Başka Bir Beşiktaş Mümkün – 14

Lisanslı Ürünler Üzerine

Öncelikle belirtmem lazım, bu işlerin Beşiktaş’ımızda nasıl yapıldığı veya yapılmadığı ile ilgili en ufak bir fikrim yok.

Yapılan anlaşmaların içeriğini, bir ürünün teklif edilmesinden o ürünün piyasaya çıkmasına kadar olan iş akış şemasını da bilmiyorum.

Yani birazdan yazacaklarım genel bir ‘futbol kulüpleri lisanslı ürünlerle ilgili ne yapmalı ve yapmamalıdır’ yazısı.

Beşiktaş’ımızın bu konudaki çalışma sistemini bilen arkadaşlardan gelecek feedback olursa, çok memnun olurum.

Adidas ve onunla yapılan anlaşmayı daha sonra üzerine yazmak üzere bir kenara bırakıyorum.

Forma sponsorluğu tür olarak farklı dinamikleri olan bir lisanslama şekli.

Bu yazıda bahsettiğim lisanslama kol düğmesi, bornoz, küllük vs. şeklinde Beşiktaş markasının kullanıldığı genel kullanım ürünleri ile ilgili.

Kesinlikle yapılmaması gerekenler:

  • Ürün seçme, satma, gelirini toplama işini tamamı ile bir firmaya devretmek.

Manchester United diğer lisanslama işlerini de 2015 Temmuz’a kadar Nike’a bırakmıştı. 2014 gelirleri 37,5M pound, 2015 gelirleri 31,6M pound seviyesinde iken işi kendi devraldığı 2016 yılında bu gelir 97,3M pound oldu.

  • Kesinlikle ürünü satın alıp, üzerine kar koyarak satma şeklinde bir işe girmemeli.

Burada bahsettiğim işlem şu; ‘abi ben Çin’de 10.000 tane Beşiktaş armalı yüzük yaptırdım, size bunları 5 TL’den vereyim. Siz de mağazanızda 8 TL’den satın.’

Stok tutmanın, mağaza metrekaresinin kullanılan her sergi alanının ve ürünün satılmama riskinin devir alınmasının bir maliyeti vardır ve Beşiktaş gibi bir markanın bunu üstlenmesinin bir anlamı olamaz.

Firmaların Beşiktaş ‘markasıyla’ isimlerini yan yana getirmek ya da Beşiktaş logosunu ürünlerinin üzerine koymak istemelerinin sebebi Beşiktaş marka değeridir.

lisaansliformalar

Marka değeri birkaç bileşenden oluşur. Farklılık, müşteri bağlılığı, markanın çağrıştırdığı kalite ve değer, bilinirlik / popülerlik ve markanın kendine has bir karakteri olması bunların en önemlileri sayılabilir.

Firmaların futbol kulüplerine bu kadar düşkün olmalarının sebebi; 50 yıllık tarihi boyunca kaliteli ürünler üreten bir şirketin %20’ler oranında kazanabileceği ‘taraftar’ müşterinin, yani ürünü hem kullanan, hem savunan müşteri tipinin kulüplerde kendiliğinden var olmasıdır.

Bu neden önemli?

Çünkü markaya bağlı müşteri ürünün muadillerine göre biraz daha karlı satılmasına ses etmez.

Yani düz beyaz havlu 20 TL, Beşiktaş Armalı havlu 27 TL ise neden diye sormaz.

Peki nereye kadar?

 

Özdilek bornoz ile Beşiktaş Armalı bornoz arasındaki fiyat farkı ne kadar olabilir?

Hangi fiyat aralığında olan ürünlerde müsamaha daha çoktur, hangilerinde azdır? Kaç çeşit ürün yeterince üründür? Taraftar ne zaman ‘eeehh’ der?

Armayı don üzerinde gördüğünde mi, lazımlıkta mı?

Bu soruların hepsinin cevabı da baştan beri anlattığım, kulübün taraftarını tanımasında desem, siz de bana ‘eeehh’ der misiniz?

Şöyle sorayım.

Beşiktaş lisanslı bir saat yaptırma teklifi geldi. Akrep ile yelkovan Kartal kanatları olacak.

Rolex’ten de teklif var, Tahtakale’deki 1 Milyoncudan da.

Hangisiyle anlaşacağız? Kaç tane yaptırılmasına izin vereceğiz?

Bu kolay dediğinizi duyar gibiyim. Herkes Rolex alamayacağına göre Çin’de imalat yaptıran adamla anlaşalım.

kartalyuvasitirr

Hadi 1000 Beşiktaşlıdan 1’ine satarız diyelim; ilk anda 15.000 adet ürüne lisans verelim. Tahtakale’deki kardeşimiz bunları 125TL’den satsın. 25TL’sini bize versin oturduğumuz yerden 375.000TL kazanalım.

O zaman bir de alternatife göz atalım.

Beşiktaş dijital platformu ve Beşiktaş’ın Maçı Var! aplikasyonu verilerimizi inceleyelim.

Beşiktaş taraftarlarının 15.000’de 1’i Rolex kullanıyor, 15.000’de 1’i de kullanabilecek gelir seviyesinde olsun.

Bu taraftarlarımız arasında Rolex eskizleri üzerinden oylama yapalım. Onların en çok beğendiği saati 1000 adet üreteceğimizi söyleyelim. 600$’a satılan saatler üzerine 180$’da Rolex bizim için koysun. Adını Şampiyonluk Özel Serisi Sınırlı Üretim koyalım. Kutuları takım ve hocamızdan imzalı olacak bu serinin reklamını ve ön sipariş formunu potansiyel 2.000 alıcıya gönderelim. 1.000 siparişe ulaşınca üretimi başlatalım.

540.000 TL kazanalım. Beşiktaş’ımızın adı da Tahtakale 1 Milyoncusu ile değil Rolex ile yan yana gelmiş olsun.

E ama belki 1000 değil 500 Beşiktaşlıdan biri plastik saatten alacak. Belki Rolex alanlar %30 ‘Beşiktaş Marka Kar Marjına’ itiraz edecek de armasız Rolex’le farkı %20 olursa alacak. Nereden biliyoruz?

Bilmiyoruz. E peki bilmeden bu gibi kararları nasıl alıyoruz?

Hakikatten nasıl alıyoruz?

Devam edeceğiz.

Başka bir Beşiktaş mümkün.

 

Cem Fante / @johncelinefante

1. BÖLÜM

2. BÖLÜM

3. BÖLÜM

4. BÖLÜM

5. BÖLÜM

6. BÖLÜM

7. BÖLÜM

8. BÖLÜM

9. BÖLÜM

10. BÖLÜM

11. BÖLÜM

12. BÖLÜM

13. BÖLÜM

15. BÖLÜM

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.