Ne Yapacağız?

Hiç kendinizi çaresiz hissettiniz mi? Hayat dev bir makine gibi etrafınızda binlerce çarkını döndürürken, başınıza gelenler üzerinde hiçbir etkiniz olmadığını düşündüğünüz oldu mu? “Biri bana yardım etsin” diye sağınıza solunuza baktığınızda herkesin kendi dertleriyle meşgul olduğunu, kimsenin yardım istediğinizi fark etmediğini gördünüz mü?

Modern zamanlarda bireyin hayatına hoş geldiniz. Hayatın hızlanan ritminin, yaşadığınız reklam ve enformasyon bombardımanının, sizi birçok müşterilik ve tüketicilik nehrinden birine ittiği, tercih yaptım zannederken dön dolaş aynı üç-dört denizden birine döküldüğünüz bir ruhsuz ve yalnız yolculuk. Kendinizi yalnız ve etkisiz hissettikçe, eyleme geçmekten uzaklaşıp şikayet etmeye yöneldiğimiz bir hayat. Giderek daha az kişinin bizi anladığını düşünüp, giderek daha az kişiyle gerçekten konuştuğumuzu fark edemediğimiz günler.

Beni, ilk bir kaç paragrafta Beşiktaş demedim, devamını okumadan yazıyı kapatırlar mı diye endişelendiren bir acelecilik. Yaşadığımız hayat bize kendimizi önemsiz hissettiriyor. Bir şeyleri değiştirebileceğimizi düşünmediğimizden, bir tweet attığımızda, bir konuyla ilgili tavrımızı koymuş olduk diye kendimizi kandırıyoruz. Beşiktaş’ı çok seviyoruz. Ona biri zarar verdiğinde ne yapıyoruz? Sinirli tweet atıyoruz. Çok kızdıysak? Küfürlü tweet atıyoruz. Ben orada olsam ne olur olmasam ne olur, zaten oyuncular oynuyor deyip, maçı pas geçiyoruz. Hava alanına birileri gidiyor, ben gitmesem de olur diyoruz. Kulüp benim aldığım ürünle mi zengin olacak deyip, alış-veriş yapmıyoruz. Param yok ama bir çocuğu Beşiktaşlı yapabilirim demek için, beş dakikalık sohbeti çok görüyoruz.

Birey olarak sen, ben, biz; kendimize güvenimizi kaybettik. Olan bitene etkimiz olacağına inanmıyoruz. Her birimiz Beşiktaş taraftarının içinde kendimizin ne ifade ettiğine o kadar daldık ki, bizi gölgesinde toplayan büyük çınarın azametini görmüyoruz. Fert olarak daha ‘önemli’ Beşiktaşlı olmaya o kadar kafa yorduk ki, birlikte hareket ettiğimizde olacakları unuttuk. Oysa Beşiktaş ne seçimden seçime oy attığımız parti, ne bayramdan bayrama aradığımız akrabadır. Beşiktaşlılık her gün tenimizin üzerine giydiğimiz bir elbise, bize değer katan bir üst kimliktir. Beşiktaş camiası bireylerden oluşsa da; camianın önemi, kendisini oluşturan tek tek bireylerin özgül ağırlıklarının toplamından fazladır. Beşiktaş, sadece taraftarları yan yana geldiğinde önlerinde beliren, bir dev aynasıdır.

Biz “Beşiktaş için bir şeyler yapmak istiyorsanız, kimsenin adamı olmayın” lafını çok tekrarladık fakat eksik anladık. Belki “kimsenin adamı olmayın” kısmına uyduk ama, “bir şeyler yapmak” kısmını yalnız tweet atarken kullandık. Hava alanı videolarını seyrederken gözleri dolan Beşiktaşlılar olmaktan çıkıp, hava alanında olan Beşiktaşlılar olmak var oysa. Sadece statta, sosyal medyada ve maç seyrederken değil, sokakta da Beşiktaşlı olmak. Biz acıyla sınanmış ama her sınavdan başı dik çıkmış bir taraftarız. Bu bilgeliğimizi aktarabilmek için Beşiktaş’ın bizi çağırdığı her yere gitmek. Üzerimize her yerden gelecekler ve gelenlerin hepsi birinin adamı, zengin ve önemli olacak. Beşiktaş’ı savunma işi, sadece yöneticilere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir. Biz de örgütlü olacağız. Önümüze gelen her konuyu, gireceğimiz her tartışmayı atacağımız her adımı; “bunun Beşiktaş’a faydası var mı?” süzgecinden geçireceğiz. Hem birbirimize hem Beşiktaş’ımıza daha sıkı sarılacağız. Elimiz rafa uzatırken ve bir ürünü seçerken de Beşiktaşlı olduğumuzu hatırlayacağız, bir çocuğun başını severken de.

Ve en önemlisi, takımımızı yalnız bırakmayacağız. Yarından başlayarak önümüzde bir fırsat var. Beşiktaş’ın eksik bölgelerine yaptığı transfer olacağız. Bu takım taraftarının kanat bindirmeleriyle şampiyon olacak. Şeyh uçmazsa, müritleri olarak biz uçuracağız.

 

Cem Fante / @johncelinefante

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.