Sürgündeki Beşiktaş Parlamentosu

Bertolt Brecht oyununu sahneye koyan aktörün performansını beğenmeyip “öyle değil böyle oynayacaksınız” demek için sahneye fırlar, sonra inerken “tabii benim gibi de oynamayacaksınız, çünkü ben oyuncu değil yönetmenim” deyiverir.

Ben de birebir aynı ruh halindeyim. Bir yandan damlara çıkıp bağırarak sizi ikna etmek istiyorum, bir yandan da herhangi bir insanın kendinde “başkalarının nasıl düşünmesi gerektiğini” söyleme hakkı bulması inanılmaz şımarıkça geliyor.

Yani fikren benim bulunduğum yerde değilseniz yazdıklarınızı okurken çok sinirleniyorum ama mümkünse o noktaya toplu bir aydınlanmayla kendiliğinizden gelmenizi rica edeceğim.

Bu satırları okurken aranızda “ne diyorsun lan değişik?” diyenleriniz olacaktır. Ben de emin değilim. Dün gece Iğdır Murat “yazı yazsana Fante, özledik” dedi. Bense aslında yazı yazmanın bana verdiği mutluluğu kaybedeli, onun yerine aklımca Beşiktaş’a bir faydası olacaksa kendimi ikna ederek yazmaya zorlamaya başlayalı çok oldu. Ülkede futbol tartışma tarzımız düşünüldüğünde; yazı yazmak yerine “pembe tütü giyip hislerimi bale yaparak ifade etsem” de aslında aşağı yukarı aynı etkiyi yapacağını bildiğimden olsa gerek, yazma işine pek bir anlam yükleyemiyorum artık. Bunun yanına bir de ara ara gidip gelen “ben şimdi tam olarak kendimi ne zannediyorum da oturduğum yerden üfürüyorum” ruh hali eklenince yine elimiz kalem tutmaz oldu.
Fakat kulüp de takım da önemli bir dönemeçte. Mali durum, taraftar-kulüp iletişimi, sportif başarı zorunluluğu, eldeki kadronun yenilenmesi ve yönetim tarzımız başta olmak üzere birçok konuda temiz sayfa açılıp, hızlı ve doğru kararlar ile uygulamaya geçilmesi lazım. Yönetimimiz bu gibi konularda taraftarın sesine kulak vermeyi çok önemsediği için, “sen de yazıp katkı vermezsen darılırız” dediler.

Olay aslında tam olarak böyle gelişmemiş olabilir. Dün gece atletle mutfakta oturup bir yandan çay içip bir yandan da sigara dumanını açık pencereden üflüyordum. O sırada sıcağın da etkisiyle aklıma bir “Sürgündeki Beşiktaş Parlamentosu” kurmak fikri geldi.

Böyle evcilik oynar gibi “o başkan olsunmuş, ben de işbilmez çocukluk arkadaşıymışım, birlikte uçaklara binip transferlere gidiyormuşuz” şeklinde değil de; Beşiktaş için öncelikli konuları seçtiğimiz, sonra o konular üzerinde derli toplu sunumlar hazırlayan arkadaşların fikirlerini paylaştığı, finalde de taraftar oylarıyla “kararlar” alınan bir platform kurma hayaline kapıldım.

Yani yönetimin taraftarı dinlemesini beklemekten feci şekilde sıkılarak, yaptırım gücü olmasa da hem proje üretip hem de kendi kararlarını tarihe not düşen bir alternatif taraftar çalıştayı hayata geçirmek istiyorum. Deliliğime katılacak yeterince suç ortağı bulursam bayağı uzmanlıklarına göre komitelere falan ayrılmış bir organizma yaratabiliriz. Baktık beceremiyoruz bir üçlü çeker dağılırız.

Şimdi “bu iş sana mı kaldı?” diyenler mutlaka olacaktır. Ben de katılıyorum. Mümkünse bunu diyen arkadaşlardan biri yaparsa çok memnun olurum. Ben de oturduğum yerden “öyle olmaz böyle yapın” der bir yandan da kuyruğumla oynarım.

Yeter ki birbirimize gaz verip/gider yapıp/küsüp/alkışlayıp velhasıl kelam kendimiz çalıp kendimiz oynayıp bir sezon daha geçirmeyelim.

Siz ne derseniz öyle yapalım ama “onu niye böyle yaptın” diye sormayı bırakıp, “bunu böyle yapalım” diye altı dolu fikir üretecek; medyada ve genel olarak futbol habitatında söylediği lafın ağırlığı olan bir yapıya dönüşelim.

 

Cem Fante

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.