Normal Taraftar vs. Süper Taraftar – 3

Soru: Meşaleler niye yasaklandı?

İnsan sağlığı ve yangın riski vs. vs.

Peki bu kadar tehlikeli bir ürünün üretilmesi ve ithalatına niye izin veriliyor?

Çünkü bir yere kadar bunlar da göz önüne alındıysa da asıl dert bu değil.

Dumanınızla ekran görüntüsü bozuluyor sevgili taraftarlar. ‘Müşteri’ ‘ürünü’ göremiyor.

Bir de durduk yere sahaya atıyorsunuz ve maç duruyor.

E yayın akışı nasıl ayarlanacak?

Ne zaman başlayacağı ve biteceği belli olmayan bir ‘ürüne’ nasıl reklam alınacak?

Adam traş bıçağı satacak ve prime time’ın göbeğinde gözükmek için para veriyor, maç 20 dakika uzar milletin uykusu gelirse ne olacak?

Kapitalizm adama böyle kartonlarla ‘19 Mayıs kutlaması gibi’ tribün yaptırır işte.

NBA maçlarında zorunlu reklam molaları var tabii kibarca ‘TV molası’ denip geçiliyor.

Beyzbol maçları çok uzun kimse TV başında o kadar oturmaz, otursa bile bir kanalda kalmaz diye kısaltmanın yolları aranıyor.

Amerikan futbolu oynarken geçirilen beyin sarsıntılarının uzun vadeli depresyon, intihar eğilimi ve çeşitli işlev bozuklukları yarattığıyla yüzleşilince; NFL oyunda süratle teması birleştiren özel takım oyun kurallarında değişikliğe gitti.

140 kg’lık adamların son sürat kafa kafaya birbirlerine çarpmalarının zararlı olabileceğini yeni mi düşündüler?

amerikanfutbolu

Hayır, ama Amerikalılar çocuklarını artık Amerikan Futbolu alt yapılarına yazdırmaya çekinir oldu. Temasın daha az olduğu sporlara yönlendiriyorlar.

Üstelik ‘bizim zevkimiz için insanlar ömürlerini kısaltacak ya da yaşam kalitelerini çok aşağılara çekecek bir sporu yapıyorlar, biz de oturup seyrediyoruz’ fikri insanların vicdanını gıdıklamaya başladı.

Yani NFL endüstrisi gelecekte ‘müşteri’ havuzunun küçüleceğini anladı ve önlem aldı.

Bundesliga bu kadar büyük ilgi çekerken ve gelirler her yıl yükselirken hala ‘bizim maçlarda ortalama 2,75 gol atılıyor, skoru son 15 dakikada belli olan en heyecanlı maçlar bizde’ diye bas bas bağırıyor.

Spora elin Amerikalısı ‘ben biraz geri zekalıyım, uzatmayı sadece hakem bilince, ben maçın ne zaman biteceğini anlamayınca tam heyecanlanamıyorum’ dedi diye ilave zaman tabelaları ekleniyor.

Ve biz, tribünleri dolduran sevgili Beşiktaşlılar; bize kimse ilişmeyecek zannediyoruz.

Vodafone Arena’da hızlı ve bedava wi-fi olacak dendiğinde stattan başlayan halayın ucu, Beşiktaş iskeleden denize düştü. Stada gelen taraftar maçı bırakıp telefonunu kurcalayınca hayrete düşüyoruz.

Sporu yönetenler; seyirci yüzbinlerden, yüz milyonlara çıkınca; artık sinemayla, konserle, arkadaşlarla Monopoly oynamayla, köşe başındaki meyhanede kafa çekmeyle, telefonunda Candy Crush rekoru kovalamayla ve tabletinde Netflix izlemeyle, yani seni onları seyretmekten alıkoyabilecek her şeyle rekabet ettiklerinin farkındalar.

Futbola milyon milyon eurolar akıtan deve dişi gibi sponsor firmalar, tribündekiler ile kendini özdeşleştirebilen ‘süper’ taraftar potansiyeli belliyken ve bir tarafta yüz milyonlarca ‘normal’ taraftar dururken; pazar olarak kime yönelmeleri gerektiğini biliyorlar.

Tribünlerin ‘ölmeye gelenlerden’ ‘eğlenmeye gelenlere’ evrilmesi gerekiyor.

guzelkiz

Dünya kupalarında, Avrupa Şampiyonaları’nda akla zarar güzellikte kızlar, hep en önde bilet buluyor, hep şahane dekolteleri oluyor ve sürekli kameranın açısında kalıp, sürekli çok eğleniyorlar. Biz hep ‘ah, şimdi ben de orada olsam’ diyoruz. Genç kızlar da ‘yav stada giden güzel kızlar dikkate çekiyor, acaba ben de gitsem ünlü olma ihtimalim olur mu diyor?’ Her şeye ‘fake’ demeye meraklı internet cemaati işin içine futbol girince ‘lan bunlar bize gel gel mi yapıyor’ demiyor.

Ve biz, tribünleri dolduran sevgili Beşiktaşlılar; bizi passoliglerle zapturapt altına almayacaklar zannediyoruz.

Futbolun ‘aile dostu’ bir eğlence olması gerekiyor. Ekran başında oturan Hans’ın, Berkecan’ın, Michael’ın ‘evet, benim bunu seyretmem gayet normal; çünkü bak tribünde oturan arkadaş da aynı bana benziyor’ demesi gerekiyor.

Çünkü Hans’ın, Berkecan’ın ve Michael’in oğlunu futbol okuluna yazdırması gerekiyor.

E, doğal olarak o çocuğun da sahada oynayanlara benzemesi; aynı ayakkabıdan giymesi, aynı formayı alması gerekiyor.

Ve biz, tribünleri dolduran sevgili Beşiktaşlılar; tribüne davul soksak, ıslık yerine marş söylesek, bu üzerimize gelen organize çığı durdurabileceğimizi zannediyoruz.

Endüstriyel futbollara gelesiniz.

 

Cem Fante / @johncelinefante

1. BÖLÜM

2. BÖLÜM

4. BÖLÜM

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.