Kontrat Verme Sanatı

Vizontele filminin aklıma geldikçe gülümsememe yol açan bir diyaloğunda, Belediye Başkanı kendisine:

“Bir emrin var mı?” diye soran beceriksiz bulduğu adama, “Var, ama sana verip de zayi etmek istemiyorum” diyordu.

Futbol ile ilgilenen herkesin nasıl oynanması gerektiği ile ilgili bir fikri vardır. Nadiren fikir sahibi olduğumuzdan mı bilemiyorum, biz bu fikrin yanlış olduğu ihtimalini hiç düşünmeyiz. Dolayısıyla futbol ile ilgili tartışmalarda karşımızdakini dinlemek de, manasız bir külfet olarak algılanır. Zihnimiz tartıştığımız kişinin fikrini söylediği zaman aralığını, tekrar konuşmaya başlamamızdan önce geçmesi gereken boş süre olarak kabul eder.

Ben, en azından ülkemizde, “karşımdaki bana futbolla ilgili herhangi bir konuda fikrini söyledi, dinledim, haklı buldum ve fikrimi değiştirdim ” fenomeninin daha önce gerçekleştiğini düşünmüyorum. Benim futbolun saha içiyle ilgili fazla yazmama sebebim de aslında bu. Kendimce “Beşiktaş şöyle dizilsin, 11’de şunlar oynamasın” benzeri teorilerim var elbet, ama kimsenin fikrini değiştiremediğiniz bir alanda yazı yazmayı manasız buluyorum.

Bugün yine de saha içine müdahale eden bir şeyler yazacağım. Kulübümüzde oyunculara verilen kontratlar ile ilgili her KAP bildiriminden sonra ortaya çeşitli görüşler atılıyor. Bunlarda çok uç örnekler dışında herhangi bir fikir birliği ya da bir seferinden diğerine bir tutarlılık olmamasını, bu işin teorisine kafa yormamamıza bağlıyorum. Gelin bu yazıda, bu alt yapıyı oluşturmaya çalışalım.

Öncelikle sizinle profesyonel kontratlarla ilgili çok beğendiğim bir özlü sözü paylaşayım . Eski NBA oyuncusu, şimdinin ESPN yorumcusu Jalen Rose; “oyuncuların kontratlarındaki tutarı; oyuncunun ne kadar ettiği değil, pazarlık edebilmek için ne kozunun olduğu belirler” der.

Yani Kural 1, pazarlığa başladığınızda köşeye sıkışmamış olmanız gerekir. Aynı oyuncunun kontratının bitmesine 6 ay kala talep edeceği ile 18 ay kala talep edeceği tutar aynı olmaz. Mesela yine, santrafor transfer etmeniz gerektiğini tüm dünya bilirken, transferin son günü masaya oturduğunuz golcünün isteyeceği maaş, ilk günü aynı oyuncuya imza attırmak için ödeyeceğiniz bedelden çok daha yüksek olacaktır.

Gelelim Kural 2’ye. Bu da söylendiği zaman herhalde yani denip, uygulamaya geldiğinde kıyamet kopan kurallardan. Oyuncuların kontratlarını; geçmişte yaptıkları değil, yeni kontrat süresince yapacağı düşünülenler belirler. Oyuncuya taraftarın sevgisi takım için yaptıkları ile artar, yöneticinin görevi performansını tahmin etmek için geçmişten yararlansa da, geçmişin etkisinde kalmamaktır.

Kural 3: Bir oyuncunun, 30 yaşından sonra her yeni kontrattaki maaşı, bir önceki kontrattaki maaşından düşük olur. Bu konuda tavan, bir öncekiyle aynı kontratı vermektir. İstisna: Atiba

Bu temel prensipleri belirledikten, sonra benim fikrime göre Beşiktaş futbol takımının maaş skalası şu şekilde oluşur:

1.Basamak/Potansiyele ödenen para: Yetenekli, ruhsal ve mental anlamda eksiksiz gelişmiş; ergen/genç vücudunun yetişkin fiziğine dönüşmesi ve üst seviyede tecrübe eksikliğinin tamamlanmasıyla seviye atlayacak genç oyuncular. Max. Maaş:1.2M€

