Kriz

Nedense kriz anlarında çevredeki en sakin insan ben olurum. Allah tarafından “ihtiyacın olacak” diye pakete eklenmiş bir özellik mi, yoksa hayatımın “basamakları ateşten hamster tekerinde döner gibi” yüksek tansiyonlu geçmesinin verdiği antrenmandan mı bilinmez, felaket kapıyı çaldığında adamınız benim. İnfial eşiğim epey yüksektir. Normalde 32 sağlıklı insanı delirtecek olayı bir ömürde yaşadığım için “cinnette seçicilik” gösteririm. Bir de insanımızı iyi tanıyorum. Bizi harekete geçiren mekanizmaları da, onlar bir kere harekete geçtiğinde nasıl “laf anlamaz ormancı” hallerine büründüğümüzü de çok iyi bilirim. O yüzden şu son olup bitenleri “öküzün gamsızı kasabın bıçağını yalarmış” donukluğuyla izliyorum.

Hoca’nın Beşiktaş’ta kalması, onun yerine onu göndermeye çalışanların gitmesi için çok uğraştım. Başaramamış olmak dışında hiçbir pişmanlığım yok. Fakat bir mücadelenin ne zaman kaybedilmiş olduğunu da bilmek lazım. Şenol Güneş için Beşiktaş devri kapandı. Bunun sezon sonu ya da yarın olması tamamen Hoca’nın kişisel meselesi. Konu Beşiktaş meselesi olmaktan çıkıp bireyin duruşuyla ilgili hale geldiğinde de benim için bir önemi kalmıyor. Hatta ben, taraftarla arasındaki bağın tamir edilemez şekilde kopmuş olduğunu gözlemlediğim ve bu durumun her işler ters gittiğinde sahaya taşacağını bildiğim için bunun hemen olmasını isterim.

Bunun ne Hoca’nın Milli Takım ile ilgili soru sorulduğunda Lucescu görevde olduğu için “evet, görüşüyoruz” diyemeyip “berber, traş” falan diye saçmalamasıyla ne de kendisine sözleşme teklif edilmeyen her profesyonel gibi kariyerinin devamı için başka yere imza atmasıyla ilgisi var. Adriano nasıl büyük ihtimal önümüzdeki sezon oynayacağı yeri şimdiden ayarladıysa, bunu Hoca’nın da yapmış olması bana gayet normal geliyor.
Takım Hoca’nın gidecek olmasından etkilenmiş falan gibi de oynamıyor. Hatta bugün son zamanlardaki en iyi oyunumuzu oynadık. Ne yazık ki bunların hiçbirinin önemi yok.

NBA’de Detroit Pistons ile Indiana Pacers oyuncuları arasında tribünlere taşıp birkaç seyirciyi de içine alan bir kavga olmuştu. O kargaşa içinde Ron Artest sahadan tribüne çıktı. Birkaç sıra yukarı koşup, kendisine bira fırlattığını zannettiği bir Pacers taraftarını yumrukladı. Garibim taraftar hedefin kendisi olduğunu anladığı andan ağzının ortasına yumruğu yiyene kadar kaçacağına, tüm orta sınıf beyaz Amerikalı rasyonelliği ile “kendi bira bardağının dolu olduğunu, dolayısıyla birayı atanın o olmasının mümkün olmadığını” anlatmaya çabaladı.

Beşiktaş taraftarı son iki sezonda daha da büyük başarılar hayal ettiren zirvelerden bulunduğu yere doğru çok sert bir düşüş yaşadı. Travma halindeyiz. Yaralıyız ve canımız yanıyor. Hoca hala kendisinin haklı olduğunun görüleceğini, aklıselimin baskın çıkacağını düşünüyor. Oysa kimsenin durum analizi yapacak hali yok. Beşiktaşlılar son iki sezonda payı olan futbolcusundan yöneticisine, hocasından basın mensubuna herkesi sorumlu tutuyor. Kimin daha haklı olduğu bu noktadan sonra taraftara bir şey ifade etmiyor.

Daha önce de yazmıştım. Taraftar Beşiktaş’ı sallanırken görürse, kimseyi gözü görmez. Belli ki son iki sezonun bir hesaplaşması olacak. Tribünlerde onun sabırsızlığı var. Hoca’yı seven biri olarak kendisine bu hesaplaşma başladığında burada olmamasını tavsiye ediyorum. Kendisi için de Beşiktaş için de en iyisi bu olur.

Cem Fante

Kriz” hakkında 1 yorum var

  1. Avatar

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.