve hala sonradan girmesine rağmen, neden bu kadar pres gücünün zayıf kaldığını anlamaya çalışırdım. Dış kaynaklı altyapılara rağmen, Türk menşeli oyuncuların fiziki gelişimlerinin Türkiye’ye geldikten sonra neden durduğunu sorardım kendi kendime (Ozi,Cenk vb..)

3.Geçen hafta klas kokan şahane golünden sonra, neden Demba’nın hiç düşünülmediğini, Aboubakar’ın neden çıktığını Şenol hocama sormak ister, ortaya bir dünya istatistik dökerdim.

4.Tolgay’ın ince paslarını överdim, ancak savunma yapmayı hala bilmediğini, çoğu topa dalarak atlayıp, kırmızıdan yırttığını resimlerle, grafiklerle anlatırdım ve eklerdim; Ben de olsam Tolgay ile  başlardım diye. Nasıl olsa takım savunma yapamıyor, ben de bu riski alırdım diye hocama paye verirdim.

5.Takımın önemli maçlarda fişi çekememe durumunu maç maç anlatır, örnekler verir, ileri uçta olmayan ”garantici” golcü eksikliğine bağlardım. Skor yapamayan Q7’yi ekler, 5 pozisyona girip 1 ini yapan Aboubakar yerine, 3 pozisyona girip 2 sini gol yapacak adam ihtiyacımızı, büyük maçları çözebilen lider adamları ve bu ihtiyacımızı uzuuuun uzuuun anlatırdım.

6.Bu Adriano böyle devam ederse, biz bu Caner’i nerede oynatacağız, bu adamı satılmasın diye manasız konulara bile atlayabilirdim, eğer teknik taktik yazacak mecalim olsaydı…

Dediğim gibi,bunların hepsini yazardım ama mecalim yok. Ben oturmuş ;

1.Son pozisyonda Emenike faulünü Fabri’nin neden ”göstermediği” düşünüyorum deli gibi, Babel penaltısına takımda bir Allah’ın kulunun neden itiraz etmediğine takığım. Bu kadar düzgün olmanın, hep oynamak istemenin  şahane olduğunu ama faulleri göstermenin zaman zaman oyunun bir parçası olduğunu, ara sıra yapsak nasıl olur acaba diye kafamı ütülüyorum.

2.Fabrinin o topa neden çıktığını, çıktı ise neden orayı dağıtmadığını anlamaya çalışıyorum. Final haftalarında yaptığı hataların çokluğunu, kafamda oluşan kocaman soru işaretini kışt diye kovmaya çalışıyorum ama nafile. Kovamıyorum..

3.Volkan denilen arkadaşın yine ekrandan insan tehdit etmesini, bu takımın kaptanlarının topçu mu yoksa mafya babası mı olduğunu anlamaya çalışıyorum. Sonra aklıma kulüp başkanları geliyor, dolaba gidip yoğurt yiyorum.

4.Rahat 4-0 bitecek maçı, kaleye bir kere bile gelememiş rakibi, kendi kalemize attığımız golü düşünüp,”Ulan işte Beşiktaşlılık bu be” deyip pencereden bakıyorum. Oyunla ümitlenip, kaderle sıkılıyorum,sınanıyorum…

5.1-2 gece uykusuz kalıp,sonra ; ”Ulan Arma bu be,43 yıldır peşindeyiz, canımız sağ olsun deyip Bursa maçını bekleyeceğimi biliyorum ama, vallahi yorgunum, vallahi billahi..

Canınız, canımız sağ olsun kardeşlerim. Varsın farklı galibiyeti kaçırıp kendi kalemize attığımız gole üzülenlerden olalım. Yüz yıllık rakibine ”çelme taktım” diye sevinenlerden, bunlar ceza almalı diye ”babalarını” göreve çağıranlardan değil.

Şükür ki, rengimiz belli. Varsın yine böyle olsun, varsın yine dişimizle tırnağımızla, kanaya kanaya koparıp alalım… Varsın,… İyi ki varsın Beşiktaş…

Omuz vermeye devam….

 

Cem Göncü

Beşiktaş 1-1 Fenerbahçe” hakkında 1 yorum var

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.