Normal

Hallerimiz normal mi? Bence değil. Bir kere normal algımız anormal. Ferhan Şensoy diyaloğuydu büyük ihtimal; “Kapıcıya soruyorum; ‘elektrikler niye gitti?’ diye; ‘Normal kesinti, Abi’ diyor. Evladım siz manyak mısınız? Elektrikler normalde olur, anormal durumlarda kesilir.”

İşte benim tüm günüm bu; “kapıcıya dert anlatamayan Ferhan Şensoy” ruh haliyle geçiyordu.

İlk zamanlarda futbol dünyamızda türlü çeşitli saçmalıklar yaşandıkça -ki bir Beşiktaşlı olarak rahat üç kitap çıkarırım- bende de bir sağa sola koşturma, milleti tutup kolundan silkeleme; “Bir tek ben görmüyorum değil mi?, Siz de gördünüz değil mi?, Niye tepki vermiyorsunuz?, Kamera şakası mı bu?, Kamera nerede?” diye manasız sorular sorma gibi, kayış koparma semptomları baş gösteriyordu.

Aziz Nesin Usta; bazen yazdığı hikayenin ortasına yabancı milletten birini getirir, durumun dışarıdan ne kadar saçma göründüğünü yüzümüze vurabilmek için onun sorularını kullanırdı. Mesela şöyle:

Ahmet: Sonra adamın Başkan’ı olduğu kulüpten UEFA’ya sahte evrak gönderdiği ortaya çıktı.

Pierre: Deme. E sonra, siz ne yaptınız?

Ahmet: Adamı Federasyon Başkanı yaptık…

Şimdilerde ise halimiz artık böyle traji-komik hikayelerin konusu olamayacak kadar acıklı olduğu için ve şahsen düzeleceğine dair herhangi bir umut da taşımadığımdan; boş vermişliğin rahatlığı içerisindeyim.

O yüzden son Milli Takım Kadrosunu Kim Yaptı? / Kontesi Kim Öptü?konulu, özellikle Ozan Tufan merkezli; “bundan önce oynaması çok normalmiş de, son maçta oynaması spor yorumcularını şok etmiş şeklinde gelişen samimiyetsiz travma” bende herhangi bir etki yapmadı. Ben kendime eğlence aramakla meşgulüm.

Mesela şu sıralar, futbol dünyamızda olup bitenleri izleyip, “hayatın normal işleyişi” denen kavramla ilişiğini henüz kesmemiş TV yorumcularından, önce hangisi canlı yayında sinir krizi geçirecek, bütün dikkatimi buna vermiş vaziyetteyim.

Yalnız hemen söyleyeyim, Ali Ece’yi klasman dışı tutuyorum. Çünkü bir; iyi bir Beşiktaşlı olduğu için genetik yatkınlığı var ve iki; daha önce Ryan Donk’un sahada ikinci bir topla gollük atağımızı kesmesi, buna oyna devam denmesi ve devamındaki Beşiktaş’ın sahasını kapatma ve oyuncularına ceza verme şenlikleri” vesilesiyle zaten kayıt altında bir krizi var.

Geriye kalan -ve benim seyretmeye tahammül edebildiğim- yorumcular arasında şahsi favorim Mehmet Demirkol. Zaman zaman kendisinin bulunduğu ortamın en zekisi olmasını fazla ciddiye aldığını düşünsem de (maalesef çan eğrisi yok Sayın Demirkol) gayet donanımlı, yüksek IQ’lu, sağlıklı bir çocukluk geçirmiş ve iyi eğitim almış olduğu belli olan, oturup iki sohbet etmekten keyif alacağınız bir beyefendi gibi duruyor. Tüm bu özellikler de ne yazık ki onu risk grubunun en ön sırasına taşıyor. Üstelik bir sefer, kıyısından dönmüşlüğü de var.

Mehmet Demirkol’a benzer özellikleri sebebiyle, sıralamada hızla yükselen bir adayım daha var. Uğur Karakullukçu.

 

Üstelik gördüğünüz gibi emareler de sergilemeye başladı. Objektif olma kaygısı, olaylara rasyonel yaklaşmaya çalışması risk puanını hızla arttırıyor. Tek çekincem, yaşının “hayatın daha normal olduğu zamanlar”ı hatırlamayacak kadar genç olması. Bu açığını, “yurt dışında bu işler nasıl oluyor?” konusundaki bilgisiyle kapatıp bir sürpriz yapabilir. Gözümüzü üzerinden ayırmamakta fayda var.

Beni sorarsanız ben iyiyim. Milli ara sebebiyle Beşiktaşsızlık sendromunu saymazsak, boş vermişlik formülü kusursuz işliyor. Üstelik sıcaklardan mı neden bilinmez, üzerime bir rehavet geldi. “Öküzün gamsızı, kasabın bıçağını yalarmış” hallerindeyim.

Hele bir sezon kızışsın, toparlarım elbet.

 

Cem Fante

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.