2.Basamak/Profesyoneller: Oyuncu olarak potansiyelleri belli, sahaya koyduğunuzda ne alacağınızı bildiğiniz, performansları ancak yaş, sakatlık ve yıpranma ile değişen; büyük takım seviyesinde oynayabilecek ama geleceğe dair hayal kurdurmayan oyuncu grubu. Max. Maaş:1,7M€

3.Basamak/Genç Yıldız Adayları: En az profesyoneller kadar performans gösteren ama potansiyel ve kalan kariyer sürelerinin uzunluğu nedeniyle, üst basamaklara geçiş yapma şansı olan; yani hayal kurduran oyuncu grubu. Max. Maaş:2,5M€

4.Basamak/Profesyonel Yıldızlar: Son ya da sondan bir önceki kontratlarını oynayan, halen Avrupa’nın baş altı takımlarında oynayabilecek performansta oyuncu grubu. Önemli not: bu oyunculara son kontratını veren takım lütfen biz olmayalım. Max. Maaş:3,5M€

5.Basamak/Genç Yıldızlar: Yine Avrupa’nın baş altı takımlarında oynayacak kapasitede, ama Avrupa devlerine de gidebilecek potansiyelde olan, kariyerinin geri kalan minimum 5 yılı daha fiziksel tepe noktasında geçecek oyuncu grubu. Max. Maaş:5 M€

Bu dizilişe göre kabullenmemiz gerekenler:

1.Basamak için oyuncu seçmek sadece scout değil, tıp ve psikoloji desteği gerektiren bir alan. Yöneticilerin ise mümkünse hiç bulaşmaması gereken bir mesele.

2.Basamak oyuncularımızdan yaşı ilerleyen ve sakatlık riski beliren oyuncularımıza yeni kontrat vermemek ayıp bir şey değildir.

3.Basamak olan oyuncular her zaman seviye atlamaz.

4.Basamak Yıldızların son yüklü kontratlarını almadan önce kendilerini tekrar ispatlayacakları takım olma rolü bize iyi oturdu. Bu kötü bir şey de değil. Yeter ki son kontratı verecek takımın biz olmayacağımızı ve hatta biz olmamamız gerektiğini kabullenelim.

5. Basamak oyuncu hiçbir zaman transfer edemeyeceğiz. Futbol takımımızın Avrupa başarı kaderini 1’den 5’e atlatabildiğimiz oyuncu sayısı belirleyecek.

Ve son olarak: Şu an takımımızda 5.basamak oyuncu yok. Talisca bize ait değil. Üstelik hem sürekliliğini görmek açısından karar vermek için erken, hem de oyun içi defoları şimdilik fazla.

Yukarıdaki tablo bu kadro planlamasına göre her bir basamakta olması gereken oyuncu sayısını ve buna göre toplam maliyeti gösteriyor. İşin içine teknik kadro maaşları, imza paraları, stopaj, maç başı ücretler, sağlık sigortaları ve oyunculara sağlanacak ev ve araçlar katıldığında bu tutar aşağı yukarı 60 milyon €’ya tekabül eder. UEFA’da hesaplamayı bunları dahil ederek yapıyor. 100 milyon € ve üzeri gelir elde edeceğimizi varsayarsak, bunun normal bir tutar olduğunu söylemeliyim.

Şimdi gelelim asıl çıkarıma. Yukarıdaki planlama aklınıza yattıysa; elimizdeki oyunculardan bu basamaklardan birine uymayanlar, yani aldığı maaş denk geldiği basamağın üzerinde olanlar ya da genç yıldız olarak kabul edilip profesyoneller kadar performans vermeyenler; ya yanlış alınmış ya da kontratları yanlış uzatılmış kabul edilmelidir. Bir planınız varsa, planda bir yere oturmayan oyuncuların takımda da bir yere oturamayacağını varsaymak gerekir.

Buradan doğru yapının bu olduğu ve takımımızın buna göre kurulması gerektiği sonucu çıkmasın. Yaptığım bir modellemedir ve her modelleme gibi yapanın tercihlerini içerir. Takım kurma sorumluluğu olanların da mutlaka kullandıkları standartlar vardır. Yeter ki işin teorik altyapısı, çerçevesi ve kriterleri iyi belirlenmiş olsun.

