Beşiktaş 0-2 Eibar

‘Futbol gerçeklerin ve eldeki malzemenin tezahürüdür. Elde pasta malzemesi var ise pasta, ekmek malzemesi var ise ekmek yapılır. Hiçbiri yoksa aç kalırsınız” 

Eskiler ve futbolu yaratanlar çokta güzel sözler etmişler, ancak artık okumak yerine sosyal medyadan günün en havalı kelimelerini yazmaya vakit ayırdığımız, haber bombardımanı içinde kaybolmayı tercih ettiğimiz için unutulmaya mahkumlar..

Gerçekler yerine, sürekli ve daha çok bağıranlar tarafından tekrar tekrar beynimize zorlama sokulan süslü klişeler var iken hem karşı fikir belirtmek kimsenin ilgisini çekmiyor hem de, ”Ne okuyacam ya, yan taraftaki kedi videosu daha güzzel” devrimine karşı koymak mümkün değil. (Sahi kedi videolarına kim karşı koyabilir?)

İki üç senedir de Beşiktaş sahada ne yapıyor, ne yapmalı? diye düşünmek ve tartışmak yerine, klişe vurgular ile karşımızdakini susturuyoruz. Benim gibi düşünmüyorsan benden değilsin diyerek hop güvenli sulara kulaç atıyoruz. Kendi güvenli bölgemizde düşünmeden, dinlemeden sallıyoruz.

Kimin sesi daha çok çıkar ise o haklı oluyor. Halbuki mesele haklı olmak değil. Mesele gerçekler ve saha içinde gerçekten ne olduğu. Onu da futbol ilahları ilk denemede suratımıza çalıveriyor;

BEŞİKTAŞ SAHADA NE YAPIYORDU?

-2015’te Sosa’nın top kapma ve ileriye kat etme özelliklerini kullanıp ”işte budur be” futbolumuz vardı. Kenardaki İsmail hatta bazen Serdar ile stadı olmadan alkışı topladı takım. Eldeki malzeme iyi kullanıldı. Gomez de tuzu biberi oldu. Diri Atiba, Oğuzhan’ı da taşıdı,herkes mest oldu. Dinamik, hızlı çıkıp, hızlı düşünen bir Beşiktaş, şahane…

– 2016;  ”Hanedanlık geliyor ulan” yılımız. Bakıldı pası sevmiyor, Talisca forvet olarak kullanıldı, Aboubakar’a bile başta burun kıvrıldı, takım yine işi gördü. Yine hücum, hep hücum, geniş alanda ölümüne hücum futbolu. Biz rakiplere göre değil, bize göre şekil aldı rakiplerimiz.

– 2017 ilk devresi; şimdilerde kullanılması günah olan ”orta” kelimesine nispet yaparcasına demarke Q7 ortaları ile Şampiyonlar Ligi’nden lider çıkma senemiz. Cenk vuruyor, Talisca arka direkte vuruyor, Babel vuruyor, yine eldeki malzeme en iyi şekilde kullanılıyor. Takım 2015’teki gibi pas yapamıyor ama çözüm bir kulvarda bulunuyor. Pas yapamıyorsak topu ileri atıp ikinci bölgede basalım, kenar ortaları ile sonuca gidelim. İş görülüyor…

Uzatmaya gerek yok, hafızalarınızı tazeleyip eldeki malzemelere göre Beşiktaş’ın hücum öncelikli ve geniş alana yayılarak oynadığı futbolu hatırlayın istedim. Buralardaki temel unsur ”Yapabileceklerimiz ve takımın kabın şeklini alabilmesi”

Şenol Güneş, 2015 oyununu, top çalma özellikli, ileri kat edebilen Sosa, orta sahayı tek başına çekip çeviren alan bilgisi prof. derecesinde diri Atiba ve Terminatör Gomez olmadan oynayamazdı. Geçen sene gelinen noktada ve kaybedilen yaklaşık 20 omurga, 30 stoper tandemi sonucunda da uzun vurmaya mecbur bırakılan, pas oyunu değil de topu ileri atıp Dorukhan’ın enerjisi ile rakibe üçüncü bölgede basmaya çalışan takıma kadar gelindi.

Savunmada sınırlı Adem’i üçlü orta saha ile süspanse etmek tercih değil zorunluluktu, çünkü ne Atiba eski Atiba idi ne de Dorukhan’ın sırtı dönük top alma ve pas dağıtma özelliği vardı. Sonrasında baktık Burak da yüksek yüzdeli atıyor, boş alanı da seviyor, rakipleri ikinci bölgede karşılamaya başladık. Medel savunma önünden (mecburen) sol içe çekildi, gidildiği ve müsaade edilen yere kadar yine şampiyonluk mücadelesi  verildi..

Sonrası mı?

AVCI TERCİHİ..

