Suçlu

Ezberlerimiz var. Ben bu satırlara ne yazsam siz zaten kararınızı vermiş olacaksınız. Söyleyeceğim hiçbir şey, sunacağım hiçbir argüman fikrinizi değiştirmeyecek. Herkesin içinden birer canavar çıktı, zaten önceden beri kafayı takık olduğu günah keçisinin peşine düştü bile. Yazıyı ben ideal günah keçinizi suçladıysam beğenecek yoksa beğenmeyeceksiniz. Hal böyle olunca, hele bir de zaten ben de müthiş keyifli olduğum için, hiçbir şey yazmak istemiyorum. Fakat aklımdakileri kağıda dökmezsem, kafamın içinde bir arı kovanı varmış gibi düşünceler uğuldamayı kesmiyor. Yani ne bir faydası olacağından, ne de birinin fikrini değiştireceğinden zerre beklentim olmadan, belki aklımı kaçırmama mani olur diye yazıyorum bu yazıyı.

Öncelikle ligin gerisinde ne yaparız bilmiyorum. Şampiyonluk fırsatı mutlaka gelir de, biz yararlanabilir miyiz emin değilim. Ama sahaya o gün hangi Beşiktaş çıkacak maçtan önce söylerseniz, size maçın nasıl sonuçlanacağını söyleyebilirim. Bizim kalan her maçta dikkatli, yüksek enerjili ve özgüvenli olan Beşiktaş’a ihtiyacımız var. Yaşlı hissettiren, savruk ve reaksiyonsuz takıma denk geldiğimizde de hepimize geçmiş olsun.

Bugün yine “bu maç Hoca’ya yazar” tayfa online’dı. Maçı Hoca’ya yazalım hiç problem değil. Futbol böyle bir şey. Takım kötü gözüktüğünde Süreyya Abi’yi suçlayacak hali yok insanların. Ama mümkünse aklımızı kaçırmış gibi davranmayalım. Birkaç gün önce “bu taraftar seninle gurur duyuyor” videosuna bakıp gözleri dolan adamlar bugün “Hoca şut çalıştırmıyor musun?” diye naralanınca biraz sakil kalıyor.

Benim Babel’in sağa geçtiği her varyasyona, set hücumundaysak ortayı yapan kişinin Babel olmasına ve Talisca’nın kaleden uzaklaştığı her taktik hamleye itirazım var. Bugün bunların hepsini zaman zaman yaptık.

Ayrıca bu maça özel –en azından neyin işe yaradığı çok bilinirken- bir taktiğimiz olması gerekiyordu diye düşünüyorum.

Geriden oyun kurmalarına presle müsaade etmeme meselesini –Hoca’nın takımın fizik durumunu göze alarak %100le uygulatmadığını anlamama rağmen- Hoca’nın en azından maçı ikiye bölüp önde pres yapan iki oyuncuyu devrede değiştirerek ya da Talisca’yı forvet başlatıp Tolgay’ı öne atıp kafa karıştırarak, velhasıl sürprizi olan bir plan yapıp denemesini isterdim. Fakat Hoca’da benim karşıma geçip “ben bu işin piri Napoli’ye kendi sistemimle oynayıp başarılı oldum, Başakşehir için sistemimi değiştirmem” dese, ne diyebilirim?

Gelelim diğer favori kusur aramalara:

Tosic’in oyun kurmasına izin vereceklerini biliyorduk ne önlem aldık?

Valla Hoca’nın önlem tercihi Tosic’i oynatmamaktır büyük ihtimalle. Kendisi de Pepe-Medel başlamak isterdi. Durumlar malum.

Geri kalan önlemler; orta sahada pas opsiyonunu arttırmak, bir fazla oyuncunun gelip top almasını sağlamak için Talisca olmadan başlamak. Şu gol kısırlığında “Ben bunu yapardım. Maçtan önce Talisca’nın gol atmadan maçı bitireceğini biliyordum” diyen arkadaş varsa tebrik ederim.

Talisca’nın sıkça gelip bu opsiyonu yaratması. Hoca kesin gel demiştir. Ve fakat Talisca da malum.

Tosic’ten oyun kurulduğu zaman Babel’e ve Negredo’ya uzun vurulması. Zaman zaman bunu yaptık zaten. Vurduğunuz toplar alındığında sorun yaratmayan bu opsiyon orada her %50 top kaybedilince sıkıntı oluyor.

Veya Tosic’in bir zahmet oyun kurarken saçmalamaması.

Bu bir sihirli formül falan değil. Bütün takımların yaptığı bir uygulama. Herkes rakibi düşük yüzdeyle başarılı olduğu opsiyonlara yönlendirir. Babel’e içeri çalım attırmamaya çalışıp çizgiye yönlendirirler, Talisca’ya şut fırsatı vermemeye gayret ederler. Bunu Abdullah Avcı’nın taktik dehası olarak görmek özür diliyorum ama futboldan biraz az anlamak oluyor. Gomez bizde oynadığı bir seneyi iki stoperin ayağı düzgün olmayanına top geldiğinde düzgün olanına pas vereceği açıyı kapatarak geçirdi. Fakat Şenol Güneş böyle temel bir şeyi çıkıp kendi icat etmiş gibi anlatmaya tenezzül etmeyeceği için sanırım Türk futbol literatürüne “Tosic hamlesi” olarak girer. Yabancı futbol kuruluşları da “geri zekalı olabilir miyiz?” diye heyet gönderir herhalde.

