Yeni Başlayanlar İçin Beşiktaşlılığa Giriş

Şair Can Yücel’in babası, zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in bir gün makam odasının kapısı çalınır. Gelenler Nazi zulmünden kaçıp Türkiye’ye yerleşen ve Türk üniversitelerinde eğitim veren profesörlerden birkaçıdır. Türkiye’nin kendilerine kucak açmasından duydukları şükran ve mutluluğa bir jestle karşılık vermek için Türk vatandaşlığına geçmek istediklerini söylerler. Hasan Ali Yücel “hayhay” der. Kısa sürede işlemler tamamlanır, vatandaşlıklar verilir. Aradan kısa bir zaman geçer, bir gün Hasan Ali Yücel makamından çıkarken kapıda aynı profesörleri görür. Hepsinin elinde maaş bordroları vardır. Hasan Ali Yücel “hayırdır” diye sorar. Profesörlerin maaşı artık vatandaşlığa geçtiklerinden, uluslararası seviyeden yerli kadronun aldığı seviyeye indirilmiştir. Bir tebrik beklemeseler de jestlerinin karşılığında ceza gibi bir uygulamayla karşılaşınca da hocalar bordroları kaptıkları gibi Bakan’ın yanına koşmuşlardır. Genç cumhuriyetin kısıtlı imkanlarının bu tür örneklerini çok görmüş Bakan acı acı güler:

-Siz Türk olmayı kolay mı sandınız?

Özellikle böyle maçlardan sonra, genç taraftarlarımızda bir “görmüyor olamazlar canım, herkes görmüştür olanları, yarın yıkılır ortalık” beklentisi görüyorum. Ertesi gün olup Beşiktaşlıların televizyon ve gazetelerde “elden ekmek bekleyenleri” de dahil kimseden ses çıkmayınca da bir “kamera şakası herhalde” deyip sağda solda kamera arama hali geliyor.

Ben yaşı 40’a gelmiş bir Beşiktaş taraftarı olarak büyüklerimin de izniyle dev bir hizmet yapayım istedim. Genç Beşiktaşlılar için bir hızlandırılmış tanıtım yazısı hazırladım.

-Beşiktaş maçları yorumlanırken hakem yorumcuları için futbol oyun kurallarına bağlı kalma zorunluluğu yoktur.

Bu kulaklar, Cordoba’nın karşı karşıya pozisyonda iki eliyle tuttuğu top, ayakla vurarak alınıp gol atıldıktan sonra, Erman’ın “pozisyonda topun kontrolü Cordoba’da, evet elindeki topu ayakla almış ama Cordoba’da oyalanarak gelmiş, şımarıklık yapmış yani hak etmiş” şeklinde yorumunu duydu. Yani oyuncunun ruh halinden pozisyona gelirken ki hal ve tavırlarına kadar her şey futbol oyun kurallarının bizim lehimize durumlarda geçerli olmamasına bir açıklama olabilir.

-Basının objektif olma gibi bir yükümlülüğü yoktur.

Spor basınımız ikiye ayrılır. Objektif olmayanlar ve Beşiktaş’a operasyon yapılacak günlerin arasında kalan dönemlerde objektifmiş gibi yapanlar. İlkini açıklamaya herhalde gerek yok. İkinci grup; artık ailesi saygın bir iş yapıyor zannetsin diye mi, araya bunlardan serpiştirelim de iyiden iyiye körler sağırlar olmasın diye mi bilinmez; Beşiktaş’a karşı kilit zamanlarda yapılan operasyonlar dışında ortadan konuşurlar. O günler geldiğinde yine gazetecilik yapar gibi görünüp “evet adam karısını her gün dövüyor ama o da yemekleri tuzsuz yapıyor” tarzı yorumlar yapar, “bak o bile böyle diyor o zaman oyna devam” denmesi ve operasyonun meşrulaştırılması görevini yürütürler.

-TFF’nin futbolu sevdirmek gibi bir gayesi yoktur.

Federasyon herhangi bir şekilde varlık sebebinden haberdar değildir. Her spor federasyonunun olduğu gibi kendilerinin de ait olduğu branşı sevdirmek, tabana yaymak ve futbolseverlerin kurduğu kulüplere yol gösteren çatı örgüt olmak gibi görevleri olduğu bilgisi kendilerine ulaşmamıştır. Doğal olarak görev tanımını bilmeyen ve yapması gerekeni; yayıncıya gelirler için “abi azcıh daha versene” diye yalvarmak ve “yabancı ülke altyapılarının yetiştirdiği Türk asıllı oyuncuları milli takımda oynamak için kandırmak” zanneden bir oluşumdan adalet falan sağlamasını beklemek manasız bir hareket olur.

-Hakemler

Hakemlerimiz de ikiye ayrılır. Beşiktaş’a ters davranarak renklilere yaranmaya çalışanlar, Beşiktaş’a sert davranarak Beşiktaşlı olmadığını ispata çalışanlar.

-Rakipler

Genel olarak, siz şerefli olduğunuzu söylüyorsunuz, bizim böyle bir iddiamız yok tavrı hakimdir. Kendilerinin herhangi bir kalite, saygınlık ve sportmenlik gibi özelliğe sahip olduğuna bizleri inandırmaktan vazgeçmiş, hayatlarını bizi bizim de onlara benzediğimize inandırmaya adamışlardır.

İçinde bulunduğumuz futbol “ailesi” budur. Arada sırada iyi bir şey söyledi diye bir yorumcunun lafını paylaşmak ve onu bizim büyüklüğümüze onay vermeye yetkin bir duruma sokmak, federasyondan zaten uygulaması gereken kuralları uygulamasını talep etmek, bir iki maçımızı adil yönetti diye herhangi bir hakemin iyi olduğuna inanmak ve rakiplerimizin, bizim taraftarlar olarak oyuncularımızı sorumlu tuttuğumuz yüksek ahlak ve performans çıtasını, kendi oyuncularına da uygulamasını beklemek, sadece sizi hayal kırıklığına uğratır.

Beşiktaş taraftarı; bütün şartların aleyhine olduğunu bilerek takımını seçmiştir, kimseye de eyvallahı yoktur. Sadece iyi yönetildiğinde, çok daha iyi oynadığında; taraftarı örgütlü, birleşik, akıllı ve yaratıcı davrandığında hak ettiği başarılara ulaşabileceğini bilir.

Bizim görevimiz şimdilik, çarpık futbol düzeninin dişlilerinin Beşiktaş’ı öğütmek için dönmesine izin vermeyen demir çubuk olmak.

FFP oyun sahasını eşitledi. Doğru yönetilen, taraftarıyla iletişimi düzgün ve her gün etki halkası genişleyen bir Beşiktaş’ın “oyun kurucu” olabilmesi için atlaması gereken bir eşik var. Bu yılki şampiyonluk ve kulübün fark yaratacak birkaç adımı atması Beşiktaş’ın 2. Altın Çağını başlatabilir.

O gün gelene kadar, dişlilere geçit yok.

 

Cem Fante

Yeni Başlayanlar İçin Beşiktaşlılığa Giriş” için 2 yorum var

  1. Avatar

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.