Bunlar benim doğrularım. Gayet sübjektif, az bildiğim bir meselede, kanunmuş kesinliğinde yazdığıma bakmayın. Özellikle bu yazıyla ilgili yorum, eleştiri ve kendi çıkarımlarınızı bekliyorum.

Selamlar…

 

Cem Fante / @johncelinefante

Kontrat Verme Sanatı” için 3 yorum var

  1. Avatar
    Barış Çoruh on

    Sayın Cem Bey, yazınız normal şartlar altında (nşa) düşünüldüğünde güzel bir yazı. Yani işin sadece teorisi olup, uygulamaya dökülmediğinde muhteşem oturur. Bu da sedece sanal dünyada mümkün şimdilik.Ancak ülkemiz nşa değildir. Dış etkenlerin dışında (güvenlik endişesi, döviz kurlarında artış, gelirlerin TL ‘ye dönmesi – bkz son yayın ihalesi ve giderlerin hep döviz cinsinde kalması, vergi dilimleri – yarın ne olacağı belli değil) ülkemizde yetenekli fubolcu çıkmaması, çıktığında da kulüpler ve menajerler sayesinde elmaya pırlanta gibi davranılması sonucu oyuncu ücretleri çok artmaktadır. Ayrıca yazınızda belirmediğiniz bir durumda 14 yabancı (vaye 14 yerli) kuralı sonucu 20 kişilk futbolcu grubunun kaçının yerli (altyapıda yetişmiş, ülkemizde yetişmiş ve yurtdışında yetişmiş) kaçının yabancı olması gerektiği belirtmemişsiniz. Yerli grubunun da üçe ayrıldığını düşünüldüğünde öncelikle kulübümüzün altyapıya yatırım yapması gerektiği ve yetenekli oyuncu grubunu bulması gerektiğidir. Böylece yerli ama ülkemizde yetişmiş veya yurtdışında yetişmiş (bu bizim ülkemize çok özel bir durum- çünkü süper ligde oynayan futbolcu grubunun çoğu Alman altyapısı) futbolculara ödenecek ücret de azalacaktır. Böylece takımdaki eksik noktaları yabancı fubolcularla da kapıtalabilir.
    Dış etkenler ise yabancı futbolcunun ülkemize gelmesini etkiliyor. Yani güvenlik sorununundan ve ülkemizdeki futbol kalitesizliğiden dolayı -sizin deyiminizle- 3. basamak seviyesinde olan futbolcu 5. basamak ücret isteyebiliyor veya son kontratını ülkemizde alarak aktif emeklilik hayatı yaşamk istiyor. Kasapların bol olduğu bir ligde (avrupada en çok faul yapılan ve topun en az süre oyunda kaldığı lig) oyuncunun sakatlanması kariyerini bitireceğinden dolayı, yüksek ücretler istemesi normal.
    Sonuç olarak nşa altında olamyan ülkemiz için yazdığınız yazıdaki 20 kişilik oyuncu grubuna ödenecek maaş miktarı olan yaklaşık 40 milyon euro değerini 1,7 ile çarpılması gerektiğidir. Ancak yerli ve yabancı oyuncuları küçük yaş kategorilerinde keşfedip (Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok, yapan zaten yapıyor) alınca sizin belirttiğiniz oyuncu maaş düzeyini yakalayabiliriz. Bunun yanında bu konu dolayısıyla söylenecek daha fazla söz var. Yani sadece kulüp bunu sağlasın olayı değil, şartların da normalleşmesi gerekmekte, teoriye yaklaşması için.

    Cevapla
  2. Avatar
  3. Avatar
    Cem Koray on

    ben deniyorum.
    basamak 1: atinc, utku, eslem
    basamak 2: tosic, veli, atiba, necip, tolga, marcelo, beck, rhodolfo, fabri
    basamak 3: mitrovic, oguzhan, cenk tosun, caner, talisca, aboubakar, tolgay, gokhan tore
    basamak 4: adriano, q7, babel, gokhan gonul, gokhan inler
    omer ve aras’a yer bulamadim. zaten kadroda da cok dusunulmuyorlar.
    bazi oyuncular basamak 3 ve 4’ten 2’ye dusebilir, ben iltimas gecmis olabilirim.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.