Babel’den Önce Babel’den Sonra

Babel’den önce, Babel’den sonra diye bir film var mı idi hatırlamıyorum ama bu akşamdan sonra sanırım yazılacak..

45 dakika rezalet zeminde (Hoca mazeret üretmesin diyen arkadaşların, benim olduğum yeni açık altta zemini yakinen görmelerini isterdim. Bayağı tarla vaziyetinde maalesef.) başı kesilmiş tavuk misali oradan oraya koşturan, gücü belli rakibe en az 3 net pozisyon veren, bizi yine karanlık düşüncelere zerk eden takıma benzer oluşum, Babel’in girmesi ile takım görünümünü alıverdi.

Tamm ve Horn’dan ”hava topunu nasıl alamazsın” konulu dersleri alan Larin topu yere indirdi, ne yapacağını bilemeyen Lens alan bulmaya başladı, sahada ne yaptığını hiç anlayamadığım Oğuzhan, Adem ile paslaşmaya, Adem daha çok sorumluluk almaya, Babel ile pas istasyonları oluşturmaya başladı… Ve nihayet golle de herkes rahatladı.

Her ne kadar ”Koy Töre’yi uçalım”, ”Lens oynasın arşa varalım”, ”Larin girsin 100 gol atalım” diyen futbol menajer seven kardeşlerimizi tasvip etmek mümkün olmasa da futbol gerçekten Babel gibi ”iyi ve kaliteli” en önemlisi ”akıllı” ayaklar ile futbol oluyor…

Oğuzhan…

Artık iş maalesef ”etrafına takım kuralım” ya da ”ölüsü oynar” kısmından çoktan çıktı. Oğuzhan top almıyor (68 kere topla buluşma uzun vurmakla ya da zemin ile açıklanamaz!) daha da kötüsü topu istemiyor…

‘Kenar ortalarından bıktık” diyen arkadaşları yukarıdaki grafiğe alalım; 

Oğuzhan 3. bölgenin ortasına pas dahi atmamış. Bunu belirleyen faktörler arasında oraya koşu yapan oyuncular, Adem ile olan pas istasyonları da çok önemli ama Sosa’nın yay üzerine doğru dikine katlarının bizi nasıl rahatlattığını hatırlayanlar vardır sanırım.

Ozi’nin almadığı ya da alamadığı sorumluluğu 2. yarı Adem alıp, pas dağıtımını da üstlendiği dakikalarda gollerimiz de geldi. Milli takımda hırsı ile hepimizi mest eden kaptanımızın halini hatırını artık biri sorsun lütfen, zira bütün sezon kendisi bize lazım.

Larin…

Çabalıyor, uğraşıyor ama olmuyor. Hava topu kazanamıyor, patlama gücü yok. En büyük sıkıntısı da pozisyon almayı bilmiyor Larin. Bütün sezon bizi taşır demek maalesef namümkün. Şenol Hocam Güven’e şans vermek zorunda kalacak gibi duruyor ya da Love kartını el mecbur bir kez daha deneyecek!

Lens…

Babel girene kadar ”benim burada ne işim var” diyerek sürekli yanlış tercihler yapan Lens, golden sonra açık alan bulunca rahatladı ama Beşiktaş açık alanda oynayan bir takım değil işte. Bunu ne yapacağız? Esas sorun orada sanırım…

Ya Lens’e dar alanda sabırlı olmayı, pas opsiyonlarını kullanmayı, doğru zamanda şut, doğru zamanda pas vermeyi öğreteceğiz ya da ona göre setler çizeceğiz. Bunu 2 senedir yazıyorum ama performansı ile alakalı da pek mümkün olmadı bu iş. Bundan sonra olur mu? Göreceğiz…

Töre…

Tribünde kimsenin göremediği, ”gayet istekli idi” diyerek ”neden çıktı?” sorularını cevabı şu: Sürekli topu ayağına istemek yerine, boş koşular ile Adem ve Larin’e alan açmalı idi bugün Töre.

Bir ara topu alıp ortadan delmeye, kat etmeye kalkınca benimde ağzımdan ”ne güzel beee” diye bir nida çıktı ama maalesef sadece istek ve ani delicilik yeterli değil. Aynen Babel’in yaptığı gibi oyuna akıl da koymak gerek…

Hem daha çok kondisyona hem de hala çok oyun aklına ihtiyacı var Töre’nin…

Roco…

Fizik gücü ve beni de çok şaşırtan hızı çok şeyler vaat etse de, pozisyon bilgisinin zayıflığı onu hala gerilerde bırakıyor. Rashad’dan öyle çok çalım yeyip yerini öyle çok kaybetti ki, bir ara yanlışlıkla taca bile çıktı. Attığı güzel gol umarım moral olur…

Adem..

Tam da hocanın dediği gibi bir ilk yarı oynadı Adem. Çok istedi ama ne fizik gücü ne de sahanın kepaze durumu onun şahane paslarına müsaade etti. Sürekli sola kaçarak oynamayı seviyor Adem ama bizim ona rakip 3.bölgenin ortasında hatta bazen Oğuzhan’ın yamacında ihtiyacımız var. Çünkü en büyük sıkıntımız rakibi göbeğinden delememek  ve oyunumuzu oradan çeşitlendirememek…

İkinci yarı Babel takımı bir vinç gibi ileri çekip, Adem de kendini daha çok oyunun merkezine atınca her şey değişti. Şahane paslar, geriden çıkan daha da şahane uzun paslar ve gelen goller. Şenol Hocanın dediği gibi çok şey vaat ediyor Adem ama fiziğini ve topsuz oyununu geliştirmesi de şart oğlu şart.

Sonuç…

Galibiyet güzeldir. Yelkenler suya iner, ümitler tazelenir, gelecek maça daha bir ümitle bakılır.

Peki sorunlarımız bitti mi? Tabii ki hayır. Eksiklerimiz hala eksik mi? Büyük ölçüde evet. Hala takım enerjimiz yetersiz, orta sahada atletizm sorunumuz ortada mı? Evet. Hala forvet sorunumuz var mı? Evet. Hala orta sahada pas bağlantılarımız sıkıntılı mı? Evet ama büyük yaralar almadan gidebilir isek kimsenin beklemediği bambaşka bir takım da görmeyi umut etmememiz için hiçbir sebep yok…

Bir büyük maç galibiyetini de arkamıza alır isek bunun rüzgarı da bizi alıp bambaşka yerlere uçurabilir.

Bütün güzel dileklerimiz ve dualarımız Pazartesi takımımızın yanında. Kalın sağlıcakla…

 

Cem Göncü

 

Babel’den Önce Babel’den Sonra” hakkında 1 yorum var

  1. nejdet hastürk on

    acaba sadece benim mi gözüme öyle gözüktü diyorum dün babel girdikten sonra lens’i de sırtladı ona pas vermeye, topu bir şekilde ona ulaştırmaya çalıştı.. hatta lensin attığı gole bakılırsa babel oğuzhana öyle bıraktı ki oğuzhanın topu lense atmaktan başka şansı yoktu..
    babel bence lensin durumuna da kafayı takmış durumda.. Hollandalı dayanışması olsa gerek..

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.