Caner niye oynamıyor?

Top maçta Başakşehir’in de ayağına geçtiği için? Caner’in bu takıma karşı savunmada sıkıntı yaşayacağı düşünülmüş, Adriano’nun da bu gece aniden 42 yaşına basacağı maçtan önce bilinememiş olabilir. Caner’i önde oynatmak ise Babel’i sağa atmak demek. Bana Babel’in sağda oynarken skora katkı verdiği bir maç varsa hatırlatmanızı rica ediyorum. Benim futbol görüşüme göre, Caner hayatının topunu oynasa Babel sağa geçtiğinde kaybettiklerimizi kompanse edemez. Bu benim gözümde ancak iş doldur boşalta döndüğünde ve Babel yay civarında ya da ceza alanı içinde yaşamaya başladığında bir opsiyon olabilir. Ha, Anadolu takımlarıyla olan maçlarda Caner bek oynasın derseniz, ben de katılırım.

Atiba neden geç çıktı?

Başakşehir orta sahasının üçe iki oynayıp bizi yediğini göre göre, Atiba çıksaydı Oğuzhan-Tolgay oynasaydık diyenler var. Sahada olan biteni görüp “biraz daha yumuşak bir orta sahaya dönsek iyi olur” diye nasıl düşündünüz acaba çok merak ediyorum. Hadi takımın nasıl hücum etmesi gerektiğini düşünmek zevkli, rakip topu alınca “e peki biz bu topu nasıl geri alacağız?” kısmına kimse pek kafa yormuyor, Oğuzhan’ın 11’e 10 oynadığımız yarım saatte fark yaratamamış olması da mı bir şey anlatmadı da maç bittikten sonra hala aynı noktadasınız.

Talisca’sız üçlü orta saha ile başlasaydık

Talisca’nın tabela yapmayacağını maçtan önce bilmeyen hiçbir Hoca, şu eldeki kadrodan Talisca’sız on bir kurmaz. Bunu bilen de Hocalık yapıp kendini harcamasın.

Ortadan pasla gittiğimiz oyuna dönelim

Olur, yalnız bir zahmet -onu da Hoca halletsin kolaycılığına kaçmadan- 2015-2016 Oğuzhan’ı geri getirin.

Takım kolektif olarak kötüydü. Bu kadar düşük enerjinin sinyallerinin antrenmanda alınmış olmasını ve bir şok tedavisi uygulanmasını dilerdim. Hocamızın bugünkü yönetimine yukarıda belirtiğim başka itirazlarım da var. Ama bir konuda netim. Takımda fatura kesmeye başlarsak, en hafifi Hoca’ya çıkar. Tribünde maçı izleyen Cenk’i parmağıyla işaret etse konunun kapanması gerek.

Fakat belli ki kapanmayacak. Herkes bildiğini yapacak. Canı acıyan taraftarın da en doğal hakkıdır. Ama Beşiktaş ile nefes alan insanlara da “neyi, neden savunduğu” konusunda hesap sormayalım. Herkes Beşiktaş faydasına gördüğü neyse onu yapsın. Beşiktaş meselesi oldu mu, “ben seni çok seviyorum sen de benim gibi düşün” olmaz. Ben kendi bakış açımı net anlatıyorum. Benim düşündüklerimi yazmam sizin kendi fikirlerinize insanları ikna etmenize engel oluyorsa, sorun belki de benim yazmamda değil sizin fikirlerinizdedir.

 

Cem Fante

 

Suçlu” için 2 yorum var

  1. Yılmaz on

    Fakat Hoca’da benim karşıma geçip “ben bu işin piri Napoli’ye kendi sistemimle oynayıp başarılı oldum, Başakşehir için sistemimi değiştirmem” dese, ne diyebilirim?

    “Napoli ile uluslararası bir maç yapıyorsun. Sonuçta seni Kızıl yıldız’ı, Zenit’i, Salzburg’u ne kadar tanıyorlarsa o kadar tanıyorlar. En fazla kadrondaki bilinirliği olan oyunculara göre bir önlem alabilir (belki onu da almaz). Başakşehir öyle değil. Daha geçen sene senle şampiyonluk yarışına girdi, sen adamın ülkesinde kendisinden daha iyi olan 2-3 takımdan birisin, seni belki de sezon başından beri çalışıyor, son puan kaybettiğinde neler oldu, biliyor, geçen sene seni nasıl sürklase ettiği dün gibi aklında” vb denilebilir 🙂

    Cevapla
  2. Gökhan Azak on

    Sevgili Cem, bir yazıyı okumanı rica edeceğim senden, ama elektronik posta adresini bulamadım. Rica etsem bir bağlantı kurabilir misin? Şimdiden teşekkürler.

    Gökhan Azak

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.