Neden Beşiktaş?

Bildiğimiz anlamda ilk organize hayranlık (fandom), Kurtlar Vadisindeki Çakır’ın vefatının helva kavrularak idrak edilmesinden 100 yıl kadar önce, benzer bir sebeple kayda geçirildi.

1893 yılında usta yazar Sir Arthur Conan Doyle’un, ünlü karakteri Sherlock Holmes’u öldürme kararı alması üzerine, hayali dedektifin sevenleri bir araya gelerek, kahramanlarının yasını tutmak için toplu gösteriler düzenlediler. İki mevzunun arasındaki benzerliği ve aradaki 100 yıllık farkın ironisini, başka bir yazının konusu olmak üzere şimdilik kenara bırakıyorum.

Modern insanın gruplar oluşturarak sosyalleşme tarihi, tabii ki bundan eski. Bir gruba katılmak insanın “ait olma” içgüdüsünü doyurur. İnsan sosyal bir varlıktır ve kendisine benzeyenlerle bir arada olmak ister. Doğal olarak, bu güdünün doyurulmaya başlanması da, modern insanın tarihi kadar eskidir.

Bir eserin/kişinin/sporun/takımın hayranı/taraftarı olarak organize olmak ve bir araya gelmek; yani, sadece izleyici olmakla yetin(e)meyen kişilerin oluşturduğu gruplar ise, göreceli olarak daha yeni. Sosyolojisi ve grup dinamikleri de tam çözülememiş meseleler.

Bu da benim gibi amatör “pop sosyologlar” için ‘atış serbest’ demek. O zaman buyurun lütfen…

Bir insanın futbolu sevdikten sonra, bir takımın taraftarı olmak istemesini anladık. Daha büyük bir bütünün parçası olmak istemek, insanın doğasından gelen bir güdü.

Hangi takımın taraftarı olacağını seçmek ise başka bir mesele.

Türkiye’de baskın bir kültürü olan bir Anadolu takımının şehrinde doğmadıysanız, önünüzde öyle ya da böyle 3 seçenek var.

Neden bazıları renkli takım tutar da biz Beşiktaşlı oluruz?

Renklilerden başlayalım; daha çok taraftarı, daha fazla kupası olan takım neden seçilir?

Tuttukları takımın karşılaştırmalı başarısının, onları da bir şekilde başarılı yaptığını düşündükleri için.

Bu durum, kişinin, birey olarak herhangi bir vasfıyla elde edemediği üstünlük hissini, ait olduğu taraftarlık kimliğiyle elde edebileceğini düşünerek, kafasındaki takımlar arası karşılaştırmada üstün gördüğü takımı tutmasıdır.

Renkliler arasında bilinen haliyle; “kaç şampiyonluğunuz, kaç kupanız, kaç yıldızınız var abi yaaa.”

Olabildiğince büyük bir grubun parçası olarak, kişi olarak hissettikleri güçsüzlük hissini telafi edebilmek için.

En kalabalık taraftarı olan takımı tutmak; “Benim kavgama iki kamyon adam gelir” ergen atarının renklere bürünmüş halidir

Yine sıkça duyduğumuz şekliyle; “ennn büyük bizizzz, tekkk büyükkk bizzizz, çokkkk zenginizzz, ennn çok taraftarrr bizdeeee, siz büyük değilsiniz ki bizzz büyüğüzzz bizzzz.”

Başka?

Bir de, o taraftar grubuna ait olmanın, kendilerinin dışarıdan algılanma şeklini değiştirdiğini düşünmekten.

Benim koyduğum adıyla; “Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık” sendromu.

“Ben kişi olarak hayatın kazananlarından hissetmiyorum, ama benim takımım kazanınca ben de kazanan olarak algılanırım. O zaman çok kazanan bir takımı tutayım” meselesi.

Karşımıza çıktığı haliyle; “biz winner takımız bir kere, kazanma alışkanlığımız var, siz loser oluyorsunuz bu durumda ehi ehi, biz sonuç odaklıyız, neden? Çünkü kazanma alışkanlığımız var, winner olduğumuzu söylemiş miydim?”

Tanıdık geldi mi?

Gelin o zaman meseleyi, tavuk mu yumurtadan yumurtamı tavuktan türü bir sebep-sonuç ilişkisine bağlayayım. Ne dediğim kafanızda netleşsin.

Renkliler, kendi kişiliklerinde eksik gördükleri özellikleri, takımlarına atfettikleri üstünlükler ile telafi ettiklerini zannettiklerinden seçerler takımlarını.

Biz, kişiliğimiz bunu gerektirdiği için Beşiktaşlı oluruz.

Beşiktaş taraftarı takımının değerini anlatırken başka bir takımla kıyaslamaya gerek duymaz. Beşiktaş’ı temsil ettiği değerler toplamını kendisine yakın hissettiği için seçmiştir zaten. “Beşiktaşlıyım” demek de, bunun için kendi başına bir tercih ve anlam ifade eder.

Sizin nasıl bir insan olduğunuz hakkında da bir şeyler anlatır.

Kim olduğunuz ve hayata karşı nasıl durduğunuza dair bir ipucudur Beşiktaşlılık.

İçinizde biraz mücadele ateşi, hafiften isyankarlık, az biraz mazlumdan yana olma; çokça erken olgunlaşma, çelebilik ve ağırbaşlılık yoksa, size göre değildir.

“Renkli” bir kişiliğiniz varsa, iki seçeneğiniz vardır.

Beşiktaşlı olanınsa, başka çaresi yoktur…

 

Cem Fante / @johncelinefante

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.