Renklilerle Yaşama Kılavuzu

Lacivert Bireyler

Beşiktaşlılığın en zor taraflarından biri gündelik hayatta etrafımızda varlıklarını sürdüren renklilere tahammül etme sorunsalıdır.

Akrabalık, iş yaşamı ve sosyal hayattaki kaçınılmaz durumlar gibi sebeplerle her birimiz sayıları maalesef azımsanmayacak seviyede olan bu popülasyonla bir şekilde iletişime geçmek zorunda kalıyoruz.

Bu konuda epey bir tecrübeye sahip olduğum için, en azından bu sıkıntılı durumların yarattığı stresi biraz olsun azaltmak adına rehber niteliğinde bir çalışma yapmak istedim.

Temel özellikleri bakımından birbirlerine çok benzeseler de dikkatli gözlerden kaçmayacak nüanslara sahip olan bu bireyleri lacivert/kırmızı şeklinde iki ayrı dosyada incelemenin faydalı olacağına inanıyorum.

Bu yazıda, yaklaşan derbi sebebiyle, lacivert bireylerden başlamayı mantıklı buluyorum.

Nasıl ayırt ederiz?

Arkadaşlarınızın ısrarlarını kıramayarak onların tanıdıklarının çoğunlukta olduğu bir yemek davetini kabul ettiniz. Mekana vardınız ve size ayrılan yere oturdunuz. Gürültü sebebiyle sohbet etme şansınız olan maksimum üç kişi var. Peki bunlardan hangisi lacivert birey?

İşte dikkat etmeniz gereken detaylar:

Manasız bir özgüven barındırıyor mu?

25 yaşında gösterip, 30 yaşındaki garsona “evladım”, komiye “oğlum” diye sesleniyorsa; ağzından çıkan her cümleyi yan masanın duyabileceği bir volümde ve çok önemli bir bilgi veriyor tonunda söylüyorsa lacivert bir birey olabilir.

Türkiye’de mensubu olmayan herkesin en nefret ettiği oluşum olmasına rağmen bir gün herkes lacivert olacak gibi sloganları olan ve kendisini cumhuriyet diye tanımlayan.

İflasın eşiğindeyken bile en zengin takım olduğunu zanneden.

Rakiplerinin hem puan olarak gerisindeyken hem de oynadıkları oyun açısından; beceri ve estetik anlamında aralarında “acaba bunlar başka bir spor yapıyor olabilirler mi?” sorusunu sorduracak kadar fark varken “biz şampiyon olacağız” diye dile gelen kürklülere sahip bir takımın taraftarının farklı olması, tabii ki düşünülemez.

Otorite figürlerine karşı bir hayranlık besliyor mu?

Sohbet başladı. Şüphelendiğimiz birey de ufak ufak dökülüyor. Bu noktada dikkat etmemiz lazım. Zengin ve güçlü insanlardan ve onlara tanınan ayrıcalıklardan ağzı sulanarak mı bahsediyor? Haklı-haksız, doğru-yanlış gibi kavramların göreceli olduğuna mı inanıyor? İradesini teslim etmeye ve sorgulamadan “önemli” gördüğü kişilerin söylediklerini mutlak doğrular olarak kabul etmeye yatkın mı?

melekhu

Bu soruların cevapları da evetse ihtimal giderek artıyor.

“Bizim Başkan aslında çok demokrat bir insan, sadece kulübü tek başına yönetmeyi tercih ediyor” şeklinde bir toplu hipnoz, günlük şeker seviyesine göre alınan kararları “öküzün gamsızı kasabın bıçağını yalarmış” ruh haliyle alkışlama ancak böyle bünyelerde barınabilir.

Bakacağımız son bir kriter kaldı.

Kimsenin umurunda olmayan konularda başarısıyla övünüyor mu?

Lacivert bireylerin en belirgin özelliklerinden biri, kendi takımları kırıncaya kadar hesabı tutulmayan; Perşembe günü oynanan maçlarda en fazla galibiyet, dolunay olan gecelerde üst üste en çok gol gibi anlamsız rekorları kovalamalarıdır. Bu durum ister istemez hayatlarının diğer bölümlerine de sirayet eder.

Konuşması sırasında bir depo benzinle en uzun yolu kendisinin gittiği, en güzel semizotunu eşinin yaptığı ve en çok onların yazlığının bahçesinin estiği gibi salak salak şeylerle övünüyorsa maalesef lacivert bir bireyle karşı karşıyasınız.

Ne Yapacağız?

Öncelikler telaş yapmayın, bulaşıcı değil.

Üstelik lacivert bireylerin de insana alışık ve sosyal yaşama uyum gösteren birçok türleri var. Ayrıca bunların “lacivertliğini yaşama” dönemi sadece takımlarının iyi gittiği zamanlara denk gelir. Yani futbol konusu hiç açılmayabilir. Açılsa bile “biz ekmeksporluyuz” ile “Melek Hu’yu biliyor musun sen Melek Hu’yu” arası beş benzemez cevaplar alabilirsiniz.

Açıldı değil mi?

Yine de sakin olun. Önce iki soruya zihninizde cevap vermeniz gerekiyor.

Bir; beni buraya getiren arkadaşlarımı ne kadar seviyorum?

İki; Türk Ceza Kanunu ne kadar biliyorum?

Eğer arkadaşlarınız sizin için değerliyse, ikinci sorunun cevabının bir önemi kalmıyor.

Bu durumda net olun, lacivert bireyin gözünün içine bakın ve şu soruyu sorun:

  • Sana bir opera söyleyeyim mi?

kurabiyefener

 

.

Cem Fante / @johncelinefante

Renklilerle Yaşama Kılavuzu” hakkında 1 yorum var

  1. Avatar
    leydefak on

    Çok doğru valla fenev sezonu kötü geçiriyorsa ben çok takip etmiyorum yaa derler eğer iyiyse dünyanın enbüyüğüymüş gibi davranırlar. Ama hayat boyu tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki her fenerli kötü değildir ama her kötü fenerlidir.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.