Sloganlarımız

Beşiktaş’a doğum günü yazısı yazmak için bilgisayarın karşısına oturdum.

Aklıma çeşitli klişeler, türlü bildik imgeler hücum ediyor.

Böyle yazıları yazarken, yazıyı çeşitli sloganlar etrafında örmenin cazibesine kapılmamak çok zor.

Sloganlar; gerçeğin ruhunu yakalayan sözler oldukları, anlatmak istediklerini kestirmeden anlatabildikleri, bunu yaparken de insanların yüreklerine dokunabildikleri için sloganlaşır.

Kişiden kişiye aktarılarak anonimleşir ve kulüp kültürünün bir parçası haline gelir.

Anlamlı günleri taçlandırmak için; kulübü ve armayı, onların neşv-ü nema buldukları tarihi, beslenip-geri besledikleri kültürü düşünüp, yazmak istediğinizde, zihninizde ilk belirenler olmaları bundandır.

Ne kadar kafa yorarsanız yorun; söylemek istediğiniz her şey, zaten önceden söylenmiş gibi gelir.

Karşılıksız sevginizi ne kadar süslü de anlatsanız, yolun sonu “sevinmek için sevmedik” demeye çıkar.

Beşiktaş kültürüne ilmiklenecek sözler söylemek; planlanarak, üzerine düşünülerek başarılacak bir iş değildir.

Çünkü, dudaktan dökülen o ilk “çok sevdik be abi”, dile getirilmezse akıl yitirtecek bir duygu yoğunluğunun sonucudur.

İçeriğin doğruluğu, söyleyenin içtenliğiyle birleştiğinde; inandırmış, anlamlanmış ve kalpleri yakalamıştır.

Ya bir varoluş mücadelesinin isyan çığlığı, ya da bir zafer narasıdır.

Benim sloganlara yaslanmaktan çekinmem, biraz da buna dayanıyor.

Doğduğu günün şartlarında verilen mücadeleyi, emeği; akıtılan ter ve gözyaşını bayraklaştıran sözleri tekrarlamakla, kendimin ve bizlerin sıramızı savmış hissetmemizden endişe ediyorum.

Beşiktaş’ın hayal ettiğimiz zirvelerde yer alması için gereken katkıların verilmesi, sözlerin önce altının doldurulması, sonra “verdiğimiz omuz” anlatmaya değecekse, bir güzel sözle hikayesinin anlatılmasını hayal ediyorum.

Nesilden nesle sadece sözlerin ve tavrın değil, o sözleri gerçek kılan mücadele ve fedakarlık geleneğinin de aktarılması gerek.

Beşiktaş’ımızın 114. Yılını kutlarken, bir davayı 114 yıl ayakta tutmanın neleri gerektirdiği üzerine de düşünmek.

Sadece Beşiktaş’ın değil, Beşiktaşlılığın da 114 yaşında olduğunu unutmamak.

“İçinizde biraz mücadele ateşi, hafiften isyankarlık, az biraz mazlumdan yana olma; çokça erken olgunlaşma, çelebilik ve ağırbaşlılık yok ise, size göre değildir” dediğim halin hakkını vermek.

Geleneğe yaslanırken, bırakılacak mirasa da bir katkı vermek gerek.

Hep birlikte, kol kola, nice yaşlara…

.

Cem Fante

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.