Futbola Yabancı

Yarın akşam Batuhan Bayazıt ile Demirören’in açıklamalarını ele alarak bir podcast yapacağız. Orada derinlemesine gireceğim noktalar üzerine sıcağı sıcağına da bir şeyler yazmak istedim.

Bir ülkede futbolu yönettiğini iddia eden bir adamın, kendi koyduğu bir kuralı iki yıl sonra değiştirmek için, çok net gerekçeler ortaya koyması ve delillerle kamuoyunu ikna etmesi gerekir.

O yüzden Demirören’den, futbolu kim yönetiyorsa ondan bu konuda gereken bilgileri alıp, bize iletmesini rica ediyorum.

Bu gerçekleşene kadar, aşağı yukarı hangi temelsiz savlarla önerinin bir fikri alt yapısı var havası verip, gerisini hamasetin tatlı kolaylığına bırakacaklarını bildiğim için, sizi şimdiden nelerle karşılaşacağımız ile ilgili bir hazırlayayım diyorum.

Konunun renkliler için paranın bittiği ve Avrupa umutlarının da riske girdiği döneme denk gelmesi aslında sebebin ne olduğunu net anlatıyor.

Tabii ki meseleyi “biz küçülmek zorundayız, o zaman Türk futbolu da küçülsün” diye sunamazlar.

Öne çıkan lejyonerlerden anladığımız kadarıyla, başvuracakları jokerler bildik konular.

-Milliyetçilik

İstiklal Marşı söyleyen oyuncu sayısından girip, Türk çocuklarına şans vermekten çıkan samimiyetsiz argümanlar dinledik ve dinleyeceğiz. 

Üç kulübümüzün aynı anda UEFA’da gelebildikleri en uç noktaya ulaştıkları sezonu yaşadık. Kulüpler aynı zamanda ülkeyi tanıtan dev markalardır.

Bir ülkenin milli değerlerine; markalarının uluslararası başarılarıyla değil, İstiklal Marşı söyleyebilen oyuncu sayısıyla katkı vereceklerini uman insanların, ülke futbolunda karar verici pozisyonda olmalarının, bu güzel ülke için yeterince büyük bir ayıp olduğunu düşünüyorum.

Bu vasıfta insanların fikirleriyle tatil planlanması bile büyük risk teşkil ederken, toplumsal etkisi büyük bu sektörün içinde varlıklarını sürdürmeleri, gerçekten akıl almaz bir durum.

“Oyuncu yetişmeme” meselesine, yabancı sınırlamasının katı olduğu dönemlerde Milli Takımın durumunu bilmeseniz, “acaba mı” dersiniz.

Ben de size on yıllardır oyuncu dolaşımının serbest olduğu Avrupa Liglerinin, her birinin Milli Takımı’nın bizden başarılı olduğunu hatırlatıp, aklınızdaki şüphe kırıntısını silerim.

-Para yurt dışına Gidiyor

Sektörün ekonomisini hiç anlamadıkları için; gelen yabancıya verilen bonservis ve maaştan, Türkiye’den yurtdışına giden oyuncuya verilen bonservis ve maaşı çıkararak, paranın yönünü ve gelir oluşturmayı, sadece bunun üzerinden analiz ediyorlar.

Üstelik tek boyutlu düşündüklerinde bile yanılıyorlar.

Yabancı oyuncu kısıtlaması aynı zamanda yerli oyuncu seçme mecburiyetidir.

Seçilen oyuncu havuzunun küçülmesi, her sektörde arzın azalmasıyla olacağı gibi, fiyatları suni olarak arttırır.

Maaşı yükselen yerli oyuncunun, zaten ülke futbolundaki vergi avantajı nedeniyle zor olan yurt dışında oynama şansı, sıfırlanır.

Yani siz daha az oyuncu getirseniz bile, Emre Çolak’lar, Kerim Frei’lar transfer yapamaz olur.

Serbestiyle zamanla dengelenecek olan gelen oyuncu-giden oyuncu trafiği, giden yönünde sıfırlanır.

Yine onların anladığı anlamda net transfer zararı oluşur.

Oysa Türk futbolunun sorunu yabancı oyunculara fazla para verilmesi değil; yerli ya da yabancı oyunculara takım bütçelerinin üzerinde fahiş paralar ödenmesidir.

Bunun çözümü de herhangi bir şekilde oyuncu seçme seçeneklerini kısmak değil, mali disiplin kontrollerini sıkılaştırmaktır.

Gelelim bu meseleyi yanlış anlıyorlar dediğim noktaya.

Hiçbir futbol ülkesi oyuncu satarak futbolunu kalkındıramaz. Öyle bir şey olabilseydi, Brezilya dünyanın ekonomik anlamda en başarılı ligine sahip olurdu.

Futbolda gelir, yayın haklarından oluşturulur.

Siz mali disiplini olduğu için rekabetçi, adil, oynamaya çalışan korunduğu için akıcı ve seyretmesi zevkli, gereken yatırım yapıldığı için statları ve sahaları göz alıcı ve yayın alt yapısı dört dörtlük bir lig oluşturursunuz.

Futbol federasyonu olarak branşınızın sevilmesi ve yaygınlaşması için tanıtım faaliyetleri yaparsınız. Takımlarınız doğru seçimlerle iyi oyuncular, yıldızlar getirip; güzel futbol oynatarak ligin profilini yükseltirler.

Sonra da ortaya çıkan bu ürünün, yayın haklarının uluslararası tanıtım ve pazarlamasını yaparak, gelirlerinizi arttırırsınız.

Bunu yapıp; oyuncu getirerek liginizden 3M€ para çıkışı yaptığınız ülkelerden, 10M€ yayın geliri elde ederseniz, “paralar gidiyor” diye dövünmenize gerek kalmaz.

Bunu yapacak vizyona sahip değilseniz , ülke futbolunun geleceğini planlamak gibi işlere de girmeden; koltuğu bir an önce devretmeniz, futbola yapacağınız en büyük iyilik olur.

.

Cem Fante

Futbola Yabancı” hakkında 1 yorum var

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.