Beşiktaş’a ne lazımdı? Yukarıdaki gibi sonuç odaklı hücum futbolu ve hemen gelecek başarılar mı? Yoksa inşa edilecek, baştan yaratılacak bir sistem ve taraftara buna mukabil söylenilecek tek kelime mi? ”Sabredin”..

Sabredin, çünkü oyuncuya göre sistem değil, sisteme göre oyun derseniz, buna göre transferler yapıp, bu tercihe göre mevcut teknik kadroya zaman vermeniz gerekir! Sisteme uyum sağlayacak oyuncular seçip, sistemin otomatikleşmesine zaman tanımanız elzemdir. Tabii ne yaptığınızın farkında iseniz ve buna zamanınız varsa!!!

İkincisi tercih edildi ama taraftara hiçbir şey söylenmedi. Sanki futbol tek unsurlu bir oyunmuş gibi ”Biz yaptık oldu işte. Size ne” felsefesine devam edilip ilk resmi maça 1 aydan az kalmış bir sürede dünkü maça çıkıldı..

EİBAR MAÇINDA NE OLDU?

Olmadı…

Eibar teknik heyeti sürekli pas arzumuzu ve buna uygun olmayan bir dolu oyuncumuzu daha 5. dakikada fark edip defansımızın üzerine pres ile çöktü.

”Artık Karius bile uzun vurmuyor  lennnn”diye gaza getirilen sistem vurmamaya ve pas yapmaya Eibar’ın istediği gibi devam etti ve Güven ileride ”Lan ben burada ne yapıyorum. yağmur da var. bari çömeyim” tadına gelinceye kadar devam etti..

Oğuzhan’ın iki uzun pasında (Başakşehirden hatırladığınız demarke kanada uzun top) sadece Boyd biraz kendini gösterdi, Adem gerilere gelip pas yapmaya çalıştı ama nafile. Yine Caner’in yanlış savunması sayesinde gol de yenip, artık otele dönelim tadında maç bitti..

Sonuç: İstenilen oyuna uygun olmayan bir dolu oyuncu ile sistem işlemedi…

Caner birden bire doğru savunma yapmaya başlamadı. Ya da Vida birden bire ipek gibi pas yeteneğine kavuşmadı. Dorukhan, İniesta gibi pas dağıtmaya, sırtı dönük top almaya falan başlamadı. Oğuzhan ”lider benim” deyip topu karşı sahaya defalarca falan da taşıyamadı. Q7, Visca gibi içeri kat etmedi .Bunları hiç biri olmadı, olamazdı.

SİHİRLİ DEĞNEK!

Hiç kimsenin elinde oyuncuların temel özelliklerini değiştirebilecek bir zaman makinesi ya da sihirli değnek yok! En az 5-6 nokta transfer yapılmayacak ise Avcı’nın bu oyunu oynatabilme imkanı mucizelere bağlı. Gençler oynasın biz bekleriz denemesi zaten yapılmayacak ama buna yürekten inanıp, 3 mağlubiyette tribünlerin ne hale geleceğini tahmin edemeyecek olan var mı gerçekten?

Ya da orta saha ve stoper tandemi değişmeyecekse ayağı düzgün Vida-Atiba-Medel üçlü defans fantezisi mi bekleyeceğiz hocadan? ”Hoca da çok sabit kafalı. Hep aynı, hep yana pas. Korkak futbol bu yeaa” twitlerine ben vallahi hazır değilim. Olamam…

İki senedir belli eksikleri ”Hoca geldi her şeyi çözecek” diye gözümüze sokmaya çalışanlara artık inanan var mı peki? Yine 3 beraberlik ve işlemeyen ölümüne pas oyununda oyuncuların baskıda yeter deyip topu ileri vuracağını göremeyen?

Avcı tabi ki kendini geliştirmeli. Artık etrafında onu koruyan bir cam fanus yok, aksine taraftar ve medya baskısı, ispat etmesi gereken bir dolu şey var ama onu, Türkiye’nin en çok kollanan ama hep mağdur iki camiasının önüne topsuz tüfeksiz yollayacaksınız neden seçtiniz?

Destek vermeyecekseniz neden oyuncuya göre şekillenecek, hemen sonuç almaya namzet bir hoca değil de sisteme ve zamana inanan birini başa geçirdiniz? Şenol Hoca’ya da defalarca yapılan, en iyi oyuncularımızı sattık ama hoca nasıl olsa hallediverir yahu garabetini ne zaman bırakacaksınız sevgili Beşiktaş yönetimi?

SONUÇ

Acayip teknik tespitler yapıp, grafikler ile destekleyeceğim, istatistikleri herkesin gözüne sokacağım diye başlayıp, ne olacak bu takımın hali, bıktık kardeşim feryatları ile biten, çok daraldım aman yeter be, diyerek kesip bitirdiğim bir yazının daha sonuna geldik arkadaşlar..

Okuyanların gözleri dert görmesin… Allah Beşiktaş’a zeval vermesin…

 

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.